İzmir’de 1926 yılında yapılan, 1928 yılında devreye girdiği anda İzmir için çok önemli bir yapı halini alan Elektrik Fabrikası, Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.'nin (ADÜAŞ) diğer taşınmazları ile birlikte verilen ilanda, taşınmazın satış yöntemi uygulanmak suretiyle 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde özelleştirileceği duyuruldu. Bu karar İzmir Büyükşehir Belediyesi dahil tüm kesimlerce tepki topladı. ‘Fabrika arazisinin ranta açılması için’ bu satışın yapılmak istendiği düşüncesi yaygın durumda. Elektrik Fabrikası’nın satışa çıkarıldığı ilk andan itibaren açıklamalarıyla bu özelleştirmenin yanlış olduğunu söyleyen EMO Yönetim Kurulu Başkanı Şebnem Seçkin Uğurlu ile konuyu değerlendirdik. 

 
“İzmir’in genelinde rant projeleri artıyor. Onlar gibi bu da bir rant projesi”
 
İzmir’de son zamanlarda artan rant projelerine dikkat çekerek, fabrikanın satılış amacının da bu olduğunu ve fabrikanın İzmir’in tarihinde önemli bir yere sahip olduğuna değinen Uğurlu şöyle konuştu:
      “İzmir’in genelinde ranta dayalı projeler artıyor. Nefes alma alanımız hızla azalmakta. Bunu her yerde hissediyoruz. Trafikte içinde, parkta, okulda, işteyken… Her yerde yaşam alanlarımızın iyice kısıtlandığını görüyoruz. Özel mülkiyetler hızla ranta veriliyor. Aynı şekilde İzmir’in tarihi için, İzmir için çok önemli bir fabrika arsa denilip satılıyor. Ama asıl amaç rant. Belediyeye ait bir bina aslında. Ama sanki devletinmiş gibi satılışa çıkarıldı. Elektrik, elektronik alanında teknik olarak donanımlı insanların emek verdiği bir yer. Böylesi bir emek sarf edilmiş, bu kadar önemli bir yer ayakta tutulması gerekirken 1986’ da atıf hale bırakılıyor.”
 
“Restore edilmeli, halka kazandırılmalı”
 
Fabrikanın bir Kültür Varlığı olarak tescillendiğinin altını çizerek korunması gerektiğini söyleyen Uğurlu fabrikanın halka kazandırılması gerektiğini ifade etti. Uğurlu konuşmasına şu sözlerle devam etti:
 
      “EMO İzmir Şubesi olarak Büyükşehir Belediyesi ile görüştük. Bu arsayı alın dedik. İzmir Büyükşehir Belediyesi bunun o anda olamayacağını söylüyordu. Bu bina Korunması Gereken Kültür Varlığı olarak tescillenmiş. Restore edilmeli, halka kazandırılmalı. İzmir’ de bu kadar rantın arttığı bir dönemde bu bina İzmir’e geri kazandırılmalıdır.”

“Özellikle bu hale getirildi. Tek amaç rant”
 
Uğurlu’nun değindiği önemli noktalardan bir tanesi de fabrikanın kasti olarak çürümeye terk edilmesi oldu. Uğurlu, binanın rant için satılmak istendiğini tekrar vurgularken son olarak şunları söyledi:
 
“Bu bina ranta açılacağı için satılmak isteniyor. Üzerinde bulunduğu arazi büyük ve iyi bir arazi. Tek amaçları bu. Ranta açmak. Zaten özellikle bine çürümeye terk edildi, verimliliği düşürüldü. Böylelikle ranta açılmak istendi. Bir restorasyon ile korunabilir ve bir müzeye çevrilebilir. Elektrik Elektronik Mühendisi bir hocamız bununla ilgili bir proje hazırladı ve valiliğe sundu. Ama bu proje bir sonuca vardırılamadı. Bu bina zamanında İzmir’in elektriğinin %30’na kadar karşılamış, İzmir’e katkısı olmuş dolayısıyla İzmir için önemli bir bina. Bu şekilde bir müzeye çevrilmelidir. Bunun bir örneği hepimizin bildiği Santral İstanbul. Onun gibi bir yapı İzmir’de neden olmasın? Ranta açmak istedikleri bu alana yapacakları yapılaşmaları da tahmin edebiliyoruz. Alsancak’ta bu tür yapılaşmaları İzmir kaldıramayacak.”