Seçimlerden önce kıdem tazminatı hakkını ve daha pek çok işçi hakkını hedef alan açıklamalar yapan AKP hükümeti seçimlerle birlikte bir süre bunları askıya aldı. İstanbul ve Ankara gibi pek çok büyük ve önemli şehri kaybetti. Patronlar ile işbirliği yapan AKP hükümeti patron örgütleri ve çeşitli işveren örgütlerinin olduğu "YOİKK" diye bir patron örgütü oluşturmuş. AKP seçimlerden önce kapalı kapılar ardında bu patron örgütü ile toplantılar yaparken seçimleri kaybetmesi ve yaz sezonuna geçmesi ile birlikte artık bizzat bu patron örgütünün başına geçti. Sürekli olarak "ben cumhurun başkanıyım" diyen şahıs da bu patron örgütünün başkanlığını yapıyor. Fakat Cumhurbaşkanı’nı şimdiye kadar hiçbir işçi şurasında görmedik. Görmememiz ise gayet normaldir AKP’nin kendisi dahi bir patron örgütüdür çünkü. Dibi gören ekonomik krizle birlikte Türkiye’de patronlar Türkiye’den yatırımlarını çekiyor veya durduruyor. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’ye yönelik negatif notları ve yatırım yapma konusunda olumsuz görüşleri AKP hükümetini tedirgin etmekte. Buna karşın AKP hükümeti, sermayedarları ülkede tutmak için sürekli işçi haklarına saldırıyor en ufak haklarını bile sermayedarlara, patronlara peşkeş çekiyor.

Peki bu patron örgütü YOİKK’in amacı nedir? Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan bu örgüt, dibe vuran ekonomik krizle birlikte daha fazla kar elde etmek için sözde yatırım ve teşvik adı altında işçilerin temel haklarını gasp etmeyi amaçlıyor. İşçi haklarıyla ilgili karar alan bu örgütte ne bir işçi kuruluşu ne bir sendika ne bir emek örgütü bulunmuyor. Bulunmamasının nedeni de gayet açıktır bu bir patron örgütüdür.

Burada her işçinin aklına şu gelmelidir: İşçi haklarıyla ilgili karar verilmesi ya da yasa çıkarılması gereken bir duruma bu patron örgütü karar veriyor. Ve bu patron örgütünün başında AKP var.

Patronlar işçilere ne hak verebilir? Düne kadar "eğer bir fabrikada patron ve işçiler aynı iftar sofrasında buluşuyorsa ahlaken orada sınıf ayrımı olmaz" dedi Cumhurbaşkanı. İşçilerin haklarıyla ilgili patronlarla beraber hareket ederek patron sınıfından yana kendisi bir sınıf ayrımı yapmıştır çünkü sınıflar vardır ve sınıf ayrımı da vardır. AKP burada sınıf ayrımını gizlemek istese de kendisi bir patron örgütü olarak patronlar sınıfındandır. İşçilerin haklarını yandaşlarına, patronlara peşkeş çeken kendisidir. Kaldı ki Kale Kayış fabrikası iftar sofrasında haklarını isteyen işçilere patron saldırmış, hatta 1 yaşındaki bebeklerini bile darp etmişlerdi.

Kıdem tazminatı hakkını seçim döneminde bir süre askıya alsa da AKP bu arada yine boş durmadı ve işçilerin pek çok haklarını bu seçim curcunasının arkasında gasp etmeye yönelik adımlar attı. Bu adımları ise bizzat bu patron örgütüyle beraber attı.

İş kanununda işçilerin en temel haklarını ortadan kaldırmaya dönük öneriler, Türkiye’nin en büyük patron örgütü olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından gündeme getirildi ve 16 Mayıs 2019’da toplanan YOİKK patron örgütü toplantısında kabul edilerek hızla hazırlıklara başlandı.

Bu öneriler şöyle sıralanabilir;

Deneme süresi:

Deneme süresi 2 aydan 6 aya çıkarılarak işverene altı aya kadar bildirimsiz ve tazminatsız fesih hakkı tanınacak. Altı aylık çalışma süresinde işçinin aylık ücret alacağı dışında hiçbir hakkı söz konusu olmayacak. Böylece geçici kısa vadeli işleri için deneme süresinden yararlanan patron işini bitirdikten sonra keyfi olarak işçiyi işten çıkartabilecek.

İşçi alacaklarında dava açma süresi 5 yıldan 1 yıla indiriliyor:

Kıdem tazminatı başta olmak üzere, yıllık izin ücreti, iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat, kötü niyet tazminatı, iş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminatların zaman aşımı süreleri 2017’de 5 yıla düşürüldü. Şimdi tüm işçi alacaklarında dava açma süresi 5 yıldan 1 yıla indirilmek isteniyor. Böylece işçinin geçmişe dönük hak taleplerinin önü tıkanacak.

İşçi Sağlığı ve Güvenliği mevzuatına tırpan:

Öneride İSG mevzuatının yeniden ele alınması, "gereksiz yüklerin kaldırılması" ve yeni bir sistem tasarlanması isteniyor. Böylece defalarca değiştirilen ve çeşitli hükümlerinin yürürlüğe girmesi yıllardır ertelenen İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu tırpanlanacak ve koruyucu düzenlemeler gevşetilecek. Yani işçilerin güvenliği ve sağlığı patronların yatırımına kurban edilecek.

Belirli süreli (geçici) iş sözleşmeleri:

Belirli süreli (geçici) çalışma sözleşmeleri tutarlı sağlam bir neden olmaksızın birden fazla yapılamıyor... Patronların bu önerisi ile birlikte belirli süreli sözleşme esaslı bir neden olmaksızın dört kez yapılabilecek. Böylece bir neden olmadan keyfi olarak işveren işçileri belirli süreli sözleşmeyle yıllarca çalıştırabilecek ve işçiler kıdem tazminatına hak kazanamayacak.

Telafi çalışması 2 aydan 6 aya çıkarılacak:

Patron zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi veya benzer nedenlerle ya da işçinin talebi ile kendisine izin verilmesi hallerinde, iki ay içinde çalışılmayan süreler için telafi çalışması yaptırabilir. Yasada öngörülen 2 aylık süre 6 aya çıkarılıyor ve çalışılmayan cumartesi günlerinde de telafi çalışmasının önü açılıyor.

Denkleştirme süresi 2 aydan 4 aya çıkarılıyor:

Denkleştirme kapsamındaki fazla çalışmalarda fazla mesai ücreti ödenmiyor. Değişiklik önerisine göre denkleştirme süresi 4 ay olacak. Bu öneri işçilerin daha uzun süre esnek çalıştırılması ve 4 ay boyunca denkleştirme yapılarak günde 11 saate kadar (fazla mesai ücreti almaksızın) çalıştırılması anlamına geliyor.

Zorunlu istihdam alanları daraltılıyor:

Öneri ile zorunlu istihdam alanlarının (engelli, eski hükümlü ve terör mağduru çalıştırılması) yeniden düzenlenmesi isteniyor. Burada amacın engelli veya mağdur edilen işçilerin zorunlu istihdamını ortadan kaldırmak olduğu anlaşılıyor. Böylece pek çok engelli veya iş kazası mağduru vatandaş işsiz bırakılacak.

Yaz tatilini fırsat olarak gören AKP bu önerileri yürürlüğe sokmaya çalışıyor. Yaz tatilini bu kadar vurgulamamın nedeni ise işçi sınıfı yaz kış demeden çalışırken işçi sendikalarının ve bürokrat sendikacıların bir tatil moduna girmesidir. İşçiler bu bürokrat sendikacılara güvenmemelidir. İşçilerin yıllık izinleri dahi sadece 15 gün iken ve hiçbir tatil imkanı bulunmuyorken onların aidatları üzerinden maaş alan bu yoz sendikacıların kendilerine tatil hakkı tanıması bir aymazlıktır. Bu patron örgütüne karşı bir şey yapmaya niyetlerinin olmadığını gösteriyor. Patronlar, sendikacıların bu tatil havası aymazlıklarını görüp bu yasaları geçirmeye çalışıyor. İşçilerin tatili yokken, yazı kışı yokken sendikaların bu tatil havası hırsıza evin anahtarını teslim etmek demektir. Her işçi bunları görmeli ve buna göre hareket etmelidir. Bürokrat sendikacılara bel bağlamamalı. Patronlar bile kendi komitelerini, örgütlerini kurarken işçiler de geri durmamalı. İşçilerin zaten şu anda tatili yoktur bürokrat sendikacıların tatil keyfine kendi haklarını patronlara yedirmemek için her işçi işyerinde bir an önce komitesini kurup örgütlenmelidir.