TÜİK verilerine göre, ülkemizde gençlerin %20’si işsiz. Tabi bu oran gerçek oranın çok çok altında. Üniversiteden mezun olduktan 2 yıl sonrasına kadar işsiz sayılmıyoruz. İŞKUR’a başvurmayıp kendi imkanlarınca iş arayanlar da bu oranın içine dahil edilmiyor. Okurken iş arayanlar zaten işsiz sayılmıyor.

Devletin verdiği burs kimsenin ihtiyaçlarını karşılamıyor. Ve bu bursu alır isek herhangi bir iş yerinde sigortalı çalışamıyoruz. Devletin verdiği burs hem yetersiz hem de ek iş yapmamıza fazlasıyla engel oluyor. Okulu bitirdikden sonra verdiği bursu faiziyle alacağı gerçeğini de ele alırsak vay halimize.

Son yıllarda artan üniversitelere ve üniversite mezunu sayısına rağmen çığ gibi büyüyen işsizlik oranları da karşımıza çıkan en büyük sorun.

Bir çok genç maddi durumu olmadığı için ya üniversiteye gidemiyor ya da üniversiteyi bırakmak zorunda kalıyor. 81 ilde üniversite çare olmadı mı? Eğitim sistemi mi iyi değil yoksa? Yaşadığımız süreçte gençler zor şartlara rağmen eğer ki üniversiteye girebilmiş ise 4-5 yıl sonrasında edindiği diploma ile ilgili bir iş bulamıyor. İşveren tecrübesizliği bahane ederek ya iş vermiyor ya da en ağır koşullarda çalıştırıyor. Yıllarını harcadığı üniversiteden mezun olduktan sonra asgari ücrete tabi olmak, iş beğenmemek değil de işsizliğe mahkum olmak anlamını taşıyor.

Bu durumu da ülkenin Cumhurbaşkanı “İş var, İş beğenmiyorlardiyerek açıklıyor. Yaşları 10 bile olmayan çocuk işçilerle fotoğraf çektiren Cumhurbaşkanı’nın böyle demesine çok da şaşırmadık. Genç işsizlik oranlarındaki büyük artışa rağmen bu gerçekler saklanmaya çalışılıyor. 81 ilde 81 üniversite projesi ile binlerce gencin işsizliği erteleniyor. Genç işsizlik verilerine dahil edilmiyor. Üniversitede aldığımız eğitimden ve diplomasını aldığımız bölüme dair iş bulamıyoruz.

Üniversite mezunu insanlar, yetiştikleri alanlar yerine başka çalışma alanlarında yok pahasına çalışmak zorunda kalıyor. AKP hükümeti, ‘Eski Türkiye’de işsizlik vardı açlık vardı. Biz Yeni Türkiye’yiz” derken, tekrar işsizliğin gün yüzüne cıkmasını istemiyor. Biz, gerçekleri gün yüzüne çıkarmaktan geri durmayacağız. Genç işsizlik özel değil genel bir sorundur.

2010 senesinde Tunus’da da genç işsizlik gizleniyordu. Ta ki Muhammed Buazizi kendini yakarak Tunus’da bir devrimin başlangıç tohumlarını serpene kadar. Buazizi’nin bu şekilde ölmesi dünyanın gündemine oturan, işsizlik sorunlarının nelere mal olduğunu, gençleri nelere sürüklediğini gösteren önemli bir olay olmuş ve tarihe kan ile yazılmıştır.

Genç işsizlik bizim ülkemizde de aynı yakıcılığıyla önemli bir sorundur. Şu bir gerçektir ki bu bizim sorunumuz değil içinde yaşadığımız sistemin çelişkisidir. Ve bu sistem bize hiçbir zaman iyi bir gelecek vaat etmeyecektir. Kendimizi kötü hissetmemizin hiç bir anlamı yok. Biz buna mahkum değiliz. Başımızı kaldırıp hak ettiğimiz geleceği bize vermiyorlar ise biz alalım.

Bunu kişisel gelişim ile bireysel olarak yapmamız olanaksız ancak ve ancak tek yumruk olup bu sorunun kaynağına karşı birlikte mücadele edersek bir çözüme ulaşabiliriz. Tunus ve Kuzey Afrika halkları Buazizi’nin kendisini yakması ile bu gerçeği gördü ancak herşey bu kadar açıkken bizim bir Buazizi beklememize gerek yok. Genç işsizliğe karşı tek yumruk olup geleceğimizin peşine düşme vaktidir.