Bu faturanın en görünür hali türlü bahanelerle bizlere dayatılan angarya işlerdir. Kriz zamanı patronun sarıldığı en yaygın dayanak mobbingdir. Tabii ki mobbing uygulamalarının en önemli sebebi de patronun kıdem, ihbar gibi haklarımızı vermeden bizi işten çıkarma isteğidir. İstinasız bütün iş yerlerinde patron, tazminatlarımızı alamayalım diye bizleri istifaya zorlar. Bunu da bizlere en ağır işleri vererek, hakaret boyutundaki sözlerle, psikolojik ve fiziksel baskılara varan uygulamalarla yapar. Tüm bunları yaparken zerre eli titremeyen patron ve yöneticiler, bazen usta başları ve oradaki işçileri de bu kirli oyununa alet eder.

Mobbinge en çok hak arayan, haksızlık karşısında susmayan işçiler maruz kalmaktadır. İş yerindeki ağır çalışma koşullarından rahatsız olan, bu koşulların düzeltilmesi için çabalaması gerektiğini düşünüp kendini sorumlu hisseden ve hareketlenmeye çalışan işçiler patronun veya ustabaşının gözüne batarlar. Hakkını arayan işçileri diğer işçilerin gözünde düşük göstermek, onlara kötülemek için usta başlarını ve patroncu işçileri de kullanarak dedikodu bile yaydıkları olur. Tüm işçileri tehdit ederek hak arayan işçileri yalnızlaştırmaya çalışırlar. Sınıf bilinci gelişmemiş işçiler de patronun tehditlerine boyun eğerek ve gün geçtikçe artan işsizler ordusuna bakarak hak arama mücadelesinden uzaklaşır. Hep aynı lafı işitirsiniz: “Ben ekmeğimin peşindeyim.” Oysa haklarımız tırpanlandıkça ve işsizlik arttıkça peşine gideceği bir ekmek kalmayacağını görmek istemez bir türlü.

Kobilerde ve atölyelerde mobbing biraz daha farklı olabilir. Mesela işçilerin çoğunun dindar olduğu işyerlerinde Ramazan ayında öğle yemeği çıkmaz ve oruç tutmayan işçiler de dışarıda yemek mecburiyetinde kalırlar. Sadece bununla kalmayıp iş yerinde o kişilere kötü bakılır ve zaten oruçsuz diye en zor işler hep onlara yaptırılır. Ve o işyerinde oruç tutmayan sayısı azsa iş daha da zorlaşır. böyle durumlarda birkaç kişi olmak insana psikolojik olarak güç verir ama tek olmak kişiyi çok zor duruma sokar.

Bir de patronlar genellikle karlarına kar katmak için belediyelerle ve iktidarla iyi geçinirler. Bu da aslında muhalif işçi profilinin tehlikede olduğunu gösterir. Eğer işçiysen ve iktidarı desteklemiyorsan ya hep susacaksın ya da mobbing yiyeceksin. Seçim zamanları patronun odasına onlarca kravatlı ve ceketinin yakasında küçük demir rozetler olan kişiler gelir. O doğrultuda ya bir gün bir iftar yemeğine davet edilirsiniz ya da işyerinde erzak dağıtırlar vs. Tabii bunları yaparken sizi bir araya toplayıp istedikleri sözü sizden alırlar. Mutlaka içinizden kendini tutamayıp şikayetleri dile getirenler olacaktır ve orada sizi çok tuhaf bir şekilde anlayışla karşılayıp sizi anladıklarını söylerler. Tuhaf dedim çünkü sizi gerçekten anlamazlar ve o kişiler gittikten sonra patron size bunun hesabını soracaktır. Ama yine de tazminat hakkınız olduğu için kovamayacaktır.

Gördüğünüz gibi tazminat tek güvencemiz ve bunları çeşitli saçma fonlarla elimizden almalarına izin vermemeliyiz. Mobbingin önüne geçmek için iş yerlerimizde mutlaka birlik içinde olmalıyız. Bağlarımız sıkı olur, birliğimiz kuvvetli olursa işte o zaman biz patronlara değil, patronlar bize boyun eğerler.