Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Emek Büroları Genel Koordinatörü Veli Ağababa’nın İnşaat işçilerinin güncel sorunları üzerine bir rapor hazırladı.

3. Havalimanında yaşanılan emek sömürüsünün tartışıldığı günümüzde rapor Türkiye’nin dört bir yanında 3. Havalimanında yaşanılanları aratmayan uygulamalarla karşılaşıldığının da ispatı niteliğinde.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Emek Büroları Koordinatörü Veli Ağbaba’nın hazırladığı inşaat işçiliği raporu şöyle;

‘İnşaat sektörü her yerde aynı’

Türkiye’de inşaat sektörü emek-yoğun bir sektördür. AKP iktidarının 16 yıl boyunca sermaye birikimi adına stratejik tercihlerinin önemli bir kısmı inşaat sektörüne göre düzenlemiş ve bu sektör birikim sürecinin tanımlayıcı öğesi durumuna gelmiştir. Sektör bu alanda tercihini emeğin ucuz ve güvencesiz bir şekilde yönetilmesini öncelikle tercih etmiştir.

3.Havalimanı inşaatında meydana gelen gösterilerin temel nedeni inşaat sektöründe ki çalışma yaşamının güvencesiz ve sağlıksız koşullarda yönetilmesinden kaynaklanmaktadır. 3. Havalimanı öznelinde Türkiye genelinde inşaat sektöründe çalışma hayatı hemen her yerde aynı şekildedir. İşçi sağlığı ve güvenliği, taşeron çalıştırma, düşük ücretler, sendikasızlaştırma politikaları en nihayetinde ülkemizde sayısı 2 milyona yaklaşan inşaat işçilerinin temel sorunlar arasında yer almaktadır.

‘AB ülkelerine göre 3 kat fazla’

İşçi Sağlığı ve Güvenliği verilerine göre Türkiye’de yaşanan ölümlü iş kazalarının işkollarına dağılımı incelendiğinde ‘’İnşaat’’ sektörü ön plana çıkmaktadır.

Buna göre;

2015-2018 yılları arasında yaşanan işçi ölümlerinin iş kollarına göre oranı incelendiğinde inşaat sektörü yüzde 20 ile 22 arasında yer almaktadır.

İnşaat sektöründe son 5 yılda toplam 35 bin iş kazası gerçekleşirken, bu kazalar neticesinde 1754 işçi öldü, 1940 işçi sakat kalmıştır.

İnşaat sektöründe her yıl ortalama 70 ile 90 bin kişi meslek hastalığına yakalanma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

İşçi ölümlerinde AB ülkeleri arasında birinci sırada yer alan ülkemiz de inşaat iş kolunda çalışırken yaşamını yitiren işçi sayısı AB ülkelerine oranla yaklaşık 3 kat daha fazladır.

2018 Ağustos verilerine göre en az 180 işçinin iş yerlerinde yaşamını yitirdiği ülkemizde, inşaat iş kolu ölümlü kazaların en çok yaşandığı iş kolu olarak göze çarpmaktadır.

İstanbul Esenyurt’da 11 işçinin kaldıkları çadırda yanarak yaşamını yitirmesi, Torunlar Center’da asansör kazası sonucu 10 işçinin yaşamını yitirmesi gibi öznel örnekler, ülkemiz de inşaat işçilerinin çalışma alanları olan şantiyelerde iş güvenliğinin ihmal edilmesinden kaynaklanmaktadır.

Her gün ortalama 3 ile 5 işçinin iş yerlerinde yaşanan kazalar neticesinde hayatını kaybettiği ülkemizde, inşaatlar da yaşanan ölümlü iş kazaları neredeyse bu sayının yarısına tekabül etmektedir.

‘Sendikalaşma yok’

2018 Temmuz ayı iş kolları ve iş kollarına göre sendikal istatiksel oran göz önüne alındığında;

İnşaat iş kolunda çalışmakta olan kayıtlı işçi sayısı 1.805.928 kişidir

Ülkemizde 14.121,664 işçiden sadece 1.802.155’i sendikalıdır. Yani ülkemizdeki sendikalaşma oranı mevcut kayıtlı çalışan işçilerin sadece yüzde 12.76’sına denk düşmektedir.

Sendikalaşma oranında ki bu düşük oran inşaat sektöründe de gözlemlenmektedir. Ülkemiz de iş kollarına göre en düşük sendikalaşma oranı yüzde 3,4 ile inşaat iş kolunda görülmektedir.

Ayrıca İnşaat iş kolu iş kolları istatistiğine göre istihdamın en çok olduğu iş koludur. 2 milyona yaklaşan kayıtlı çalışan işçi sayısının dışında yaklaşık 700 bine kayıt dışı olarak çalışan işçi sayısının varlığından bahsedilmektedir.

İnşaat iş kolu aynı zamanda taşeron çalışma ilişkilerinin yani alt işveren sisteminin yoğun olarak uygulandığı bir sektördür. Çalışma ilişkilerinin bir iş yerinde neredeyse yüzde 90’ı taşeron ilişkilerine devredilmiştir.

‘Çalışma koşulları vahim durumda’

İnşaat alanları ülkemiz de işçilerin en çok hak ihlaline uğradığı iş yerleri olarak değerlendirilebilir. Özellikle inşaatlarda işçi işveren ilişkisinin alt işverenlik yani taşeron çalışma sistemine dâhil edilmesi bu hak ihlallerini arttırmaktadır. İşçilerin çalışma alanları tamamen denetimsizliğe terk edilirken ayrıca şantiyelerde ki barınma koşulları da işçiler için bir o kadar vahim durumdadır. Günlük yevmiye usulüne göre çalıştırma veya ücret ödemelerindeki düzensizlik işçilerin en çok yaşadığı sorunlar arasında yer almaktadır.

Buna göre;

İnşaatlarda çalışan işçilerin günlük aldıkları 80 ile 100 arasında değişmektedir.

Açlık sınırının 2 bin TL’ye dayandığı ülkemiz de inşaat işçilerinin birçoğu asgari ücret ile çalışmaktadır.

İnşaat işçilerinin sigorta ödemeleri ise diğer bir sorun olarak göze çarpmaktadır. SGK ve TÜİK verilerine göre sayısı inşaat sektöründe sayısı 700 bine yaklaşan kayıt dışı çalışma bu sorunu çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Tüm üretimin çok katmanlı taşeron çalışma ilişkilerine dayanması, inşaat işçileri üzerinde zaman baskısı, işçiler arası rekabet, işçiler için her an burun buruna kalınacak bir risk olarak işsizlik gibi önemli sorunları ortaya çıkarmaktadır.

4857 sayılı iş kanunundan açıkça belirtilen çalışma saatleri ve fazla mesai koşulları inşaat sektöründe açıkça ihlal edildiği alanların başında gelmektedir. Günlük 8 saati aşan çalışma saatleri ve fazla mesai uygulamasının ücret veya izin karşılığına denk gelecek şekilde düzenlenmemesi işçilerin yaşadıkları en büyük sorunlardan biridir.

Küçük ve orta ölçekli şantiyeler ağırlıklı olmak üzere pek çok şantiye alanında işçiler inşa ettikleri binaların katlarında, son derece tehlikeli ve sağlıksız koşullarda yatmak zorunda kalmaktadır. Ayrıca şantiye alanlarında kurulu olan çadırlar veya derme çatma kulübe tarzı odalarda işçiler oldukça sağlıksız bir ortamda barınmaktadır.

Şantiyeler işçilerin 24 saat yaşam alanı olduğu için sadece barınma yerlerine odaklanmak da eksik kalıyor. Sağlıksız yemekhaneler, yetersiz ve sağlıksız duş ve lavabolar da barınma sorununun önemli bir parçasını oluşturmaktadır.

Çözüm önerileri

Ülkemiz de inşaat işçilerinin en temel talepleri insan onuruna yakışır bir çalışma ortamının sağlanması, iş güvenliği denetiminin yaygınlaştırılması ve en nihayetinde ücret ödemelerinde yaşanan gecikmelerin önüne geçilmesi yönündedir. Ayrıca barınma koşullarının düzeltilmesi ve kayıt dışı çalışmanın önüne geçilmesi de inşaat işçilerinin temel istekleri arasında yer almaktadır.

Buna göre Çalışma Bakanlığının şantiye alanlarına yönelik;

Tüm çalışanların, işçi sağlığı ve iş güvenliğine yönelik düzenlemelerinin yaşama geçirilmesi, risk değerlendirmesi yapılması, işyeri çalışma düzenlemelerinin belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca inşaat alanlarında yaşanan iş kazalarının önüne geçilmesi için ayrı komisyonların oluşturulması ve denetimlerin sıklaştırılması gerekmektedir.

İnşaat iş kolunda Taşeron ve güvencesiz çalışma sisteminin tamamen yasaklanması gerekmektedir.

İş sağlığı ve Güvenliği uzmanlarının bulunmadığı çalışma alanlarına yönelik sıkı tedbirlerin alınması gerekmektedir.

İşçilerin barınma koşulları hem çalışma bakanlığı hem de sağlık bakanlığı tarafından düzenli olarak denetlenmesi gerekmektedir.

İnşaat iş kolunda yaşanan meslek hastalıklarına yönelik işçilerin düzenli olarak sağlık kontrollerinden geçirilmesi gerekmektedir.

İnşaatlarda günlük çalışma saatinin 7,5 saat olarak acilen hayata geçirilmesi, 4857 sayılı iş kanununda yer alan çalışma saatlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekmektedir.

Kayıt dışı istihdamın önüne geçilmesi ve çalışan tüm işçilerin SGK kayıtlarının yapılıp yapılmadığı sıkı bir şekilde denetlenmelidir.

Ölümlü iş kazaların başında gelen inşaat sektörünün tehlikeli iş kolları kapsamında değerlendirilmesi ve buna uygun çalışmaların bir an önce yerine getirilmesi gerekmektedir.