Yeni anayasa değişikliği teklifinde yer alan maddelerden biri olan 3. Madde  “milletvekili seçilme yaşının 18’e düşürülmesini ve askerlikle ilişiği olanların milletvekili adaylığına başvuramamasını” öngörüyor.

“Belki içimizden yeni bir fatih çıkacak. Böyle biri çıkarsa biz seçilebilmesine fırsat vereceğimiz bir madde getiriyoruz”

Bunu diyen AKP Sakarya Milletvekili Mustafa İsen. Evet, Fatih Sultan Mehmet çok genç yaşta İstanbul’u fethetmeyi başarmıştır. Peki, “Belki içimizden yeni bir fatih çıkacak” diyen Mustafa İsen, gerçekten bunu inanarak mi söylüyor, yoksa Türkiyeli gençlerin sorunlarından mı bihaber?

-Genç işsizlik yüzde 20’nin üzerine çıktı.

-İş bulabilen gençler ise, geçici işlerde, uzun saatlere kadar, düşük ücretlerle çalıştırılıyorlar.

-Ülkedeki diplomalı işsiz sayısı tarihin en yüksek seviyesinde. Ve her geçen gün artmakta.

-Maddi sıkıntılardan dolayı okurken çalışmak zorunda kalan arkadaşlarımız işçi ölümleriyle yaşamını yitiriyor.

-İşsizlik nedeniyle bunalıma giren birçok genç intihar ediyor.

-PISA raporuna göre  Türkiye eğitim kalitesinde 72 ülke arasında  50. sırada yer alıyor.

-Evrim teorisi müfredattan kaldırılarak, eğitim bilimsellikten uzaklaştırılmaya çalışıyor. 

-Muhalif gençler, ifade özgürlüğü kapsamında büyük baskı altında.

-KHK’larla üniversitelerden ihraç edilen hocalarımızla birlikte üniversiteler itibarsızlaştırıldı, içi boşaltıldı.

Bu liste uzar da gider. “Staj bulamama, barınma, ulaşım, hayat pahalılığı, bursların azlığı, üniversiteye giriş, kitapların pahalı olması, sosyal tesislerin yetersizliği, kalitesiz eğitim, gelecek kaygısı, ifade özgürlüğü...”

Peki, gençlik bu sorunlarla mücadeleye ederken, gençlere Fatih Sultan Mehmet’i örnek gösterenler gençliğin sorunlarının çözümü konusunda  hakikaten bir çaba harcıyor mu? Somut bir adım atıyor mu? ‘Hayır’.

Ne gençlerin ne de ülkenin sorunu yeni anayasa, başkanlık sistemi ya da 18 yaşında milletvekili seçilebilme sorunu değildir. Biz gençlerin sorunu işsizliktir, üç yılda bir değişen eğitim sistemidir, üniversiteye giriştir, yurtlardır,  gelecek kaygısıdır.

Şimdi de diyorlar ki, “seçilme yaşı 18’e inecek, gençlerin siyasette önü açılacak” Ancak durum hiç de denildiği gibi değil. Bunu diyen kişiler aynı zamanda, politik bir söz söylemek isteyen muhalif gençleri susturmak için elinden geleni yapıyor.  Hatırlayalım, daha geçen gün 7 Şubat KHK’sı ile hukuksuzca ihraç edilen hocalarımız için tüm kolluk güçleri eylem yapan genç arkadaşlarımızın karşısına dizilmişti. Siyasetin tanımını yapacak olursak “toplumun halkla ilgili yaptığı ve yapacağı tüm etkinlikler” diyebiliriz. Durum böyleyken, Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nde hocaları için eylem yapan gençler siyaset yapmamış mıdır, yapmışlarsa “önleri açılmak yerine neden tıkanmıştır” yoksa “siyaset yapabilmenin şartı yandaş olmak mıdır?” AKP bunu açıkça izah etmelidir. 

“Bunları askerlikten muaf tutarsın, olur biter.”

Bu sözler ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından çıktı. Erdoğan meclise girecek genç vekillerin askerlikten muaf tutulabileceği önerisini getirirken, gençler neden savaşıldığının bile bilinmediği yerlerde savaşa sokuluyor, cansız bedenleri bir bir yoksul ailelerine teslim ediliyor, bakan ve milletvekili çocuklarının ise Meclise girip “askerlikten kurtulmaları” ve üstelik ömür boyu milletvekili maaşı alarak bolluk içinde bir hayat sürecek olmaları kabul edilemez ve utanç vericidir.

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, gençliğin işsizlik gibi gerçek sorunlarını görmezden gelerek, yalandan “Gençlere siyasetin önünü açıyoruz” demek ve bunu gençliğin sorunlarına çözümmüş gibi sunmak içi boş ve kandırmaca bir iddiadan öte değildir. 

Görüldüğü gibi, yeni anayasa değişikliğinde gençlerin gerçek sorunlarına çözüm getirebilecek hiçbir madde yoktur. Bir toplumun gençleri o toplumdan bağımsız değildir, ve o toplumun eseri olan anayasa üzerinde söz sahibidir. Bizler, bunun bilinciyle gençleri geleceksizleştiren anayasa teklifi ve başkanlığa karşı geleceğimiz için  hep birlikte ‘hayır’ diyoruz.