Sigortasız işçi çalıştırma her iş kolunda görülürken tekstil, gıda ve maden gibi bazı iş kollarında daha yaygın görülür. Çünkü bu sektörlerde merdiven altı, kaçak işyeri açılması daha rahat ve  muhtemeldir. Bu tarz yerlerde çalışan sigortasız işçilerin çoğunluğunu ise çocuk ve göçmen işçiler oluşturmaktadır. Göçmen işçilerin de zaten çalışma izinleri olmadığı için haklarını arayamıyor oluşu, patronların daha çok göçmen işçileri, en ağır koşullarda ve insanlık dışı şartlarda çalıştırmasına sebep olmaktatır.

Sigortasız işçi çalıştırmanın belki de verilere çok yansımayan boyutu 2 ay deneme süresidir. 2 ay deneme süresi aslında işçinin işe girerken işverenle sigortası başlatılması şartıyla birbirlerine tanıdığı deneme süresidir. Ama patron bu 2 aylık  denemeyi işçinin sigorta girişini yapmadan suistimal eder. Bu durum her ne kadar yasadışı olsa da işçilere kurulmuş düzen diye dayatılmaktadır. Peki patronlara bu rahatlık nereden geliyor?

Aslında patronların en büyük rahatlığı hükümetin denetimsizliği ve yasaların patronlardan yana oluşudur. Neden yasalar patronlardan yanadır?

Patronlar isteklerini, zaten yanlarında olan hükümete sunabilmek için kurullar oluşturup toplantılar yapıyorlar. Mesela "Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulu" (YOİKK) dedikleri kurullarda 2 aylık deneme sürelerinin 6 aya çıkarılması gibi abes kararlar alıp çıkarları doğrultusunda hükümete önerge olarak sunuyorlar.

Deneme süresi 6 ay olursa patronlar bunu binbir çeşit yolla kullanacaklardır. Mesela işlerin yoğun olduğu dönemlerde işe alım yapıp 5. ayın sonunda işçileri tekrar işten çıkararak sigorta girişlerini yapmadan kolayca işlerini hallettirmiş olacaklar. Kaldı ki şu anda bile bunu yapıyorlar. İşe yeni girenlere 2 ay deneme süresi diyerek sigorta girişi yapmayıp güvencesiz çalıştırıyorlar. İşleri bittiğinde tekrar çıkarıyorlar. Yani sigortasız çalışma patronun sigortası olmuştur.

Görüldüğü gibi patronların kurullarında gerçek patronlar konuşup karar alıyor. Peki bizler hangi sendikanın hangi kurulunda toplanıp karar alabiliyoruz. İşçi sınıfının patron sınıfı karşısındaki en büyük zayıflığı buradan gelmektedir. Patronların kurulları var. Hükümet ve yasalar onlardan yana. Sendikacılar ise patron edasıyla işçiler arasında dolaşmakta, sadece alacakları aidatların hesabını yapmaktadır. O sebeple kendi kararlarımızı alabileceğimiz kurulları, komiteleri kendimiz oluşturmak zorundayız. Ancak iş yerlerinde birliklerimizi çoğaltarak patronun karşısına dikilebiliriz.