Biz ne kadar görmesek de patronlar örgütlenirler. Hemen hemen hepsi birbirlerine sahip çıkarlar çünkü azınlıktalar ve azınlıkta olan bir grup çoğunluk olana nazaran daha iyi örgütlenir.

Mesela bir patron eğer ki işçilerin tutumundan memnun değilse ki hiçbir zaman memnun değildirler işçileri işten çıkarıp yerlerine başka işçiler bulmakta zorlanmaz çünkü diğer patronlar ona bu konuda yardımcı olurlar ve işten çıkarılan işçiler kolay kolay iş bulamazlar.

Çoğu patrona haber verilmiştir “işe almayacaksınız” diye. Bütün işçiler bu sorunu yaşamışlardır ve sonuç işten çıkarılan grubun dağılmasıyla hepsinin ayrı ayrı işlere girmesidir. Amaç çok açıktır aslında, bir örgütlenmeye izin vermemek. Burjuvazi çok iyi biliyor örgütlenmenin ne demek olduğunu ve zaten kendisi de ne kazandıysa örgütlü olduğu için kazandı. Eğer ki işçiler örgütlenirse kazanımlar elde edecekler.

Nasıl ki feodalizmin omuzları üzerine çıkan burjuvazi olduysa burjuvazinin omuzları üzerinde de kapitalistler duruyor kapitalizmin omuzları üzerinde de işçi sınıfı durmak istediği zaman diğer ayrıcalıklı sınıf alt tarafta ezilir.

Kapitalizm işsizlik sorununu çözmek istiyor aslında fakat buna gücü yetmiyor.şöyle bir düşünecek olursak eğer ki ülkemizde işsizlik olmasaydı bu seferde patronlar zor durumda kalacaklardı.ve kapitalizm bir seçim yapmaya kalkıştığında çoğunluğun değil azınlığın tarafını tutar bu yolun izlenmesi çok doğaldır çünkü sermaye sınıfının omuzları üzerinde duruyor zaten yani bir avucun.

“Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” deniliyordu. Bıraktık yaptılar, bıraktık geçtiler. Sonuç yoksulluk ve hüsran.

Neden işsizlik var sorusunu cevaplayan bir işçi şunu söyleyecektir:

“Biz işçiler ne zaman işverenden zam istersek ya da çalışma koşullarımızın daha insancıl olmasını talep ettiysek bizleri her zaman dışarıda daha az ücrete ve daha ağır koşullara çalışacak işsizler ordusunun tehdidiyle karşıladı.”

O halde şunu diyebiliriz, patronların tahtı işsiz olanların gücüyle inşa ediliyor. İşsizlerin olması bir zorunluluktur. Aksi takdirde tüm taleplerimizi kabul etmek zorunda kalırlar.

Neden işsizlik var sorusunu bir patrona sorduğumuzda ise şunu söyleyecektir:

“İşsizlik var çünkü işçiler iş beğenmiyorlar, azıyorlar. İstiyorlar ki tüm mülkiyetimi onlara hibe edeyim. Ben kendim çalışıp kazandım ve patron oldum. Onlar da çok çalışırlarsa (insanların emeğine el koyarlarsa, hırsızlık yaparlarsa, sırtlarını hükümete dayarlarsa ve en önemlisi şerefsiz ve aşağılık olurlarsa) bir gün iş sahibi olabilirler. Aza kanaat etmeyen çoğu bulamayacaktır. İşsizliğin olması benim sorunum değil işsizlerin sorunu.”

Yani anlayacağınız üzere amaç sadece kar elde etmek değildir. Bu sömürü düzenini ayakta tutmak için işsizlik şarttır. İşsizlik emekçilere vurulmuş bir darbedir fakat şunu çok iyi biliyoruz ki üretenleri öldürmeyen darbe daha da güçlendirir.

Kapitalizm doğası gereği yıkıcıdır. İşsizlik sorununu çözemez. Onun yapabileceği tek şey bir sorunu başka bir sorunla yamamaya çalışmak ve bu yama patlak verdiği zaman onu iyileştirecek olan Keynesyen merhemi de tükenmiş durumda.

Ekonomik krizlerde burjuvazi ve proletarya karşıtlığı o kadar meydana çıkar ki bu hayret vericidir ve bu antagonizmayı işçilerin lehine kullanmak bir zorunluluk haline gelir.

Demokratlara göre bu düzen işlemiyor. Fakat bizce çok iyi işliyor. Önemli olan ekonomik krizden etkilenen emekçilerin kendi iradelerini ortaya koymaları ve kapitalizmin sunduğu bu fırsatı örgütlü bir şekilde kendi lehimize kullanabilmemizdir.

İşsizlik ve yoksulluk yaratan bu düzeni yıkacağız, işçilerin eliyle ve kiniyle.