16 Nisan’daki referandumdan kesin olarak ‘hayır’ sonucu çıkmıştır. Fakat halkı tanımayan ve halkın iradesini yok sayan iktidar hile ile sonucu kendi lehine çevirmiştir. Bunun sonucu oluşan mücadele alanı, kendiliğinden ortaya çıkmış bir yapı değil, halkın emeğiyle ve çabasıyla yürüttüğü bir alandır ve halkın bütün kesimiyle devam etmelidir.

Dikta rejimine karşı dinamik ve genç hareket

Dikta rejimine karşı mücadele vermek, bu ülkenin gençlerinin de bizzat görevidir. Lisede okuyan bizlerin, oyumuza ve geleceğimize sahip çıkması gerekiyor. Bizler üniversiteye hazırlanıyoruz ancak üniversiteyi okuduktan sonra, ya işsiz kalıyoruz ya da kötü şartlarda çalıştırılıyoruz. Türkiye’de her dört gençten birisi işsizken, üniversite okuyanların çoğu işsiz kalıyorken, bu dengesiz ve kötü şartlar altında biz liselilere nasıl iyi bir gelecek sunma planındalar? Geleceğimizin belirsizleştirildiği bu düzene ‘HAYIR’ demeli, bu kötürüm ve akıl dışı düzenin yardakçılarına da gereken cevabı vermeliyiz. Biz liseliler olarak, geleceğimizi bir zümrenin belirlemesi yerine, kendi hayatımızda kendimizin söz sahibi olmasını istiyoruz. Dikta rejimi ile de bunun mümkün olmayacağını biliyoruz. Tek bir kişinin veya sadece bir zümrenin boyunduruğu altına girmeyeceğiz ve bizi herhangi bir kişinin veya zümrenin boyunduruğu altına sokan ilkeleri, teklifleri kabul etmeyip, geleceğimizi diktaya emanet, etmeyeceğiz.

Güzel bir gelecek için sarf ettiğimiz çabamızı, tek bir kişinin iradesine bırakmak intihar olur.  Bu dikta rejiminde, eğer yandaş değil isek, iktidarın istediği karakteristik ve ideolojik zeminlere sahip değilsek, ister çok çalışkan olalım ister disiplinli, biz haklarımız ve geleceğimiz için direnmedikçe ve mücadele etmedikçe, gelecek planlama ve özgür bir ülkede yaşama istencimizi bizden başka kimse bizlere vermeyecektir.

Referandumda çıkan ‘HAYIR’ sonucu ise, bizlere diktatörlüğün önünü kesme, onu yok etme inancını vermiştir. Fakat önümüzde temel problemler var. Birincisi, kesin olarak çıkmış ‘HAYIR’ sonucunu iktidar kabul etmemektedir. Dikta rejimi, baskı, eğitimde gericilik kapımızdadır. İktidar, zaten dikta rejimi uyguladığı bu ülkede, her kesimin maruz kaldığı şiddeti meşrulaştırma yoluna girmiştir. İkinci problem ise, bu şiddeti ve diktatörlüğü meşrulaştırma yoluna geçenlere karşı, biz liselilerin harekete geçmemesi ve geleceğimizi savunmamamızdır. Gençler, toplumun en az bozulmuş kesimidir. Bizler harekete geçersek, halkın iradesiyle ortaya çıkmış ‘HAYIR’ı  daha da dinamikleştirip, dikta rejimini yenebiliriz, yenmeliyiz.

Birlikte hareket etmeli, geleceğimizi savunmalıyız

Biz liseliler, okullarımızdaki yandaş yapılanmaya ve gerici eğitim stratejilerine karşı birlikte hareket etmeli ve mücadele etmeliyiz. Bilimsel eğitim istemeliyiz, rekabetçi sistemi eleştirmeliyiz ve esas olan, kötü ve irrasyonel olayları meşrulaştıran bir zihniyeti kendi mücadelemizin dinamikliğiyle yok etmeliyiz. Umuda kelepçe vuranlara,  bizler dayanışmamız ve fikrimizle ‘dur’ demeliyiz. Bizler bu ülkenin liselileri olarak, umursamaz ve yılgın bir tavır sergilememeli, mücadeleye katılmalı ve sürekli aktif olmalıyız. Bu ülkenin liselileri, yani bizler, ne rekabetçi sistemin altında ezilmeye mahkumuz ne dikta rejiminin altında çürümeye.

Biz liseliler de genel olaylarda söz söylemeli, liseliler olarak hakkımızı ve geleceğimizi savunmaya başlamalıyız.  Çünkü, bizden ayrı yaşayan bir dünya ya da bizden kopuk bir memleket söz konusu değildir. Bu ülke de en küçük addedilen siyasi bir olay, bizi ve dolayısıyla toplumu etkilemektedir. Hayır’ı büyütmeli ve hileye, diktatörlüğe, yandaş ve kalitesiz eğitim sistemine ve bizi robotlaştıran bu dengesiz düzene ‘HAYIR’ demeliyiz. Liseliler olarak mücadele etmeli ve mücadele alanları yaratmalıyız.