Bakış Açısı programının bu hafta konukları Yarın Haber Köşe Yazarı Hakan Öztürk, Teori ve Eylem Dergisi Yürütme Kurulu Üyesi Nuray Sancar, Tarihçi Yazar Bilge Seçkin Çetinkaya, Ali Kenanoğlu sunuculuğunda gündeme dair değerlendirmeler yaptı.
 
Nuray Sancar, Erdoğan'ın Boğaziçi açıklamasına dair şunları söyledi: Üniversite öncesi eğitimin yapılanmasının üniversitedeki sonuçlarıyla karşılaşıyoruz. Boğaziçi Üniversitesi mezunu olan gazeteciler yazıyorlar. Daha liberal, özgürlükçü bir ortamın olması ve toplumsal gerilimlerin daha kolay çözülebildiği bir iklim yaratılmış olmasına vurgu yapıyorlar. Öte yandan Boğaziçi Üniversitesi'ne  yerli ve millilik kıstası getirerek başarılı olamadınız denmesi komik. Bu yerli ve milliliğin içeriğinin çeşitli şekilde doldurulduğu günleri yaşıyoruz. Fihrist doldurarak tez hazırlamış hocanın doçentliğinin kabul edildiğini biliyoruz, TÜBİTAK'ta bilimsel çalışma adına yapılmış absürt buluşların nasıl abartıldığını ve sonuçta bir profösörün 'Ben cahil insanları severim, daha güvenilirdir' dediği zamanlarda yaşıyoruz. Bütüm bu olguları sıraladığımızda, bunların bir zihniyet inşaasının parçası olarak önümüze geldiğini, rasyonel düşüncenin ciddi bir saldırıya uğradığını görüyoruz. 
 
Bilge Seçkin Çetinkaya, Diyanet'in tepki çeken açıklamasına ilişkin şunları söyledi: Diyanet bir çeşit devlet dinini kurumsallaştırmak için kurulmuş bir kurum. Aslında devlet dini ve karşısında halkın dini, bir çeşit sınırlama, devletin politika ihtiyaçlarına uygun bir din oluşturmanın kurumu olarak ortaya çıkmış. Geldiğimiz noktada diyanet sadece tek bir dini ifade eden bir hal aldı. AKP'nin politikalarını camilerde vaazlar yoluyla yaymak ve fetva verme kurumu haline geldi. Ben bunun ataerkil iktidarla ilişkili olduğunu düşünüyorum. Ne zaman çocuklara ve kadınlara musallat olan birileri çıksa, dine referans vererek meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Bu sadece Türkiye'ye özgü de değil. Katolik kilisesinde istismar olaylarından, öğrencisini taciz edip 'Şeriat isterim' diyen adama kadar uzanıyor. Ataerkil iktidarın sınır tanımama iddiası bu. AKP'nin bir taktiği var, herkesin şikayetçi olduğu bir Belediye Başkanı'nı görevden alıyor, tepki veremiyorsunuz, başka birini görevden aldığında tepki vermemizin önüne geçiliyor. Ufalama törpüleme meselesi. Hangi yaşta hangi çocukla evlenilir meselesi de böyle. Bir alandan başka alana alıyorlar, sonuçta bakıyorsunuz önümüze gelmiş. Hükümetin görevi çoğunluk karşısında azınlıkta olan inançları, çoğunluğun baskısından korumak olabilir. 

 

Erdoğan'ın Fransız gazeteciye verdiği cevap ve gelen yorumlara dair konuşan Hakan Öztürk şunları söyledi: Olaya kabadayılık yaptı diye bakılmasına imkan yok. Fransız gazeteci soruyor, kızıp 'FETÖ ağzıyla konuşuyorsun' diyor. Gazeteci Fransız ise muhtemelen Hrıstiyandır. Anladık hadi Türklere diyorsun, Mezopotamya, Anadolu insanına diyorsun da , Fransız birisi neden radikal İslamcı bir örgüte ilgi duysun? Bir gazeteci olarak, ülkede büyük bir olay olmuş, yakalanan tırın içinde silahlar bulunmuş, sana bunu soruyor. Diyebilirsin ki bu nasıl bir abartma, argümantasyonun bile bir seviyesi var. Bu topraklarda eğitim görmüş birini oraya gönderiyorsunuz sizi mahcup ediyor. Diyecek hiç mi birşeyin yok? Sana artık tabeladan yazıyorlar. Kafasında adalet ile ilgili bir şey olmadığı için tabeladan bakıyor. Bu kadar kopuk, gerçekliğin dışına çıkmış. Argümantasyon seviyesine hayranım, bu konu bir yana, ikinci bölümde şunu söylüyor 'Amerika o kadar silah gönderiyor ona bir şey demiyorsunuz?'. Böyle bir şey yok. Yanlış bir şeye yanlış, doğruya doğru diyorsun. Amerika'nın yapması da yanlış senin de yanlış. Bu kabul edilebilir bir şey değil.  

PROGRAMIN TAMAMINI İZLEMEK İÇİN

Birinci Bölüm

 

 

İkinci Bölüm