AKP’nin iktidara geldiği günden beri devlet kadroları içerisinde (yürütme, yargı, eğitim, askeriye) kritik kurumlarda yapmış olduğu kadrolaşma ile şu ana kadar eşi benzeri görülmemiş bir nevi zorla sosyolojik kültürel değişim yapmaktadır. Gerçekleştirmekte olduğu sosyolojik kültürel değişimleri kalıcı hale getirmek için devlet içerisindeki birçok kurum ve unsurlara el attığı gibi eğitim sistemi bunun içerinde yer almaktadır ve eğitim sistemi bu unsurlar arasında kilit noktadır.

Hükümet eğitimdeki kadrolaşmayı 4+4+4 eğitim sistemi öncesinde ne tür zihniyetle hareket edeceğini ipuçlarını vermişti; ders ve ders kitaplarının değiştirilmesi, derslerin saatlerinin düzenlenmesi. 4+4+4 eğitim sistemi ile artık daha rahat şekilde gerçekleştirilmek istenen uygulanmaktadır. Planlanan ve uygulamaya geçirilen projeler sorgulandığında 4+4+4 eğitim sisteminin bu projelerinin içerdiğini ve sistem ile paralel olduğu ifade edilmektedir.

Kısa bir süre önce gündeme gelen ve verilen tepkilerden dolayı şu anlık durdurulmuş olan “Minik Yürekler Kardeşlik Bilincinin Farkında” projesi ile ilkokul öğrencileri 4 gün okula 1 gün camiiye gidecekler ve projeninkamuya açıklanma şekli ilkokul öğrencilerinin, dinde yeri olan camileri tanımalarını sağlamak, din eğitimlerine yardımcı olmak, dinde önemli yeri olan milli birlik ve kardeşlik duygusunu kavratmak olarak geçekleşti. Proje yürütme komisyonunda din görevlileri, okul yöneticileri ve sınıf öğretmenleri yer almaktadır. Projede yer alan camiiler “halk üniversiteleri”, fakih ve alimler “halk üniversitelerinin hocaları” olarak tanımlanmaktadır. Projenin asılhedefi küçük yaştaki çocuklara dinin dinamizmini ilkokul çocuklarına erken yaşlarda keşfettirmek.

Projenin pilot şehri olarak Mersin seçildi ve yürürlüğe girdikten kısa bir süre sonra sendikalar, sivil toplum örgütlerinin vermiş oldukları tepkiler ile uygulama durduruldu. Diyanet İşleri ve Milli Eğitimin ortaklaşa yapmış olduğu ilk proje değildir.

“Okul öncesi din eğitimi projesi” ile açılan yerler “anaokul” olarak adlandırarak dini kavramlar, cennet ve cehennem kavramları, Kur’an eğitimleri gösterilmektedir. Bu proje ile açılan Sapanca Şubesi’nin açılışında 4-6 yaş aralığındaki çocuklar toplu bir şekilde Kelimeyi Şahadet getirdiler, hadis ve ilahi söylediler. Bu “anaokulunda” eğitim verecek olanlar “Kur’an okumayı bilen, hafız olan, İlahiyat-İmam Hatip mezunu olanların” Halk Eğitim’de açılmış olan okul öncesi eğitim sertifikası almaları yeterli. Projenin yürürlüğe girmesinden sonrada hükümet, okul öncesi eğitimin zorunlu olduğunu defalarca vurguladı. Mersin’deki pilot uygulaması gerçekleştirilen projeye karşı çıkanlar bu ve benzeri projeye ses çıkarmamaları oldukça garip.

Küçük çocuklara dini dayatmalar sadece okul içerisinde değil sosyal alanlarda da var olmakta. “Hadi Anne Camii’ye” projesiyle uygulama yeri seçilen camiilerde spor ve oyun alanları kuruldu. Hatta bu proje uzun zamandır devam etmekte; 8 yıldan beri İstanbul’da Atalar Camii’de gerçekleşmekte. Diğer projeler gibi bu projede de dini eğitimler verilmektedir. Camiilerde kurulan spor ve oyun alanları ile ilgili açıklamalarda çocukların artık sokaklarda oyun alanları bulamadıklarını ve güvende olmadıkları ifade edilmiş. Peki, şehirleri betonlaştıran ve güvensizleştiren kimler?

Antalya’nın Kepez İmam Hatip Ortaokulu’n içerisine “Panaromik Çanakkale Sokağı” açıldı. Gerçekleştirilen projenin amacı olarak millet ve ümmet birliğinin, vatanı korumada ve yüceltmede ne kadar önemli olduğunu göstermek yönünde açıklamada bulunmuşlardır.

Antalya’da gerçekleşen bu projede görüldüğü üzere okullarda sadece dini olgu arttırılmak değil ulusalcılıkta yükseltilmeye çalışılıyor. Bütün bu gerçekleşen projeler ile bilimsellikten, sorgulamaktan uzak, tamamen dini anlamda radikalleşmiş, gözü kapalı her şeyi kabul eden, devletin ve hükümetin söylediği her şeyi doğru bulan, ulusalcı ve radikal islamcı nesil yetiştirilmekte. Toplumu oluşturan diğer kesimler Aleviler, Hristiyanlar, Yahudiler, ateistler, laikler... Kısacası kendileri gibi düşünmeyen herkesi hedef haline getirmektedirler ve bunu küçük yaştaki çocuklar üzerinden daha kalıcı hale getirmeye çalışıyorlar.  

                                                                                                                                                                                                           Nilüfer Alakaş / Muğla Üniversitesi