Türk-İş geleneksel iftar yemeğinde konuşan Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, "Bu ülke varsa biz varız. Bu ülke yoksa ne sendika var, ne parti var, ne cumhurbaşkanı adayları var" dedi.

Türk-İş'in 5 yıldır geleneksel olarak devam eden iftar yemeği, Türk-İş'e bağlı sendikaların genel başkanlarının katılımıyla gerçekleşti. İftar yemeğinde konuşan Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, geçtiğimiz Cumartesi Başbakan Binali Yıldırım'la görüşme fırsatı bulduğunu belirterek,
 
"Taşeronlarda kadroya geçemeyip dışarıda kalan özellikle KİT'ler başta olmak üzere kadroya girmeyen arkadaşlarımız var. KİT'lerin dışında da toplam 85 bini kapsayan kadroya girmeyen bizzat asıl işi yapan arkadaşlarımız var. İki aydır bundan ses yoktu. İki gün evvel Batman'da Başbakanımız 'O iş bende, o iş bitti' diye ifade etti. Çalışma Bakanı da Adana'da 'Bununla ilgili konuşmayacağız, arkadaşlarımızı kadroya geçirmeye başlayacağız' diye ifade etti. Bugün Maliye Bakanıyla konuşma imkanı buldum. Taşeronlarla, KİT'lerle ilgili konu. Bir çalışma yaptığını söyledi. Yani bir an evvel KİT'lerle ilgili, kadroya geçmeyenlerle ilgili verilen sözlerin tutulmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
 
"Devlet şekerden elini çekmemeli. Devlet şekerden elini çekerse ne ülke için iyi olur, ne insan sağlığı için iyi olur ne de alanlar için hayırlı olur" diyen Atalay, sözlerine şöyle devam etti:
 
"Örgütlenmeyle ilgili 15 milyonun çalıştığı bir ülkede toplasanız 2 milyon örgütte varız. Bu 2 milyonun şu anda 950 bin civarında arkadaşımız bizde örgütlü. 600 bin civarı Hak-İş'in var. 130 bin civarı DİSK'in var. Memur sendikaları zaten devletle örgütlü. Sene başında aldığımız ücreti sene sonunda almak istiyoruz. Sene başında bir arkadaşımız 3 bin lira para alıyorsa bu para sene sonunda 2 bin 603 TL'ye düşüyor. Bütün siyasi partiler, cumhurbaşkanı adayları ev vaat ediyorlar, işsize iş vaat ediyorlar ama bu bizim kamuoyu için önemli taleplerimizden bir tanesi. Bu mesele 15 milyonu ilgilendiriyor."
 
Emekli maaşının asgari ücretin altında olmaması gerektiğini kaydeden Atalay, "Memur arkadaşlarımız memur sendikalarının sözleşmelerinden istifade ediyorlar iki senede bir ama bizim işçi emeklileri kamu sözleşmelerinden istifade edemiyorlar. Talebimiz biz her iki yılda bir kamu sözleşmeleri ne zam alıyorsa aynı zammı işçi emeklerine versinler" şeklinde konuştu.
 
Atalay, Türkiye'de 11-12 yaşında çalışan 2 milyon çocuk işçinin olduğunu vurgulayarak, "Sokaklarda kağıt toplayan arkadaşlarımız var ve onların bir derneği var, Sokak Atık Toplayıcıları Derneği. Pazartesi günü kağıt toplayan 100 arkadaşımızla Ankara'daki bütün sendika başkanlarının katılımıyla beraber iftar yapacağız. Ülkemizde 11-12 yaşında çalışan 2 milyon çocuk işçi var. Çalışma Bakanlığı bununla ilgili bu sene bir kampanya başlattı. Bu çocuklar okula gitmesi gerekirken, tatil yapması gerekirken çalışıyorlar. Bu ülkedeki kitle örgütleri, işçi örgütleri, iş veren örgütleri, siyasi partiler her şeyden önce bu çocukları çalıştırmamaları gerekiyor" açıklamalarında bulundu.
 
"Bu ülke varsa biz varız. Bu ülke yoksa ne sendika var, ne parti var, ne cumhurbaşkanı adayları var. O yüzden siyasi parti adayları ağızlarından çıkanı iyi duysunlar, çünkü 24 Haziran'da biz yine bu ülkede beraber yaşayacağız" diyen Atalay, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. "İktidar cephesinden işçilere yönelik olarak çok net vaat gözlemlediniz mi ve bu sandığa gidildiğinde nasıl bir etki oluşturacak?" sorusu üzerine Atalay, "Çok şey söyleniyor. Bu meclis kurulduğundan beri ben hiç işçi ağırlıklı bir meclis olduğunu görmedim. Hep işveren ağırlıklı bir meclis oldu. Seçilebilecek 600 vekilden işçi kökenli kimseyi görmüyorum. İşçinin olmadığı yerde işçi adına bir çalışmayı beklemek hayal olur" diye konuştu.
 
Dolar ve asgari ücret arasındaki ilişkiye yönelik soru üzerine Atalay, "Asgari ücretle ilgili komisyon 5-6 ay sonra tekrar bir araya gelecek. O zaman komisyon dolardan dolayı, enflasyondan dolayı farkı talep edecekler" değerlendirmesinde bulundu.