Selahaddin E. Çakırgil'in "Bir mücadelenin çarpıtılması, bünyeyi zehirliyor" başlığıyla yayımlanan (31 Temmuz 2017) yazısının ilgili kısımları şöyle:

Cumhurbaşkanı Tayyib Erdoğan’ın 27 Temmuz günü partisinin m.vekillerine yaptığı konuşmada, FETÖ ile mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladıktan sonra,  ‘ilgisiz kimselerin tutuklandığı şeklindeki şikayetlerin gözönünde bulundurulmasına‘da dikkat çekmişti. Çünkü, hem ilgisiz kişilere bile belki de kasden baskı uygulanmış oluyor ya da birileri bu mücadeleyi sıradan bir yasak savma şekline dönüştürüyor; konuyu çarpıtanlar görülüyordu.

Belki, onbinlerce insanın haksız uygulamalara maruz kalmış olması ihtimali bile sözkonusu.. Kaldı ki, tek kişinin bile zulme mâruz kalması önemsiz görülemez.

‘Çok kişi tutuklayarak başarılı mücadele verildiği sanılıyor’

Hainlerin, mahkemelerde, milletle alay edercesine küstahça tavırlar sergilemelerine  fırsat verildi. Ama, bu cemaatin içinde yer alıp, tongaya düşürülen binlerce insan tutuklandı, tutuklanıyor. Çok fazla kişiyi tutuklamakla başarılı mücadele verileceği sanılıyor herhalde.

***

Bu konuda son bir örneği zikretmek istiyorum:

Bir kitab-kahve salonunu işleten bir arkadaşın geçen hafta, sabaha karşı yapılan bir operasyonda gözaltına alındığını duydum. Bu arkadaşın, 15 Temmuz Darbe Hıyanetisırasında ve sonrasında kendi bölgesini nasıl örgütleyip tankların yolunu kesen isimsiz kahramanlardan olduğuna bizzat şahidim.

Hakkındaki suçlama ne mi? İşyerindeki internetten ByLock’a girilmiş. Sadece bu! O okuma salonuna, her gün yüzlerce insan geliyor, lap-top’larını o yerin şifresine göre açıyorlar.

Dahası.. Arkadaşı götürecekler. Sabah namazı vakti girmiş.. ‘Namazımı kılıp öyle gideyim’diyor. Polis, izin vermiyor. Arkadaş da, ‘Ben namazımı kılmadan çıkmam..’ diyor. Ortam geriliyor. Polis ise ceberrutluğu elden bırakmıyor.

Neyse, sonra dışarda bekleyen diğer polislerden birisi geliyor da namaz kılmaya izin veriliyor.

Düşünebiliyor musunuz, bu zorbalık, Tayyib Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olduğu bir ülkede yapılabiliyor.. Duy bunları İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Bey..

***

‘Dehşet salmak mı mücadele yöntemi?’

Sabahın saat 04.00 sularında evlere âni bir baskın yapılmasını anlamıyor. Halbuki, adam gibi davet edilseler yine gidecek karakola, çoğu.. Bütün mahalle ayakta.. Başta çocuklar olmak üzere, aile efradının nasıl dehşete düşecekleri hesab edilmiyor.

Bu tek bir vak’a değil.. Binlercesinden bir örnek.. Dehşet salmak mı mücadele yöntemi?

Kalınan hücrelerde ise, kir-pastan kaşarlanmış bir battaniye.. Dışardan yiyecek bile getirtilemiyor. Orada verilenler ise..

***

Bu mücadele tarzı, en fazla da FETÖ’nün işine yarıyor ve bu uygulama bünyeyi zehirliyor, yazık oluyor.

Bizden hatırlatması..