Dört yıllık lise eğitimimizin ardından üniversiteye gidebilmek için yarış atına döndüğümüz bir sınav maratonuna girdik. YGS’den sonra şimdi sıra LYS’de. Biz liseliler sınavdan sınava koştururken aklımızda ise sorular var. Neden elemeci sınav sistemi? On iki yılımız üç saate nasıl sığar?

On iki yıllık emek üç saate sığmaz!

On iki yıllık bir eğitim sürecinden sonra üniversiteye gitmek için bir düzine sınava tabii tutuluyoruz. Sınava girebilmek için bile sınav oluyoruz! Tabi bu sürece gelene kadar birçok zorlukla karşı karşıya kalıyoruz. Her yıl sınıf geçmek için her dersten ayrı sınavlar oluyoruz. Yapboza dönmüş eğitim sistemi içinde bizlerde bin farklı parçaya bölünüyoruz. Özellikle biz liseliler okulla uğraşırken birde üniversite sınavı için ayrı bir çaba sarf ediyoruz. Tam on iki yıllık bir emek veriyoruz ve bunca emeğimizi üç saatle sınamaya çalışıyorlar! Emeklerimizi hiçe sayanlara sözümüz şu: On iki yıllık emek üç saate sığmaz!

Elemeci sınav sadece bizleri strese sokmak ya da geleceğimizi mahvetmekle kalmıyor, sıra arkadaşlarımızı da aramızdan alıyor. Bu sınavlar bazılarımızın hayatını karartırken bazılarımızın geleceklerini tamamen ellerinden alıyor. Daha geçen senelerde İzmir’de 17 yaşındaki Yıldız AYAZ, Adana’da Muhammed Mustafa EBER ve 18 yaşındaki Seren BULUŞ arkadaşlarımız yeterli puan alamadıkları için yaşamlarına son verdiler. Bu sınav yarışı içinde kalmak “elenmemek için” dershaneye gitmek zorunda kalan Şener Semih SİPAHİ ise dershane borcunu ödeyemediği için yaşamına son verdi. Sadece liseliler değil  daha ilk okul çağındaki kardeşimiz 13 yaşındaki Ayşe Berrin YILMAZLAR TEOG’dan aldığı düşük puan sonucu hayatına son verdi.Bu sistem başka sıra arkadaşlarımızı aramızdan almadan  derhal kaldırılmalı!

Elemeci sınav kime yarıyor?

Bu sistemin biz öğrencilere yaramadığı kesin! Bizleri hayattan koparan bir sistemin bize ne faydası olabilir ki? Peki o zaman bu sistem kimin işine yarıyor da, hala hayatımızda?

Sınav dönmelerinde en büyük karlarını elde eden kitapevleri,yayınevleri,dershaneler… Ve hatta bu dönemde antidepresan satışı rekorları kıran eczaneler!Kısacası biz öğrencilerden başka herkes bu sistemden faydalanıyor! Ama bu sistemden en büyük karı AKP alıyor.

Sorgulamayan, apolitik bir gençlik isteyen AKP, böyle bir nesil yetiştirmek için bir çok gerici politikaya sahip. Bu sınav sistemi de onlardan biri. Gençliğin büyük bir kısmını kaplayan biz liseliler bize dayatılan bu sınavlara hazırlanırken, daha fazla ezber yapmak için kafalarımızı kitaplara gömüyor ve dünyadan bir haber oluyoruz. Ülke ve dünya gündemlerinden uzak duruyor, hayatımızı ve geleceğimizi ilgilendiren konular hakkında tek bir söz söylemiyoruz.İşte tam da bu noktada AKP’nin istediği bir gençlik ortaya çıkıyor. Sorgulamayan,akılcı davranmayan, her söylenene sorunsuz itaat eden bir gençlik…

Sınavsız üniversite haktır

Bu sistemin değişmesi gerektiğini söylediğimizde karşımıza çıkan klişe soru şu: Peki o zaman üniversitelere girişler nasıl olacak? Her önüne gelen üniversiteye mi girecek? Evet herkes üniversiteye girebilecek. Böylece herkes hakkı olan üniversite eğitimini alabilecek. Ayrıca  şu da kesindir ki özgür ve bilimsel üniversitelerle eğitim düzeyinin yüksek olduğu bir ülkede kadın cinayetleri, çocuk istismarları ve her türlü gericilik daha az olur. Üniversitelere girişler ise yeteneklere göre olmalıdır. Bunun için de daha ilk okuldan itibaren bilimsel ve nitelikli bir eğitim izlenmeli.

Ama iyi biliyoruz ki IŞİD gericiliğini ülkeye yaymak, savaşlarına feda olacak bir gençlik isteyen AKP böyle bir  eğitim sistemi asla istemez. Onun için bize düşen bilimsel, nitelikli ve sınavsız üniversite hakkımız için mücadele etmektir!

 

Zehra Polat / Lise Öğrencisi