Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) Diyarbakır, İstanbul ve Van'ın ardından İzmir'e devrettiği Vicdan ve Adalet Nöbeti devam ediyor. Polis ablukası ve engellemelere rağmen Gündoğdu Meydanı'nda üçüncü gününde devam eden nöbette HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım basın açıklaması yaptı.

Evrensel'in haberine göre, Yıldırım, konuşmasına 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıldönümünde yaşamını yitirenleri anarak başladı. AKP’nin İzmir’in kent içi planlamasının yerel yöneticilerin elinden alındığına işaret eden Yıldırım, “Yerinden yönetimlerin ne kadar elzem olduğunu İzmir açısından görebiliyoruz. Bunlara bırakırsan sermayenin kazandıklarıyla ortaklaşma dışında bir yatırım planları yoktur. Bunlar tekçiliği, yerelliği değil katı merkeziyetçiliği esas alan bir zihniyete sahiptirler” dedi.

‘Yerellik değil katı merkeziyetçilik esas alınıyor’

20 Temmuz Suruç ve 10 Ekim Ankara katliamlarında iktidarın sorumluluk sahibi olduğunu hatırlatan Yıldırım, “Bütün bunlara rağmen 1 Kasım’da bir kez daha şans verildi ama deyim yerindeyse Kürt coğrafyasında başlayan kanla ölümle yıkanmış bir zihniyet anlayışı, giderek bu şiddet politikalarını ülkenin batısına taşımakta. Oysa 1 Kasım’da 'Gelin kan akmasın' diyen zihniyet, 1 Kasım’da iktidar olduktan sonra daha büyük bir savaşın düğmesine bastı. Suruç ve Ankara katliamı ile 1 Kasım’a hazırlanan zihniyet daha büyük bir savaşla 16 Nisan’a hazırlandı. Bizim isyanımız, bütün reddedilişimiz karşısında durmamız ve direnişimizin temel sebebi de budur. Bunun için İzmir’de ve toplumsal yaşamın her alanında mücadele içerisindeyiz” şeklinde konuştu.  

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “AKP zaafa uğrarsa Türkiye zaafa uğrar” sözünü değerlendiren Yıldırım, “Türkiye niye zaafa uğrasın. AKP dediğin Türkiye’nin geçici olarak yüzde 35-40’nın oyunu almış. Sana verilen oy da sana tapulanmamış. Sana sadece belli bir süreliğine bu ülkeyi yönet diye verilmiş. AKP zaafa uğrarsa Türkiye zaafa uğramaz. AKP iktidardan düşerse bu ülke gün yüzü görür, düzlüğe çıkar. İki yılı aşkın bir süredir bu ülkenin iki yakası bir araya gelmedi. İki yakasının bir araya gelmesini istiyorsak biran önce sivil ve demokratik bir mücadele ile AKP’nin iktidardan uzaklaştırılması lazım. Türkiye AKP'den büyüktür” dedi  

“AKP giderse hiçbir şey yapmasak bile insanlık tarihinin ve toplumsal yaşamın en değerli varlığı olan barışı bu ülkeye getirmiş oluruz” diyen Yıldırım sözlerine şu şekilde devam etti; “AKP gitmeden bir daha bu ülkede çatışmaların durmasının, kalıcı ve onurlu bir barışın gelmesinin yolu yoktur. AKP giderse analar ağlamaz, yoksulluk ortadan kalkar, toplumsal kamplaşma yerine barış olur, OHAL kalkar, işinden edilenler işine geri döner, siyasetçiler, yerel yöneticiler, özgür basın mensupları görevlerine geri dönerler ve AKP giderse bu ülkede güller açar. Bu ülke bugünkünden çok daha iyi güzel olur.”

‘AKP gitmeden barış gelmez’

HDP ve Kürt halkı olarak AKP’nin bu yüzünü anlayabilmek için ciddi bedeller ödediklerini ifade eden Yıldırım, “Mücadele edebilmenin bedelini ödemeye hala devam ediyoruz. Saldırıya uğrayarak bedeller ödeyerek tecrübe etiğimiz bir hususu İzmirli, Egeli, Marmaralı, 80 milyon insan acı çekerek ve bedel ödeyerek tecrübe etmesin. Tek çabamız burdur. Türkiye halklarının bu acıyı çekmeyi daha fazla tahammüllü kalmış bir halk değildir. AKP’nin varlığı ve yokluğu arasındaki savaş ve barış arasındaki tercihtir. Tekçilik ve çoğulculuk arasındaki tercihtir” dedi.

Hasankeyf’te dinamitle gerçekleşen yıkımlara da tepki gösteren Yıldırım, “Sizin orada tarihi, kültürü, tarım alanlarını ucube bir enerji projesine kurban etmektesiniz. Bunların Hasankeyf’e dinamitle yaklaşımı kadim kültürümüze, tarihimize, diline dönük çarpık yaklaşımıdır. Kürde karşı ne varsa bir talancı yaklaşımdır” dedi.  Yıldırım, nöbette kendilerini yalnız bırakmayan İzmir halkı, kent dinamikleri ve sivil toplum örgütlerine teşekkür ederek, açıklamalarını tamamladı.

DİSK’ten ziyaret

DİSK Ege Bölge Temsilciliği, bağlı sendika yöneticileri ve üye işçiler, Vicdan ve Adalet Nöbeti'ni ziyaret etti. İşçiler nöbet alanına, “Yaşasın hakların kardeşliği” , “Hak, hukuk, adalet” ve “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atarak girdi. 

Ziyarette konuşan DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, Vicdan ve Adalet Nöbeti'ni ve bundan sonra gelişecek tüm adalet nöbetlerini destekleyeceklerini ifade ederek “Birlikte olmak için bu alana geldik. Her ne kadar alan kuşatılmışsa da biz yüreğimizle sesimizle vicdan ve adalet nöbetinin adalet isteyen herkesin yanında olduğumuzu bir kez daha bu kürsülerden ifade etmek için buradayız” dedi. 

‘Taşerona kadro için adalet istiyoruz’

Hükümetin korku imparatorluğu yaratmaya çalıştığını belirten Sarı, “İşçi sınıfının en büyük özelliği olduğu direnişleri sergilediği dönemde AKP hükümeti taşerona kadro sözü vermişti. İki yıl geçmesine rağmen hala kadro talebimiz yerine gelmemiştir. Biz onun için adalet diyoruz. Tamda bu dönemde aksine yaslar çıkararak kiralık işçilik büroları, bireysel emeklilik sigortaları emekçilerin sırtına dayayarak daha fazla ezilmesini sağlamak için yasalar çıkartmalarına karşı adalet istiyoruz. Biz daha özgür ve çalışma koşulları için adalet istiyoruz. Biz 35 saat çalışma talep etmek için adalet istiyoruz. Bu ülkede analar gözyaşı dökmesin diye adalet istiyoruz. Barısı savunmak için adalet istiyoruz” diye konuştu.
HDP heyeti adına ziyaretçileri karşılayan İstanbul Milletvekili Erdal Ataş ise şunları söyledi; “Elbette adaleti sadece hukukla sınırlandırmıyoruz. Bize göre adalet emekçinin haklarının adil bölüşümü ve örgütlenmesi önündeki engellerin kaldırılmasıdır. Yine aynı şekilde sosyal kimliklerimize yönelik ulusal, inançsal, cinsiyet kimliklerimize ve bütün kültürlerimize yönelik tam hak ve eşitlik sağlanmasıdır. Bir diğer ayağı ise demokratik yönetimdir. Bunların toplamı elbette ki hukuk alanındaki adaleti de oluşturmuş oluyor. Ama en önemli alanlardan bir tanesi olan emek alanına yönelikte bütün haklara yoğun bir saldırıları gerçekleştirildi. Bu ülkenin bütün demokrasi güçleri olarak haklarımıza yönelik yapılan saldırılar karşısında ortak mücadele yürütme temelinde bu nöbetimizi yapmaktayız.” 

(Fotoğraf: Dihaber)