Emekçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sibel Uzun KRT TV’de Çağlar Cilara’nın konuğu oldu.

Erdoğan’ın “Bu sol zihniyet, bu komünistler hiçbir zaman vatansever değildir” çıkışı gündemde yerini korurken, Sibel Uzun komünistlerin neyi istediğini ve neyi istemediğini anlattı.

Nazım Hikmet’in Vatan Haini şiirini hatırlatan Uzun “Komünistler vatan hainliği yapmaktan onur duyarlar” ifadelerini kullandı.

“Bütün bir toplum vatan hainliği yapıyor”

“Bizler komünistler olarak vatan hainliği yapmaya devam edeceğiz. Diğer yandan bu itirazı yükselten sadece komünistler değil. Aslında bütün bir toplum vatan hainliği yapıyor. O ağacı kesme, diyor. O dereye dokunma, diyor.”

Komünistlerin teknolojik gelişmelere, uçaklara, havalimanlarına karşı olmadığını ancak bu gelişmelerin doğayla uyumlu bir şekilde ele alınması gerektiği dile getiren Uzun, “doğa ranta kurban gitmemeli” şeklinde konuştu.

“Doğaya yönelik bir saldırının ifadesi”

“Vatan, ulus, millet gibi kavramlar halkları birbirinden ayrıştırıcı, halkları tahakküm altına alıcı ifadeler olarak kullanılıyor. Biz halkların birbiriyle kaynaşmasından yanayız.”

“Palmira ve Hasankeyf birbirine çok benziyor”

“IŞİD’in Palmira’daki saldırılarıyla AKP’nin Hasankeyf’teki saldırıları birbirine çok benziyor. Biz bu talana karşıyız. Elbette bu doğa ve tarih katliamını ‘istemezük.’ Bu katliamlara karşı elbette vatan haini olmak zorundayız.”

 “Yurtseverlikten değil halkların kaynaşmasından yanayız”

“Gezi’de, 7 Haziran’da ve referandumda halkların Saray’a birlikte karşı duruşunu gördük. Bu yüzden bu birlikteliği yurtseverlik olarak adlandırmayalım. Biz halkların kaynaşmasından, barış içinde yaşamasından ve rejime birlikte kafa tutmasından yanayız.”

Kadın Meclisi toplandı

Kıyafetime Karışma diyen kadınların İstanbul ve Ankara’da Kadın Meclisleri’nde bir araya gelmesini değerlendiren Sibel Uzun şu ifadeleri kullandı:

“Kıyafetime Karışma hareketi kadınların yaşam tarzlarına, kıyafetlerine yönelik saldırılara karşı hep birlikte karşı duruşu olarak ortaya çıktı. Aslında bir yönüyle yaşam tarzına yönelik saldırılara ‘salık veren’ ve bu saldırıları sözlü olarak destekleyen iktidara karşı da bir tepkiydi. Bu tepkinin Adalet Yürüyüşü’nün hemen sonrasında ortaya çıkışı tesadüf değildir.”

“Meclis feshedilirken kadınlar meclisini kurdu”

“Demokratik haklarını kullanan kadınların bu hareketinin meclis tipi bir örgütlenmeye dönüşmesi, aslında Meclis’in iradesinin ortadan kaldırıldığı bir dönemde tam yerini buldu.”

 “Başörtülü kadınlar şortlu kadınların hakkını savunuyor”

"İktidarın kadınlara yönelik tutumu ve bakışı korkunç düzeyde geri bir zihniyeti çağrıştırıyor. Bu tutum Ortaçağ kanunlarına denk düşüyor. Öte yandan toplumda ise başörtülü kadınlar şortlu kadınların hakkını savunur bir düzeyde." 

“Kadınlar ‘müftülük işine bak’ demeye devam edecek”

Müftülere verilmesi öngörülen nikah kıyma yetkisinin laikliği ortadan kaldıran bir yetki olacağını ifade eden Uzun, başkanlık sistemi tartışmalarının 2007 referandumuna uzanan geçmişini anlattı. AKP’nin 2007 Cumhurbaşkanlığı seçim sistemi referandumu ile rejimde bir değişiklik yarattığını ve ‘fiiline uygulanan’ bu rejimin hukuki hale getirilmesi için 16 Nisan’ı getirdiğini dile getirdi. 

“Nikah kıyma yetkisi devletindir. Bu yetki bir dini kuruma verilemez. Verilmesi halinde AKP’nin, fiili durumu hukuki hale getirelim, demesi kuvvetle muhtemeldir. Kadınlar bu yüzden, müftülük işine bak, demeye devam edecek.”

Ne yeni devlet ne geri devlet

Referandumda Hayır diyen milyonların KHK rejimine itiraz ettiğini vurgulaya Uzun, “İşte yeni devlet tartışması KHK ile yönetilen bu devlettir.” ifadelerini kullandı. 

“Meclisin yok edildiği bu dönemde milyonların kendini ifade edebileceği ve karar alabileceği meclislere ihtiyacımız var. Çünkü milyonlar bu yeni devlet tipine itiraz ediyor.”

“Milyonlar karar almaya ihtiyaç duyuyor” 

(Türkiye sosyalistleri 2019 seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayları için ne düşünüyor? Nasıl bir aday olmalı ki Erdoğan’a karşı seçim kazanılabilsin?)

“Bu yöntem referandumla ispatlandı. Hayır diyen milyonlar nasıl kazanacağını ispatladı. Bu milyonlardan kendimizi sorumlu görmemiz gerekiyor. Milyonlar sadece sandığa, sadece yürüyüşe, sadece mitinge ihtiyaç duymuyor. Milyonlar karar almaya da ihtiyaç duyuyor.”

“2019 seçimlerinde milyonların alacağı karardan kendimizi sorumlu tutmalıyız.”

Laik Eğitim Meclisleri kuruluyor

“Hepimiz için laik eğitim” hareketi bir meclise dönüşüyor. 9 Eylül günü Laik Eğitim Meclisi toplanacak ve çocukların geleceği için hep birlikte düşünecek, tartışacak, karar alacak. 

Herkesi Laik Eğitim Meclisleri’ne davet eden Sibel Uzun “Bilimden uzak yetişen, cemaatlere ve tarikatlara teslim edilen çocukların geleceği ne olacak?” diye sordu.