Tabii ki muamma değil. Bunu daha önce yaptıkları politikalardan, emekçilerin birikmiş çeşitli hak ve fonlarını gasp etmelerinden, patronlara peşkeş çekmesinden anlayabiliyoruz. Bunun en son ve en çarpıcı örneğini İşsizlik Sigortası Fonu’nda gördük.

Çalışanların maaşlarından yapılan kesintilerle oluşturulan İşsizlik Sigortası Fonu, 2018 yılının sonunda yaklaşık 124,3 milyar TL büyüklüğüne ulaştı. Ancak bunun ne kadarının işsiz kalmış emekçilere (malum resmi verilere göre de işsizlik %15) ayrıldığının verileri gün gibi ortada. Geçen yıl 34.6 milyar lira gelir elde eden İşsizlik Sigortası Fonu’ndan işsizlere 5.8 milyar lira ödenirken, işverene yapılan ödemelerin toplamı 17.4 milyar liraya ulaştı.

İşsizlik Fonu bir süredir işverenler için “istihdamı teşvik” amacıyla kullanılıyor. İŞKUR’da eğitim adı altında işsizler, “bir işçi sizden bir işçi bizden” uygulaması kapsamında, ödemeleri işsizlik fonundan ödenmek üzere işe alındı. Yani işçiye patronun vermesi gereken maaşı işçilerin işsizlik fonundan keserek işçiye veriyorlar. İşçinin cebinden alıp işçiye patron veriyormuş gibi göstermek kısaca. Sadece bununla da kalmadılar. Son olarak 3 kamu bankasına (Halkbank, Vakıfbank ve Eximbank) fondan 11 milyar TL aktarıldığı ortaya çıkmıştı. Kamu bankası diyoruz ama kamunun yararına bir iş yaptıklarından daha çok futbol kulüplerine, yandaş müteahhitlere ucuz, yüksek krediler vermelerinden de kamu yararına çalışmadıkları açıkça ortadadır. Konuyu da dağıtmadan fonun akıbetine devam edecek olursak devletin bu fondan ayrıca 5 milyar civarında vergi kestiği ortaya çıkmış. Yani işçilerin maaşlarından kesintiler yapılarak biriktirilen bu İşsizlik Sigortası Fonu’nun yaklaşık üçte birinin işsiz kalan işçilere ayrıldığı geri kalan kesimin patronlara, sermayedarlara bankalara peşkeş çekildiği gün gibi ortadadır.

Türkiye'de 1936'da çıkarılan ilk iş yasasıyla çalışma hayatına giren kıdem tazminatı, bugüne kadar birçok kez hükümetlerin hedefi oldu. Özet olarak kıdem tazminatı belirli bir süre çalıştıktan sonra işine son verilen, zorunlu olarak askerliğe giden, evlenen ya da emeklilik dolayısıyla işinden ayrılmak durumunda bulunan işçiye, çalıştığı süreye göre, işyerince topluca ödenen paradır. Kıdem tazminatı, çalışan işçinin hizmet süresi boyunca verdiği emeğin karşılığını almasını sağlayan yasal bir sistemdir ve ayrıca patronların keyfi olarak işçileri işten çıkarmalarını önleyici bir güvencedir. 12 Eylül 1980 darbesinden hemen sonra, ülkede grevler yasaklanmış, sendikaların faaliyetleri durdurulmuş, mücadeleci sendikacılar ve işçiler hapsedilmişken patron Vehbi Koç, Kenan Evren’e yazdığı mektupta “Kıdem tazminatı karşılıkları, kurulacak bir fonda toplanmalı ve kalan kısım özel sektör yatırımları için düşük faiz ile kullandırılmalıdır” diyordu. Sermaye sınıfının ve partilerinin bu fonları neden önemsediği esasında yeni bir konu değildir. Konu 1980’lere kadar gitmektedir. Ancak darbeci zihniyetle iş bitmiyor bugün darbeci zihniyetin mirasçısı AKP ile tekrardan başa dönüyor.

Damat Albayrak'ın 31 Mart yerel seçimi öncesi açıkladığı ekonomi paketlerinden “İvme Finansman Paketi!” ile 3 sektöre, 30 milyarlık bir finansman desteği vereceği söylenmişti. Söylemesine söylemişti ancak bu 30 milyar lirayı nereden bulacaktı? Bu bir soru işareti idi neyse ki damat ağzındaki baklayı hemen çıkardı ve bu 30 milyarı nereden gasp edeceğini şu sözlerle açıkladı: “Emeklilik sisteminin reforme edilmesi en önemli yapısal reformlardan biri. Daha sürdürülebilir emeklilik sistemi vatandaşa fayda sağlayacak. Tamamlayıcı emeklilik sistemiyle tasarruflar artırılarak dış müdahalelere karşı ekonomi güçlü hale gelecek. BES ve Kıdem tazminatının yapılandırılması tüm paydaşların katılımıyla kıdem tazminatı reformunu hayata geçireceğiz. Kıdem tazminatı fonu ile BES’in entegrasyonu planlanıyor. Yeni yapıyla birlikte 5 yılda sistemde biriken fonların milli gelirin yüzde 10’unun üstüne çıkacağını öngörüyoruz.” Özetle “bıdı bıdı” laflar etti. Yani uzun lafın kısası İşsizlik Sigortası Fonu patronlara yetmedi. Sıra geldi kıdem tazminatı fonu, zorunlu bireysel emeklilik sistemi ve emeklilik (EYT sorunu) gibi emekçilerin her türlü haklarını çeşitli fonlarda toplayıp bu fonlar aracılığıyla patronlara kredi ve destek sağlamaya.