Her öğrenci birer umutla, tatlı bir telaşla tercih yapıp her sene farklı farklı yerlere yerleşiyor. Kimisi yaşadığı şehirde kimisi başka bir şehirde bir okul kazanıyor.

Hükümet üniversite öğrencilerinin aldıkları bursun veya kredinin yeterli olacağını düşünüyor. Ancak birçok öğrenci ya okurken çalışmak zorunda kalıyor ya da okulu maddi sebeplerle bırakmak zorunda kalıyor. Asıl amacı okumak olması gereken yaşta kendi amaçlarına, hedeflerine olan inançlarını yitirerek sisteme geleceklerini feda ediyorlar.

Şehir dışında okuyan öğrencilerin barınma ihtiyaçları ve tüm öğrencilerin ortak masrafı olarak yemek, yol masrafı ayrıca ikinci öğretim ve özel üniversite de okuyan öğrencilerin okul masraflarına devlet bursu yada kredisi hiç bir şekilde yeterli olmuyor. Yurtlar konusunda da sıkıntı yaşayan öğrencilerin farklı şehirlerde okuma imkanları kısıtlanıyor. Bir çok öğrenci bir yurda yerleşemiyor veya ulaşım sağlayamayacağı yurtlar çıkıyor. Çalışan öğrencilerin sigortası yapıldığında bursu kesiliyor ve çalışmak zorunda oldukları için derslerinden de istediği başarıyı sağlayamıyor. Sosyal hayatlarına harcayacakları zamanları hayat mücadelesi vererek geçiriyorlar.

Bazı öğrenciler ailesinden destek alacak imkana sahip olmuyor kimisi de ailesine bakmak durumunda kalıyor. Özellikle eğitimin paralı olması öğrenciye öğrenci olarak değil müşteri gözüyle bakılmasına sebep oluyor. Birçok öğrencinin çalışmak zorunda oluşu okul başarısını düşürürken motivasyonunu da düşürüyor. Zaten Akp'nin uyguladığı istihdam politikaları yüzünden endişe duyan öğrenciler gelecek kaygısıyla çırpınırken kimse ne görüyor ne de umursuyor.

İşverenler, öğrencilerin çalışma mecburiyetini kullanarak çok düşük meblağlarla, kötü koşullarda ucuz iş gücü olarak çalıştırıyor. İktidarın kendi isteği doğrultusunda uyguladığı istihdam politikaları öğrencilerin mezun olduktan sonra kendi alanına yönelmesini engelleyerek farklı sektörlere kaymasına neden oluyor.

Öğrenciler bilimsellikten uzaklaşan, özerk olmayan üniversitelere bir ömür harcıyor. Kimisi parasıyla okurken kimi öğrenciler ise hep bir hayat mücadelesi vermek zorunda kalıyor. Ve bu ortamda yarıştırılıyor. Bu eşitsizliğin en büyük tablolarından biri. Pek çok öğrenci sınıfsal farklılığın en çok bu dönemde bilincine varıyor. Öğrenciler arasında ki bu ciddi fark ve harcadıkları emek farkı onların geleceklerine adil bir olanak sunmuyor.

Okurken çalışan öğrenciler olarak, sayımız her geçen gün daha da artmakta ve bu sebeple yaşadığımız tüm problemler için parça parça değil birleşip bir bütün olarak harekete geçmeliyiz. Değişim ancak ortak bir birliktelik ve örgütlü bir mücadele ile sağlanacaktır.

 

Esin Yıldırım/Üniversite öğrencisi