Özakça, Deutsche Welle Türkçe’den Gezal Acer’in sorularını yanıtladı:

KHK ile ihraç ediliği işine geri dönebilmek için açlık grevinin 263. gününde olan öğretmen Semih Özakça, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılışındaki hislerini böyle anlatıyor: "Tutukluluk sırasında, tutuklu olmakla dışarıda olmak arasında bir şey görmüyordum. Çünkü bir direniş var, içeride ya da dışarıda… Ama serbest kalıp, Nuriye Hoca'nın kaldığını öğrenince çok kötü oldum…" Serbest kaldıktan sonra ise artık "Beni bırakmak zorunda kaldılar, Nuriye Hoca'yı da oradan alacağız"

Semih Özakça'nın "Nuriye Hoca" olarak adlandırdığı akademisyen Nuriye Gülmen de 263 gündür açlık grevinde. Gülmen ve Özakça Mayıs ayında kaldıkları eve yapılan baskın sonucu gözaltına alınıp ardından tutuklanmışlardı. Yarın beşinci duruşmaları görülecek.

Nuriye Gülmen'in duruşmaya katılıp katılamayacağı belli değil. Semih Özakça orada olacağını belirtiyor. Henüz savunmalar tamamlanmadan, savcının esasa ilişkin mütalaasını hazırladığını söylüyor:

"Bir kişi savunma vermediyse, mütaala veremezsiniz. Bir acele söz konusu. 20 Ekim'de bir duruşmamız olmuştu ve 24 Kasım'a duruşma tarihi vermek istediler. Avukat ve ailelerin ısrarıyla dördüncü durumayı 17 Kasım'a aldılar. Beşinci duruşma 27 Kasım'a atıldı oysa daha önce yakın zamanda tarih yok denmişti. Ancak birden tarih verilebildi."

"Tanık ifadeleri eklendi"

Öğretmen Semih Özakça, dava dosyasına eklenen tanık ifadelerine dikkat çekerek, tahliye edildiği duruşmadaki savunmasında bu ifadelerden birini geçersiz hale getirdiğini hatırlatıyor. Ancak Özakça dosyaya bir itirafçı ifadesi daha eklendiğini belirtiyor ve emniyetten gönderilen tanık ifadesinin, beyandan ibaret olduğunu ve kamera kayıtlarıyla desteklenemediğini belirtiyor.

Peki şimdiye kadar ne oldu? Savcı, mütalaasını açıkladı. Özakça'nın, örgüt üyesi olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek örgüte yardım suçundan 5 yıldan 10 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını isteniyor.

Özakça Gülmen ile Eskişehir'de bir kitapçıda tanıştıklarını anlattı. İki eğitmen açlık grevinin 75. gününde gözaltına alınmışlardı.

Gülmen'in ise, "DHKP-C üyesi olduğu, davaya konu eylemlerin örgüt talimatıyla gerçekleştirildiği, örgüt talimatıyla açlık grevi yaptığı ve cezanın artırılması gerektiği" değerlendirmesi yapılıyor. Savcı, örgüt propagandasından da cezalandırılmasını talep ettiği Gülmen için 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilmesini istiyor.

"Avukatları tutuklandı"

Gülmen ve Özakça'nın ilk duruşmaları 14 Eylül'de yapıldı. Ancak onlar hakim karşısına çıkamadı. İlk duruşmadan iki gün önce de avukatları tutuklandı. Ancak davalarına bakmak isteyen çok sayıda avukat oldu.

Sağlık koşullarının elverişli olmadığı gerekçesiyle getirilmedikleri ilk duruşma 28 Eylül'e ertelenmiş ve tutukluluk hallerinin devamına karar verilmişti. 28 Eylül'deki duruşmaya da sadece Özakça getirilmişti. Ardından 20 Ekim'deki duruşmaya da yine Özakça getirilmiş ve savunmasının ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

20 Ekim'de Nuriye Gülmen'in tutukluluk halinin devamına karar verilirken, 17 Kasım'daki duruşmada Gülmen aylar sonra ilk kez SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) aracılığıyla uzaktan görüntülenebildi ancak bu şekilde savunmasını yapmayacağını beyan etti.

Semih Özakça, Gülmen'in duruşmaya getirilip getirilmemesinin sağlıkla ilgili olmadığını belirterek, "Gülmen'in gelmek istediğini söylediğini, orada o koşulları yaratılabileceğini söylediğini" hatırlatıyor.

Semih Özakça açlık grevi koşullarında evden çıkmanın mümkün olmadığını ve mahkemenin "kaçma şüphesinin" mantıksız olduğunu belirtiyor.

"24 saat beyaz bir ışık ve fan sesi altında kalıyor"

Nuriye Gülmen Numune Hastanesi'nin hasta koğuşunda kalıyor. Gülmen ve Özakça'nın doktorları arasındaki Onur Karahancı, Gülmen'in sağlık durumuyla ilgili son olarak 5 Ekim'de eğitimcilerin bir diğer doktoru olan Benan Koyuncu'nun bilgi alabildiğini aktarıyor. Dr. Karahancı, Numune Hastanesi hasta koğuşunun yarı bodrum katı şeklinde olduğunu belirterek, güneş ışığı almayan odada sürekli açık tutulan beyaz bir ışık ve havalandırma için sürekli açık tutulan bir fan sistemi olduğunu belirtiyor ve ekliyor: "Bu insanın, sağlıklı kılınmak için hastane ortamnda tutulduğunu hiç kimse savunamaz."

Açlık grevini bıraktıktan sonra kas iskelet sisteminde ciddi sorunlar oluşabileceğini, kalp ve böbrek sisteminde, iç organlarının çoğunda şu an harabiyet oluşmuş olabileceğini söyleyen Dr. Karahancı, böyle bir durumda her bir dakikanın kıymetli olduğunu vurguluyor.

Dr. Karahancı, duruşmaya getirilmemesinde tek sıkıntının mesafe olmadığına dikkat çekerek, Gülmen'in mahkemeye getirilemezken, iradesi dışında Sincan Cezaevi'nden Numune Hastanesi'ne transfer edildiğini hatırlatıyor ve ekliyor: "Geri dönüşlü ya da geri dönüşsüz olduğunu anlayabilmek için muayene gerekiyor. Ancak kendini yenilemeyen organlar ve sistemler var, sinir sistemi ya da kalp gibi, böbrek ve akciğer gibi. Bunların ne durumda olduğunu bilemiyoruz."

"Sağlığım konusunda dehşete kapıldığım bir durum oluştu"

Özakça, durumunun bir hastalık durumu olarak algı yaratılmasını istemediğini, bunun bir açlık grevi olduğunu vurguluyor. Şu andaki sağlık durumuna yönelik de ayrıntıya girmeden şunları söylüyor: "Sağlığımla ilgili benim ve doktorların dehşete kapıldığı kritik şeyler oldu. Hayati risk konusunda ise net bir şey yok henüz tabii ki".

Semih Özakça, pazartesi günü Nuriye Gülmen'in tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilip edilmeyeceğine yönelik öngörüde bulunamıyor. Mardin'de öğretmenlik yapan Semih Özakça bir günlük iş bırakma eylemi nedeniyle önce açığa alınmış, bir günlük maaş kesintisi tebliğ edilmiş ve ardından da KHK ile ihraç edilmişti. Öğretmen eşi Esra Özakça da KHK ile ihraç edildi.

Esra Özakça, "Semih ve Nuriye Hoca serbest bırakılana kadar ben de açlık grevinde olacağım" diyerek açlık grevine başlamıştı.

"Sen açken, ben yiyemem"

İhraç edilmeden önceki hayatları ile şu anki bambaşka. Esra Özakça da eşine destek vermek için açlık grevine başlamıştı. O da 188'inci günde. Şimdi annelerinin yardımıyla birlikte açlık grevlerini sürdürüyolar. "Beraber aç kalmak, açlığı paylaşmak bizim açımızdan olması gereken bir durum. Esra öyle bakıyor en azından. Sen açken ben nasıl yemek yiyeyim diyor" sözleriyle evliliklerinin açlık grevinde aldığı durumu anlatıyor.

(Fotoğraf: DW)