Duvar'ın haberine göre Birleşik Metal-İş Sendikasının örgütlü olduğu Mata Automotiv fabrikasında çalışan kadın işçi Serap C., performans düşüklüğü gerekçe gösterilerek işten çıkarıldı. Serap C., işten çıkarılması ile ilgili olarak işyeri sendika temsilcisinden bilgi almak istedi. İşyeri temsilcisinden ‘Beni ilgilendirmez yanıtını’ alan Serap C. süreci Evrensel gazetesine yazdı.

Aynı zamanda da Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği’nin bir üyesi olan Serap C.’nin mektubunun Metal İşçilerinin Sesi facebook sayfasında da yayınlanması üzerine, sosyal medyada saldırıya maruz kaldığını belirtti.

Serap C.’nin sosyal medyada saldırılara maruz kalmasının adından, Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği üyesi kadınlar bir açıklama yayınladı. Yaşanan süreci Birleşik Metal İş-Sendikası Başkanı Adnan Serdaroğlu ile görüşen, Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği üyesi kadınlar, Sedaroğlu’dan konunun soruşturulacağı sözü aldıklarını, ancak soruşturmanın Serap C. ile görüşülmeden tamamlandığını belirttiler.

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği tarafından yapılan açıklamada ise “Birleşik Metal İş Sendikası’ndan bu konuların açıklığa kavuşturulmasını ve kadın arkadaşımızın da sürece katıldığı yeni bir soruşturma yürütülmesini talep ediyoruz” ifadeleri yer aldı.

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği’nin gönderdiği bilgilendirme metni ise şöyle: 

“Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğimizin üyesi olan Serap C., Tuzla Organize Sanayi bölgesinde bulunan ve Birleşik Metal İş Sendikasının örgütlü olduğu araba parçaları üreten Mata Auotomotiv fabrikasında çalışıyordu. Ağustos ayında performans düşüklüğü gerekçe gösterilerek arkadaşımız Serap’ın işine son verildi. Serap, işten çıkarılması ile ilgili olarak işyeri sendika temsilcisini arayarak işten çıkarıldığını ve ne yapması gerektiğini sorduğunda işyeri temsilcisinin ‘Beni ilgilendirmez ne yaparsan yap…’ şeklindeki baştan savma bir tutumuyla karşı karşıya kaldı. Fabrikada 5,5 aylık bir işçi olduğu için ve hukuki açıdan yapabileceği hiçbir şey olmadığı için imza atıp işten çıkmak zorunda kaldı. Evrensel gazetesinin okur sayfasına fabrikada yaşanan haksızlıkları, kendi yaşadıklarını ve işyeri temsilcisi ile yaşadığı bu diyaloğu anlattığı bir mektup yazdı. Bu mektubu daha sonrasında (yaklaşık 30 bin takipçisi olan) Metal İşçilerinin Sesi facebook sayfasında yayınlandı. Mektup yayınlandıktan sonra Mata’nın işyeri baş temsilcisi tarafından fabrikanın işçisi olmayan bir kadın adına sahte bir hesap açılarak yorum kısmında çeşitli hakaretlere maruz bırakıldı. Aynı işyeri temsilcisi, fabrikada 20’ye yakın erkek işçiyi de örgütleyerek aynı biçimde Serap’ın kadın kimliğine, kişiliğine yönelik hakaret içeren cinsiyetçi yorumlar yazmalarını sağladı. Ağır hakaretler, cinsiyetçi yaftalamalar ve aynı zamanda fabrika içinde yaşanmayan olayların sanki yaşanmış gibi yansıtıldığı bir karalamalara maruz kalan arkadaşımız yalnızlaştırılmaya da çalışıldı. Bu, açık bir tacizdir. Bu tacize özne olan kişinin işyeri temsilcisi olması ise vahimdir.

"Sendika tutum almalı"

Biz Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği olarak arkadaşımızın kişiliğine, yaşam tarzına yönelik yapılan saldırıları, yaşadığı tacizi ve Mata Automotiv’de temsilci olan kişilerin sergiledikleri tutumu aktarmak için Birleşik Metal-İş sendikası başkanı Adnan Serdaroğlu’ndan bir randevu talep edip görüşme gerçekleştirdik.

Bu görüşmede kadın kimliğine yönelik bu saldırıyı ve işyeri temsilcisinin bu saldırıların örgütleyicisi pozisyonunda olmasını, hatta işyeri temsilcisinin ‘bu işçiyi biz işten attırdık’ şeklindeki söylemlerini aktardık. Duruma sendikanın nasıl yaklaştığını sorduk. Mata’da çalışan arkadaşların ve tanıdık işçilerin bize işyeri temsilcisinin akşam işçi servislerine binerek işçilerin elinden telefonlarını aldığını, facebook hesaplarından o işçilerin ağzındanmış gibi yorumlar yazdığını, bu durumdan kendilerinin haberdar olup olmadığını sorduk. Birleşik Metal İş Sendikası Başkanı Adnan Serdaroğlu konuşmamız sırasında ‘kadının beyanının esas olduğunu’ söyledi. Bunu olumlu bir yaklaşım olarak görüp, arkadaşımıza yönelik bu cinsiyetçi saldırılar konusunda sendika olarak duruma müdahale etmelerini talep ettik. Kadın işçilere yönelik başta 8 Mart günlerinde olmak üzere pek çok zaman birçok iş yapan sendikanın bu iki işyeri temsilcisi ile ilgili bir tutum alması gerektiğini ifade ettik.

"Nasıl işçi artabilir"

Adnan Serdaroğlu bize Serap için ‘O, bir siyasi partinin üyesi midir?’ şeklinde bir soruyu yöneltti. Bizler de öyle olsa bile bunun sadece patronu rahatsız etmesi gerektiğini, bunun sendikanın işi olmadığını, bir kadının yaşam şekline, kişiliğine, kimliğine yapılan saldırı, taciz ve haksız yere işten atılması ile ilgili bu görüşmeyi gerçekleştirdiğimizi söyledik. Bir işyeri temsilcisinin kendini patron yerine koyup nasıl işçi attırabildiğini sorduk.

Bize ‘Madem üyemiz böyle bir sıkıntı yaşadı, neden sendikaya başvurmadı?’ şeklinde bir soru yöneltildi. Bu sorunun cevabını bizim veremeyeceğimizi ama sendikasına olan güvensizliğinin buna sebep olabileceğini söyledik. Yöneltmiş olduğumuz sorularımıza soruşturmadan sonra cevap verileceğini söyleyip, Genel merkez sekreteri Nuran Gülenç’e soruşturma görevi verildiğini ifade etti.

Konuyla ile ilgili gelişmeleri sormak için Nuran hanıma mail attığımızda Adnan Serdaroğlu tarafından bize cevap verileceği söylendi. Görüşmenin üzerinden 10 gün geçmesine rağmen tarafımıza bir dönüş yapılmadı. Sendika tarafından soruşturma ile ilgili olarak kadın arkadaşımız aranmadı.

Biz de bir kez daha soruşturma ile ilgili olarak Adnan Serdaroğlu’nu arayarak bilgi almak istedik. Adnan Serdaroğlu ile yaptığımız görüşmede hem erkek hem de kadın temsilciler ile bir soruşturma yürüttüklerini, kusurlu olanın Serap C. olduğuna karar verdikleri tarafımıza iletildi. Neden kusurlu bulunduğu sorusunu yönelttiğimizde, Serap’ın fabrikada siyasi bir partinin çalışmasını yürüttüğünü ve bu sebeple işten patron tarafından çıkartıldığı söylendi. İşyerinde yaşadıkları ve işyeri temsilcisinin tutumunu eleştiren mektubu sonrasında Serap’a kadın kimliği ve yaşam tarzı üzerinden yapılan hakaretlerde ve tacizlerde bizzat baş temsilcinin sahte hesaplar kullanarak attığı mesajları hatırlatarak sendika olarak bu duruma birşey demedikleri takdirde sergiledikleri bu tutumdan ötürü kendilerini eleştireceğimizi ve kadın örgütlerine bir çağrıda bulunacağımızı söyledik.

Bizler dernek olarak Serap arkadaşımızla dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz. Bir fabrikada bir kadın işçinin işten çıkarılması sürecinin bir tacize ve hakaretlerle dolu bir sürece dönüşmesinde bizzat işyeri temsilcisinin bu biçimde rol almasını kabul etmiyoruz. Bunun büyük zorluklarla çalışan ve mücadele eden kadın işçilere dönük de bir gözdağı olduğunu düşünüyoruz. Birleşik Metal İş Sendikası’nı bütün bu süreç boyunca aldığı yanlış tutumundan ötürü de kınıyoruz.

Sendika tek taraflı bir soruşturma yürütmüş, ‘kadının beyanı esastır’ denilmesine rağmen işyerindeki erkek temsilcilerin beyanlarını dikkate almış ve onların haklı olduğunu kabul eden bir tutum içerisine girmiştir.

"Patron ahlakı mı?"

Bir kez daha soruyoruz. Kadın arkadaşımızın haksız işten atılma sürecinde haksızlığı gidermek adına verdiği mücadeleyi ‘işyerinde siyaset yapmak’ olarak ele alan bir sendikacılık kadın işçilere dost bir sendikacılık olabilir mi? Kadın arkadaşımıza dönük cinsiyetçi saldırıların bizzat muhatabı işyeri temsilcisi olmuşken ‘kadın dostu bir sendikacılık’ yapmak mümkün olabilir mi? Sürecin doğru yönetilemediğini düşünüp, konuyla ilgili adım atılması beklentisiyle sendikaya yaptığımız girişimler neticesinde kadının beyanını esas alan ve adil bir soruşturma süreci işleteceğini düşündüğümüz sendikanın konunun muhatabı olan kadın arkadaşımızla bir kez bile görüşmemiş olması kabul edilebilir mi? ‘İş ahlakı’ kimin ahlakıdır; işyerinde siyaset tartışmaları yapmak hangi ‘ahlaka’ aykırıdır? Patronun ahlakı mı? Sendika bu ‘ahlakı’ savunuyor mu?

Birleşik Metal İş Sendikası’ndan bu konuların açıklığa kavuşturulmasını ve kadın arkadaşımızın da sürece katıldığı yeni bir soruşturma yürütülmesini talep ediyoruz.

Kadın örgütlerinden de bu konunun takip edilmesini, gündem edilmesini, kadın arkadaşımızın yanında yer almasını rica ediyoruz.”