AKP her açıdan çözülmenin eşiğine gelmiş durumda. Artık yaptıkları pislikleri o kadar örtemez durumdalar ki her gün her yerden yeni bir skandal fışkırıyor. Son bir hafta içinde kimliklerimizin çalındığına mı yanalım tecavüzcülerin aklandıklarına mı yanalım yoksa tüm bunların karşısında AKP’lilerin pişkinliklerine mi?

Kimlik bilgileri çalınır muhalefet partilerinin suçlu, bizzat kurdukları vakıfta 50 çocuğa tecavüz edilir tecavüz eden değil tepki gösterenler suçlu, şehirler dümdüz edilirken barış isteyenler suçlu tüm bu olanlar da suçlu olmayan tek taraf var o da AKP’liler.

Onlar ülkeyi dört bir yandan savaşa sürükleyecekler, IŞİD’e açıktan silah gönderecekler, tecavüzcüleri koruyacaklar ama bir yanda da isteyecekler ki kimsenin sesi çıkmasın. Erdoğan'ın “Boyun eğmeyenin boynu kesilir” demesi bu sebepten, çünkü o çok özendikleri IŞİD gibi olmak istiyor. Öyle bir toplum hayali kuruyor.

Tüm bu pisliklerine karşı batıdan yükselecek demokrasi mücadelesinin önlerindeki en büyük engel olduğunu o kadar iyi biliyorlar ki 1 Kasım’a giden süreçten itibaren bunu engellemek için ellerindeki her türlü aracı kullandılar.

Saldırdıkları yerlerin en başında ise üniversitelerin yer alması hiç tesadüf değil. Her gün üniversitelerde muhalif öğrencilere polislerin saldırması, barış istedikleri için akademisyenlerin hedef gösterilip tutuklanması toplumsal muhalefetin en dinamik gücü üniversitelere hedefli saldırılardı.

Tüm bu sistematik baskıyla topluma evinde otur, itiraz etme, başın derde girmez deniliyor. Başkanlık hevesiyle o kadar kontrolden çıkıyor ki freni patlamış kamyon gibi sağa sola çarpmaktan kurtulamıyor. Her gün ortaya çıkan pisliklerine bir yenisi ekleniyor.

Artık AKP ve Erdoğan’ın sürdürülemez politikalarıyla hiçbir tutar dalı kalmıyor. Sonlarını geciktirmek için toplumu ne kadar sindirmek isteseler de tüm rezaletlerinin tüm pişkinliklerinin üzerine gitmek, nerden gedik açıldıysa o gediği daha da genişletmek, daha da görünür kılmak gençliğin önündeki en önemli görev olarak duruyor. Ellerindeki tüm araçlarla toplumsal muhalefeti bu kadar geriletmek için uğraşırken, bunları çok geniş kalabalıklarla yapamayabiliriz. Ancak Gezi Direnişi’ni yaşayan gençler olarak çok kısa bir süre öncesine kadar toplumun “bu kadar da olmaz” dediği şeyler için ayaklandığını da gördüğümüzü unutmayalım.
 

Yaşar Aslan / Yıldız Teknik Üniversitesi