Türk askerlerinin olduğu bina vuruldu en son Rusya tarafından. İlk olarak TSK’nın açıklaması: ‘yanlışlıkla vuruldu’ oldu. Genelde Rusya’dan önce böyle bir açıklama pek duyduğumuz bir şey mi?

Dikkat çektiğiniz gibi, oradaki sıralama birçok kişinin dikkatini çekti, benimde dikkatimi çekti ve garipsetti. Çünkü adeta önceden Türk Silahlı Kuvvetleri aceleyle ve Rusya adına açıklama yapar gibi ifadelerle bunun yanlışlıkla olduğunu söylediler. Yani Rusya üzerinde bir baskı oluşturulmasından özellikle kaçınıldığı anlaşılıyor. Bu baskıdan kaçınılmasının nedeninde tahminim, iki devlet başkanının yani Cumhurbaşkanları arasında ki görüşme.

Genel Kurmay Başkanlığı’nın yaptığı açıklama üzerine Rusya bir açıklama yaptı ve hayır, öyle değil koordinatlar işte bizim hatamız değil dendi. Bunun üzerine Genel Kurmay tekrar bir açıklama ihtiyacı hissetti ve bizim orada ki birliğimiz ki bu arada ben de bir özeleştiri yapmış olayım. O gün bana o soru sorulduğunda bunun kentin yerleşim birimi içinde olduğuna göre muhtemelen ileri uç teşkil eden bir özel kuvvetler unsuru olduğunu düşünmüştüm ve öyle de söyledim. Fakat bunun sonradan tankçılar olduğu anlaşıldı ve 10 gündür orada sabit oldukları anlaşıldı. Bu koordinatların daimi olarak Rusya’yla bu tür kazalar olması için doğrudan paylaşıldığı söylendi çünkü arada da malum bizim medyada da yine bence anlaşılmaz bir şekilde bu koordinatların Suriye hatta İran üzerinden Rusya’ya verildiği onun üzerine bu bombardıman gerçekleştiği söylendi. İşte bu da tutmuyor. Bunun tabi izahı güç hatta yok. Bu kadar düz bir şekilde yan yana konulduğu zaman ancak bilerek yapılabileceği akla geliyor. 

 

 "Rusya'ya mesaj gerçekçi değil"

 

Son dönemde Rusya ile Türkiye’nin ilişkileri daha yakın. Ama biraz daha Trump’ın gelmesiyle belki Suriye’de ki politika konusunda ‘Bir şeyler değiştimi?’ sorusu akıllara geliyor. Rusya’nın açıklamaları var mesela YPG ve PKK’yı bir terör örgütü olarak görmediğini söylüyor.

ABD ile ilişkiler olarak başkan Trump’ın seçilmesinden sonra ortada olan bir değişiklik yok. Değişiklik olacağına dair bir iyi niyetli beklenti olduğu anlaşılıyor Ankara’da. Zira bu 7 ülkeye, nüfusunun çoğunluğu Müslüman ülkelere giriş yasağı konuldu. Fakat Ankara’dan buna bir tepki gelmedi. Bunun gibi bir sessizlik bir beklenti CIA ile yapılan telefon görüşmesinden sonra direktörünün gelişinin umutla,mutlulukla karşılanması. Bu görüşmeden memnun kalındığının vurgulanması, ilk ziyaretin Türkiye’ye olduğunun vurgulanması ama burada da şunu söylemek zorundayım ki, CIA direktörünün ben daha önce Başbakan ve Cumhurbaşkanı seviyesinde kabul edildiğini ben hatırlamıyorum. Bunu danıştım da konuyla ilgili olanlara.  Böyle bir kabulün olmadığı söylendi bana. Olmuş olabilir mi? Olabilir. Olduysa da basına duyurulmadı. Bizler bilmiyoruz. Bunun basına duyurulması bence Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı makamı açısından da sorgulanabilir. Çünkü denk değil, CIA direktörünün Türkiye’de ki muhattabı, mevkidaşı, mit müsteşarı. Yine özel nedenlerden ötürü Dış İşleri Bakanınca da kabul edilebilirdi. Cumhurbaşkanı seviyesinde Başbakan seviyesinde kabul edilip birde buradan açıklama yapılmasını ben garipsedim. Bu veriler yine önemi vurguluyor, ileriye yönelik beklentiler olduğunu vurguluyor ama ortada olan bir şey yok.

Rusya’ya bir mesaj olabilir mi peki?

Rusya’ya bir mesaj ise de o zaman pek çok kişinin kurduğu aynı gün bu hava bombardımanı olmuştu. O bağlantıyı kurarız ama bu bana aksi tesadüf geliyor. Benim bu haspel kader dış işleri tecrübeme göre dış ilişkiler böyle yürümez. Mahallede sanki birbirine racon keser gibi ‘CIA direktörü Ankara’ya geldi acaba Türkler ile Amerikalılar Rakka’ da farklı bir iş birliğine mi girer? O zaman ben bir havadan bombardıman yapayım da Türk tankını hedef alayım. Onlarda ayağını denk alsın.’ Bu pek gerçekçi değil.

 

"Fırat Kalkanı'nın amacı belirsiz"

 

Peki ama son dönem de biraz daha Rakka ve Menbiç hedefleri özellikle vurgulanıyor. Hem Başbakan hem de Erdoğan tarafından.

Onu ben izah etmekte zorlanıyorum. Çünkü sayın Cumhurbaşkanı seviyesinde Bab’ın son olduğu söylendi. Ben de bunu esas almak durumundayım. Hep vurguladığımız bir konu var. Fırat Kalkanı harekatının amacı ve kapsamı belirsiz. Biz bilmiyoruz varsa da. Olmayadabilir, bu bence daha vahimdir baştan beri hiç yoksa. Hani zamanla içi doldurulur, oldu bittiler ile ilerlenir gibi düşünülüyorsa daha vahimdir. Var da biz bilmiyorsak o ayrı bir konu. Gizli tutuluyor olabilir. Birde şu var Biden’ın dönemin başkan yardımcısı Ankara ziyaretinde ve sayın Cumhurbaşkanı’nın Petersburg ziyaretinde Putin ile varılan bir mutabakat var yazılı olmayan. Biz o mutabakatın içeriğini de bilmiyoruz.

 

Daha çok birlikte hareket etmeye yönelik açıklamalar değil miydi?

Müttefiklerle hareket ederken ABD’nin sahada ki bir müttefiği de YPG’dir. Bizim açımızdan da YPG hükümet açısından PKK demek. Biz diyoruz ki onları bırakın bizimle hareket edin. Ama onlar orada. Dolayısıyla yine gündemden düşen zaten ben bunun olamayacağını düşündüğümü söylemiştim. Bu Rojava peşmergesi konusu var. Yani KDP tarafından eğitilen 3000’i aşkın Suriyeli Kürt peşmergenin de, Türkiye üzerinden geçirilip bu cebe sokulması. Bu işleri daha da karıştırır tabii ki. Çünkü biz bu peşmergenin ÖSO ile nasıl bir ilişki içine gireceğini bilmiyoruz. Eğer biz Rojava peşmergesi denilen KDP gücüyle  YPG’nin çatışacağını sanıyorsak orada da yanılırız. Çünkü ben de biliyorum, Ankara’da da gayet iyi bilinir ki Mesut Barzani siyaseti kesinlikle Kürt’ün Kürt’e silah çekmeyeceği üzerine kuruluydu.

 

"Güvenli Bölge demek savaş ilanı demektir"

 

Rakka ve Menbiç biraz da orada güvenli bölge oluşturulması üzerine konuşuluyor. Bugün de en sıcak konuşulan konu bu. Güvenli bölge oluşması için mi Fırat Kalkanı operasyonu devam ediyor?

Güvenli bölge sözcüğünü deyim yerindeyse ucuzlatmamak gerek. Güvenli bölge dediğiniz bir savaş ilanıdır. Neden böyledir, çünkü güvenli bölge olarak ihtas edeceğiniz yerde ki hava savunma sistemlerini imha etmeniz gerekir ve oranın üzerinde bir hava sahasını o egemen ülkeye yasaklamanız gerekir. Onun rızasıyla tabi. Ve oranın üzerindeki hava sahasını o egemen ülkeye yasaklamanız gerekir. Onun rızasıyla tabii. Biz burası bir güvenli bölgedir dediğimiz zaman Rusya’ya diyeceğiz ki, çünkü Rusya hava savunma sistemini ihlal ediyoruz, Suriye’de onlar kurucu zaten. Siz burada hava savunma sisteminizi kullanmayacaksınız, kullanırsanız imha ederim. İki buraya Suriye Hava Kuvvetleri uçağı girmeyecek. Sadece Suriye Hava Kuvvetleri girmeyecek desek bu daha kolay çünkü Suriye’nin elinde uçak yok doğru dürüst ve bizim elimizdeki uçakla baş edecek uçak yok. Hepsini alaşağı edebiliriz. Fakat ilerde Rusya’nın sağladığı hava savunma sistemi var. Dolayısıyla ne ABD ne Türkiye açısından güvenli bölge tesis etmek kolay değil. 

 

"Bab ısrarının arkasında M4 Karayolu'na sahip olmak var"

 

Siz aslında sosyal medya üzerinden birkaç tane harita da paylaşmıştınız, kantonların birleşmesiyle ilgili. Aslında sanki bir yol gözüküyor birleşmesi için, yani hala mümkün mü sizce?

Ben bunu ilk harekat başlayıp oraya doğru ilerlemesiyle birlikte artık düne göre bugün bu kantonların birleşme konusunun daha zor olduğunu söylemiştim. Diğer taraftan şu anki durumda daha da güç, fiziken de imkansız gibi gözüküyor. Öbür taraftan da şunu söyleyelim; bizim burada Bab’ı almak gibi bir hedefimiz yok. Yani ben Fırat Kalkanı Harekatı’nı baştan beri eleştiriyorum stratejik olarak, olabilir. Ama başladıktan sonra yürüyor tamam. Askeri olarak şimdi Bab’ın alınmasının da bir anlamı yok çünkü siz sağından solundan o yolu kesmişsiniz zaten. Yani Bab’ı almaya çabalayarak gitmenin de çok anlamı yok. Burası aslında Suriye Rejimi’ne de verilebilir fakat Bab da alınacak diye ısrar ediliyor. Şimdi bunun altında da bu M4 Karayolu var. Ve medyaya yansıdığından öğrendiğimiz 500 metre yer yer bir kilometre genişliğinde ÖSO ile Suriye Ordusu’nu birbirinden ayıran bir demarkasyon hattı var. Ve bunun iki tarafında yani doğusunda ve batısında YPG unsurları var. Şimdi sizin söylediğinizin geçerli olabilmesi için Suriye Ordusu’nun aldığı yerden YPG adına feragat etmesi lazım. Mümkün mü? Bu da mümkün, çünkü bunu zaten aslında bütün Kuzey Suriye’de daha doğrusu Kuzey Afrin’de ve bu tarafta Cezire ve Kobane kantonlarında yaptı belirli ölçüde Esad. Olabilir ama buna da herhalde Ruslar bu defa müsaade etmeyecektir çünkü bu takdirde Rusya’nın Türkiye ile olan ilişkisi bozulacaktır.

 

 

 

"Artık Esad'ı devirmek gibi bir amaç yok"

 

Peki son olarak şunu soracağım Erdoğan en son yaptığı açıklamada Esad’la daha önce yaptığı görüşmeden birkaç detay verdi. Bundan sonra amacımız siyasi ve diplomatik çözüm dedi.Daha öncesinden Esad’ı bu şekilde uyardığını, bu konuyla ilgili katil Esad şeklinde duyuyorduk cümleleri. Şimdi ise daha çok ‘ben zamanında uyarmıştım’ şimdi siyasi diplomatik çözümle ilerleyelim konuşması geliyor. Sizce bir yakınlaşma olacak mı?

Aslında bu sorduğunuz soruyu benim temas ettiğim batılı koalisyon üyesi ülkelerin, bu işe bakan diplomatları da arada sırada görüştüğümüzde soruyorlar. Onlarda bana soruyor ;‘sayın Erdoğan dönüp Beşar Esad ile tekrar yüz yüze konuşur mu? İş buraya mı gidiyor?’ diye. Şimdi aslında Türkiye’nin diplomatik açıdan elinin serbestleşmesi güzel bir şey. Elinizde bir çekiç varken şimdi yeniden alet çantanız zenginleşiyor. Tornavidanız da var, kerpeteniniz de var, bunları kullanmama olasılığınız da var. Bu açıdan iyi ama ne yaptığınızı biliyor musunuz? Yani sizin söylediğiniz gibi, bir gün El bab’ta dururuz derken ertesi gün sırada Menbiç var, Rakka var ; dün Esad’a düşmanken bu gün yumuşak,yarın tekrar söz konusu bile olamaz diye sert bir çıkışta olabilir. Ama elimizde veri Rusya üzerinden zoraki olarak Esad’la bir temas kurulduğu yönünde. Çünkü bu El bab’ta çatışma olmaması ancak temasla mümkün. Fakat biz adını koymasakta, belli ki artık Esad’ı devirmek gibi bir amacımız yok.

 

 

Röportajın tamamını aşağıdan izleyebilirsiniz: