Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR) tarafından hazırlanan Şubat 2018 dönemi İşsizlik ve İstihdam Raporu'na göre, geniş tanımlı işsizlik yüzde 17,6, geniş tanımlı işsiz sayısı 5 milyon 981 bin, resmi işsiz sayısı 3 milyon 275 bin. Çırak ve stajyerlerin oranı yüzde 2,1'den yüzde 6,8'e yükseldi. Genç işsizliği yüzde 19,3 ,yüksek öğrenim kadın işsizliği yüzde 16,6, kadın işsizliği yüzde 13,4. Genç kadın işsizliği yüzde 25, tarım dışı genç kadın işsizliği ise yüzde 29,8.

 
DİSK-AR, açıklamasında TÜİK'in standart işsizlik tanımını da eleştirdi:
 
"TÜİK tarafından kullanılan standart işsizlik tanımı referans dönemi içinde istihdam halinde olmayan kişilerden iş aramak için son dört hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan 15 ve daha yukarı yaştaki kişiler işsiz kabul edilmektedir. Bu hesaplama yöntemi işsizliğin gerçek boyutlarının anlaşılmasını zorlaştırmaktadır." 
 
"Geniş tanımlı işsizlik hesaplaması klasik dar tanım kapsamında yer alan işsizler yanında, iş bulma ümidini kaybeden işsizleri, iş aramayan ancak çalışmaya hazır olan işsizleri, mevsimlik ve zamana bağlı eksik çalışanları kapsayan alternatif işsizlik tanımıdır. Çalışma ekonomisi literatüründe kullanımı giderek artan bir hesaplama yöntemidir."
 
DİSK-AR, istihdamın artışı raporlarında stajyer ve çırakların artışının ciddi rol oynadığını belirtiyor. DİSK-AR, durumu şöyle değerlendiriyor:
 
"Ocak 2018’de istihdam seferberliğinin ikinci fazında işverenlere istihdam teşviklerinin artarak süreceğinin ilan edilmesiyle birlikte istihdamda güvencesiz istihdam artışı da sürüyor. 
TÜİK’in 15 Şubat 2018’de açıkladığı Kasım 2017 Hane Halkı İşgücü Araştırması verilerine göre geçen yılın Kasım ayına göre istihdam 1 milyon 448 bin kişi artış gösterdi. Ancak Kasım 2017 SGK verilerin ve TÜİK verileri karşılaştırmalı olarak incelendiğinde istihdam artışının nedeni ortaya çıkmaktadır. "
 
DİSK-AR işsizlik raporunun sonunda, istihdam durumunu düzeltmek için önerilerini şu şekilde sıralıyor:

"Herkesin çalışması için, herkesin daha az çalışması” ilkesi doğrultusunda haftalık çalışma süresi gelir kaybı olmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.

Uluslararası çalışma normları doğrultusunda herkese en az bir ay ücretli yıllık izin hakkı tanınmalıdır.

İstihdam artışlarında kamunun payı dikkate değerdir. Kamu istihdamının artırılması, kamuda eğreti ve güvencesiz çalışma biçimleri yerine, kadrolu ve güvenceli istihdam artışının sağlanması yaşamsal önemdedir. Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalı ve kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.

Güvencesiz çalışma biçimlerine son verilmeli, tüm taşeron işçilere kadro verilmelidir. Kamu taşeron işçileri kamu işçisi olarak kadroya alınmalıdır.

Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun “insana yaraşır iş” yaklaşımı temelinde herkese güvenceli ve nitelikli işler sağlanmalıdır.

Kiralık işçilik yasası (6715) Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmelidir.

Sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımı güvence altına alınmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Toplum yararına çalışma programları kapsamında çalıştırılanlar daimi işçi statüsüne geçirilmelidir.

İş başında eğitim adı altında çırak ve stajyerlerin ucuz işgücü deposu olarak kullanılması uygulamasına son verilmelidir.

İşsizlik Sigortası Fonunun amaç dışı kullanımına son verilmelidir.

Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım hizmetleri devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır.