Yaklaşan 1 Mayıs gündemi ve öncesinde ülkemizde susmak bilmeyen bomba sesleri...

İşçi sınıfı anayasanın bekçisidir söylemleri, ekonomik hayatın emekçiler tarafından örülüp şekillendiğinin göstergesidir.

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığının artık işlevselliğinin kaybolduğu ve toplumun tüm kesimlerini dikey olarak kestiği günlerdeyiz. Günümüz ülke ve dünya sorunlarını anlatmakla bitmeyeceği gibi emekçi sınıfının sorunlarını belki de bir film ile açıklamak mümkün.

İşçi sınıfı Cennete Gider filmi orijinal adı La Classe Operaia Va İn Paradiso olan 1971 yapımı İtalyan bir film. Bu film de görebileceğimiz şey gereksiz olarak gördüğümüz işçi sınıfının mücadelesinin özneler ile bileşenlerin ortak birleşimidir. Filmin başkarakteri olan Lulu parça başı üretimin olduğu bir fabrika işçisinin başından geçenleri anlatır. Lulu fabrikanın gözde bir elemanıdır, sendikayı ve her fabrika girişinde bildiri yapan sosyalist öğrencileri çok gereksiz ve aptal bulur. Fabrika içerisinde zaman etütleri yapılarak işçilerin günlük ürün çıktı parçalarının arttırılması ve bunun işçileri yaptıkları işe ve kendilerine yabancılaşmasının da bizlere gösterilmeye çalışılmıştır. Filmin içerisinde Lulu 'nun akıl hastanesinde ziyaret ettiğinde ki diyaloglara bakmak gerekirse; delilik vurgusu ön plana çıktığı delirmesinin temelinde yatan sebebin üretim hızına ve bunu hayat ile ilişkisine bağlamaktadır. Ürettikleri parçaların ne olduğu ve fabrikadan çıkınca hangi motora nasıl takılıp ne işe yaradığı hakkında en ufak bir fikri olmayan işçiler deli gibi çalışmaları konusunda baskıya maruz kalmakta ve günlük ücretlerinin üstüne çıkmaları konusunda özendirici konuşlarla karşı karşıya kalmaktadır. Lulu ya gelecek olursak,  kendi hayatını o kadar çok iş ile bağdaştırır ki ailesinin ve kendisini görmezden gelerek çok ve çok çalışır.  Gün gelir Lulu'nun çok çalışması ona bedel ödemesine sebep olur ve bir iş kazası geçirir, işinden atılır, tüm kapılar yüzüne kapanır. Bu dönemde Lulu yardım istemek için gereksiz ve aptal bulduğu sendikanın ve örgencilerin kapısını çalar.

Sendikacılar ve öğrencilerin durumuna bakmak gerekirse; sendikalar öğrencileri aşırı bulmaktadırlar ve onları aşırı davranmamaya ve sendikaların birleşik kararlarına uyma konusunda ikna etme çabası içindedirler. Öğrencilerin söylemelerine bakacak olursak; sendikaların onların haklarını tamamıyla savunmadıklarını, patronlarla sendikanın bir pazarlık içersinde olduğunu ve saatlik parça başı üretiminin arttırılması karşısında ücretlerinin de arttırılması talebinin sendika için çok önemli olmadığını ve sendikanın aldığı günlük iki saat iş bırakmanın yanı sıra tam gün iş bırakma eylemine girerek haklarını kazanabileceklerini işçilere ellerindeki megafonlarla haykırmaktadır. İşçiler öğrenciler için bunların paralarını kim veriyor da her gün buradalar derken aslında birleşik bir dayanışma zincirini görmezden gelmişlerdir.

Lulu'nun gereksiz gördüğü toplum öznelerinin eline düşmesini ve sendikanın işveren ile gizli anlaşma içerisinde olması ülke olarak Metal Direnişi içerisinde gördük. Reno işçilerinin üye oldukları sendikanın işçilerin haklarını temsil etmemesi üzerine sendikaya karşı işçiler tavır almıştı. Sol düşünceye sahip kesimin büyük desteğini alan emekçiler mücadele edenlerin kendilerinin olduğunu ve biber gazı, jop yerken hayretler içersinde kalırken düşünme fırsatı bulmuştu. Olaylar gelişirken öğrenciler destek için gittiklerinde dayak yemiş ve tartaklanmıştı. Marx'ın yılar öncesinde demiş olduğu Dünyanın bütün işçileri birleşin söylemi işçi olmayan özneleri dayanışmaya dahil etmişti.

İşçi sınıfının birlik ve beraberliğini bozmak için çabalayanların karşısında dik durabilmek meydanlarda olabilmeye, hiçbir yere gitmiyoruz buradayız demeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var...

İş yerinde tacize mobbinge hak ihlaline dur demek için, Özel istihdam bürolarının meclisten geçtiği kiralık işçinin yasalaşmasına karşı durabilmek için, kıdem tazminatının gasp edilmesine karşı, 2015 yılında 4362 emekçi sendikalı olduğu için işten atıldı ve sendikal hak için, son 13 yılda 16395 emekçi çalışırken hayatını kaybettiği ve işçi ölümlerine son demek için, işçilerin birliği ve halkların kardeşliği için 1 Mayıs da alanlarda olmalıyız.