Kartal İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Pendik Süreyya Paşa ve Kartal Şehit Şükrü Bayrakçı ilkokullarına bir yazı göndererek, öğrencilerin Nihat Hatipoğu’nun programına katılarak soru sormaları talimatını verdi.

 

Yazıda şöyle dendi: “ATV ekranlarında yayınlanan Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu ‘Sorularınızı Cevaplıyor’ adlı programda Resmi/Özel okullarla canlı bağlantı kurup öğrencilerin din ve islam üzerine sorularını canlı yayında cevaplama isteği ile ilgili İlgi (a) sayılı İl Milli Eğitim Müdürlüğünün yazısı ile ilgi (b) sayılı e-posta ve ilgi (c) sayılı Valilik Oluru ekte gönderilmiştir. Bilgi ve gereğini rica ederim.”

'Sadece MEB değil valilik de onaylamış'

Konuyla ilgili görüştüğümüz Eğitim-Sen Kartal 5 No’lu Şube Başkanı Ata Esen, MEB tarafından okullara gönderilen yazıyı değerlendirdi. Gönderilen yazının laiklik açısından sakıncalı olduğu belirten Esen şunları söyledi:

“Gönderilen yazı için sadece Kartal İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden değil, valilikten de onay alınmış. Dolayısıyla genel hükümet politikası ile alakalı bir durum. Devlet, Milli Eğitim'in ilkesine her türlü unsuru karıştırdı. Bütün cemaatlerin, dini vakıfların, Milli Eğitim müfredatına dahi etki ettikleri aşikar. O açıdan ATV'de program yapan o zatın, programlarına öğrencilerin katılması teşvik ediliyor.  Böyle bir onay söz konusu yazının içeriğinde. Milli Eğitim'den gönderilen yazıda öğrencilerin programa katılıp konuşmaları isteniyor. Bu kişinin nasıl bir program yaptığı belli,  kendisi orada sözde dini öğretileri anlatıyor ve o doğrultuda program yapıyormuş gibi görünüyor. Ancak bu vatandaş orada ticaret yapıyor. Aldığı paraları ve bugüne kadar girdiği ilişkileri medya kuruluşları olarak da daha iyi biliyorsunuz.  Dolayısıyla burada iyi niyetin olduğunu biz düşünmüyoruz. Burada muhakkak bizim bilmediğimiz bir ilişkinin söz konusu olduğunu düşünüyoruz.”

'Laik bilimsel eğitim olmalıdır'

Esen, tarafsızlığın önemli olduğunu belirterek şunları ekledi:

“Eğer öğrenciler o anlamda bir yerlerden bilgi edineceklerse zaten devletin bu konuda birçok alanı var. Dolayısıyla öğrencileri buralara doğru sevk etmek, yarın öbür gün başka alanlara da sevk etmek demektir. Fiilen yapılan da bu. Dolayısıyla karşı çıkmak durumundayız. Ayrıca devletin bu anlamda tarafsız olması gerekir. Bir öğrenci kendi isteğiyle telefon edebilir, ilişki kurabilir. Buna da katılmayız ama laik bir devlette, laik bilimsel bir eğitim yapabileceğin devlette, toplumun birçok kısmının katılmadığı bir şahsiyete, öğrencilerin teşvik edilmesi bilim açısından da, laiklik açısından da çok sakıncalı bir durumdur. Bundan dolayı da karşı çıkıyoruz.”

‘Yüzlerce tarikatla devlet içinde protokoller imzalanıyor’

“İlim ve Kültür Derneği” adı altında Nur cemaatinin okullara girmesine izin verilmesine dair de konuşan Ata Esen şunları belirtti:

“Herhangi bir tarikatla yapılan anlaşma, dün gönderilen yazının benzeridir. Eğitim, devletin sorumluluğundadır.  Bunun ötesi yoktur. Eğitimi, bu işin başında olan yetkililer, kendi inançsal doğrultusunda yönetmeye çalışırlarsa bunun ardı arkası kesilmez.  Bugün yüzlerce tarikatla ve cemaatle devlet içinde protokoller imzalanmıştır.  Bu,  dün gönderilen yazının başka bir şekilde cemaatlerle de paylaşılması anlamına geliyor. Biz zaten devletin eğitim politikasına da karşıyız, biz diyoruz ki eğitimin paralı, ideolojik, herhangi bir politik kişilerin ve grupların inisiyatifine verilmemesi gerekir.  Bugüne kadar defalarca söyledik, devletin eğitimdeki rolünü gerçek anlamda üstlenmesi gerekiyor. Dolayısıyla Nur cemaatine ilişkin yapılan ilişki de yanlıştır. Herhangi bir tarikatla yapılan anlaşma ya da görüşme yanlıştır. Dün gönderilen yazı bunların bir benzeridir.”