Aynada gördüğünden başka hiç kimseye, hiçbir şeye tahammülü olmayan ve büyük adımlarla diktatörlüğe yürüyen Erdoğan felaketini görmek, duymak, anlamak zorunda olduğumuz günler bitmiş değil.

Davutoğlu, Erdoğan'la ilk sürtüşmesinde anında görevden alındı. Bu görevden alma apaçık saray darbesidir. İşte buraya kadar geldik.

Erdoğan’ın allayıp pulladığı, başına çiçekler takıp kendi eliyle başbakanlık koltuğuna oturttuğu Davutoğlu şimdi bir "hain". Erdoğan’ın söylediklerine karşı birkaç şey söylemesi Davutoğlu’nun sonunu getirdi.

Steril bir hanedanlık düzeni istiyor Erdoğan. Hiçbir itiraz olmamalı. Şimdi getirilecek Başbakan, Davutoğlu'ndan çok daha düşük bir profilde olmalı.

Bu durumdan bize “yesinler birbirlerini” mesajı çıkmayacak maalesef, onu baştan söyleyeyim. Konunun birebir muhatabıyız. Sırf kendine karşı açıklamalar yaptığı için hükümete Erdoğan tarafından darbe yapılmıştır. Bir düşünelim, kendi seçtiği başbakana bunu yapan bu halka neler yapmaz? Bizi ilgilendiren esas soru ve konu da budur.

Erdoğan başkanlık hedefine yürürken ayağına bir kum tanesi dahi çarpmasın istiyor.

7 Haziran seçimlerinin yok sayılması, halkların savaşa sürüklenmesi, meclisin lağvedilmesi ve toplum adına iyi ne varsa onu yok etme hamleleri başkanlık hedefinin inşaasıdır. Bu inşaa sürecinde muhalifler için bazı konularda çok itiraz, bazı konularda az itiraz, bazı konular da yesinler birbirlerini siyaseti ancak AKP’nin ve kabilesinin ekmeğine yağ sürer.

Bir adım ileri gitmeleri, ülkenin bin adım geri gitmesine denk.

*

Laiklik kalkacak, burası IŞİD Türkiye’si olacak.

Dokunulmazlıklar kalkacak, muhalefet kapıya konacak, meclis lağvedilecek, sultan Erdoğan olacak.

Kilis bombalanacak, Kilisler çoğalacak.

Hükümete darbe yapılacak, kendi suretleri ancak o koltuklarda oturacak.

Tüm bunlara karşı itirazları yok saymak, insan aklını yok saymaktır.

Erdoğan insan aklını yok saymaktadır.

Bu yüzden hiç durmayacaklar.

Gazetecileri, akademisyenleri tutuklayacaklar. Üniversiteleri baştan dizayn edip bilimin değil Erdoğan’ın hükümlerinin hegemonik olduğu yerler haline getirecekler. Bahçede "kızlı erkekli" dahi oturulamayacak. Kadınların öldürülmesine, çocukların tecavüze uğramasına, emekçilerin yoksulluğuna destek olacaklar, bizzat böyle bir ülke kuracaklar.

Bu yüzden de biz bazı konularda ısrarcı olmaktan geri düşemeyiz. Bilimi, laikliği, demokrasiyi, aklı sonuna kadar savunmalıyız. Bize düşen bunu zorlamak, bizim gibi düşünenlerle yan yana olmak.

*

Rip akıntısı, kıyıya ulaşan dalgalara tepki olarak meydana geliyormuş. Bizim bildiğimiz anlamıyla kum kayması da diyebiliriz. Yani akıntının içindeysen bastığın yer pek sağlam olmayabilir, o akıntı seni yutabilir.

Akıntıdan nereye geleceğim...

Bizim için kıyıya ulaşmak kolay değil, iktidarla göğüs göğüse çarpışıyoruz. AKP’nin karşısında olanlar en küçük bir şeyi kazanmış olsun, Erdoğan yerinde dört dönmeye başlıyor. Kazandıklarımızı yerle bir etmek için de akıntılar yaratıyor.

Ancak bu akıntıların bedelini ödeyeceği ihtimalini aklından bile geçirmek istemiyor.

Es geçtikleri şey denizin dibine kaleler yapamayacakları, o akıntının kendilerini de yutabileceği. Nitekim de böyle olacak. Bu kadar halk düşmanlığı, bu kadar yasa tanımazlık, böyle bir diktatörlük kendi sonunu hazırlayacak.

Nurseli Gözüaçık / İstanbul Üniversitesi