Metanın değeri arttıkça insanın değeri azalır.

İnsanın değeri azaldıkça intihar etmek toplumun bir organı haline gelir ve metanın değeri insanların değersizleşen hayatını örtmekte her zaman ustalık işlevi göremez. Ustalık işlevi gördüğü zamanlarda işçilerin değersiz hayatına değer katma girişimleri salt metanın ucuzlamasından ibarettir.

Kapitalizmde teknoloji ilerledikçe insanların yaşamı geriye doğru ivme kazanır.

Bunun sebebi insanların yaşama tutunmak dedikleri şeyin gerçekte teknolojiye tutunmak anlamına geldiği ve bu sayede üretilen teknolojinin sadece burjuvazi için üretiliyormuş gibi fahiş fiyatlara piyasaya sürülmesi işçilere “Bizler neden yaşıyoruz?” sorusunu sormaya sevk ediyor.

Burjuvazi intihar ediyor çünkü somut olanaklar soyut olanaklara baskın geliyor.

Yani zengin bir yaşam elde etmek için hiçbir çaba göstermediler, her şey hazırdı. Hayatta kalmak için çaba göstermek zorunda kalmadılar. Hal böyle olunca intiharların burjuva geleneği olması şaşırtıcı değildir.

Şaşırtıcı olan gösterdiği çaba sayesinde hayatta olduğunun bilincinde olan işçiler neden intihar ediyorlar.

Bu seferde olay tersine döner soyut olanaklar somut olanaklara baskın gelir.

İşçi pek farkında değil fakat şöyle bir gerçek var. İşçi, emek üretirken aynı zamanda kendisi için bir amaç da üretmiş olur ve bu döngüyü bozmak, yani işçiyi üretmekten alıkoymak, işsiz bırakmak aynı zamanda yaşamak için edindiği amaçlardan mahrum bırakmak anlamına geliyor.

Peki nasıl intihar ediyorlar?

  • Tekstil işçisi. Fabrikadan çıkarılınca işsizlikten bunalıma girdi, 10 gün önce bileklerini kesmişti, hastaneden çıktığından beri kimseyle konuşmuyordu, pompalı tüfekle kendini vurdu.

  • Fabrikada çelik eritme kazanın çevresinin temizlikçisi olarak çalışan, evli ve 2 çocuk babası Adem A., 1600 derece sıcaklıkta bulunan kazanın içerisine atlayarak yaşamına son verdi.

  • İnşaat bekçisi. Çalınan bilgisayardan sorumlu tutuldu, işten sonra arkadaşı ile köprüye geldiği sırada telefonunu ve bir kağıdı arkadaşına verip hızlıca köprüden aşağı nehre atladı. Notta, “Ben inşaatta bekçilik yapıyorum, burada bilgisayar çalındı bunu benden bildiler ama ben bunu yapacak kadar gurursuz değilim ben masumum.” yazıyordu.

  • Antalya’da işsiz olduğu gerekçesiyle üzerine benzin dökerek yakan adam tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

  • Malatya’nın Yeşilyurt ilçesi Gözene mahallesinde oturan Ali Özbay, 5 yıldır alamadığı engelli maaşının bir ay önce yeniden bağlandığını, ancak borçları olduğunu ve evinde yiyecek hiçbir gıda maddesi bulunmadığını belirterek Malatya Valiliği önünde kendini ateşe verdi.

  • Seyyar satıcı. Kestane ve fıstık satıyordu, zabıtaların kendisine işini yaptırmaması sonrası mali sıkıntıya (20 bin TL) girip, “Benim ölüm sebebim zabıtalar” yazılı bir not bırakarak intihar etti.

  • Sera ortakçısı. Gece saatlerinde ürünü zarar görmesin diye don yakmaya başladı, sabah saatlerine kadar serada soba yakarak ürünlerini korumaya çalıştı, domateslerinin büyük bir bölümü zarar gördü, kendini tel ile serada bulunan demirlere astı, borçları vardı.

Önceden ölüm kapımızı çalıyordu, şimdi ise biz ölümün kapısını çalıyoruz.

Biz örgütlü olan işçiler intihar etmek bir tarafa aklımızdan bile geçirmiyoruz. Bunun bir çözüm olmadığını biliyoruz ve zor durumlara düştüğümüz zaman kolaya kaçmak hemen pes etmek gibi bir niyetimiz olsaydı zaten örgütlü bir mücadele için canla başla uğraşmazdık. İntihar etmek kolaya kaçmaktır. Başka bir bahane üretilemez.

Yaşamak cesaret işidir. Emeğimizi sömürüyorlar, gece gündüz çalışıyoruz, işsizlik sorunumuz var, ailevi sorunlarımız var, maddi ve manevi sorunlarımız var ve en önemlisi bizleri insan olmaktan çıkardılar.  Kendi kendimize yabancılaştık kim olduğumuz konusunda ya da neden var olduğumuz konusunda düşünmeye fırsat bile vermiyorlar. Ne yapalım? Aynı sorunları biz de yaşıyoruz. İntihar mı edelim? Hayır. Bizler örgütlenen ve örgütleyenler olarak mücadelemize devam edeceğiz.