Cumhurbaşkanı ve AKP lideri Tayyip Erdoğan, Türkiye Diyanet Vakfı tarafından Saray'da düzenlenen İyilik Ödülleri Programı'nda konuştu.

Erdoğan, "İslam'da güncelleme" tartışmasına değindiği konuşmasında, "Bazı ukalalar dolaşıyor etrafta, hadisler üzerinde, yok şöyleydi yok böyleydi gibi laflarla dolaşıyor. Bu hadisi şerifler Kur'an'ın hükümlerine aynen uyuyorsa bizim için sahihtir ve biz ona uyarız. Kim ne derse desin." dedi.

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

Birileri Suriye'ye binlerce kamyon silah gönderirken, Diyanet Vakfı, Kızılay, AFAD binlerce kamyon insani yardım gönderdi. Ey dünya siz ne yapıyorsunuz?

Bize akıl vermeye kalkıyorlar, sivil insanlar ölüyor diyorlar. Biz sivilleri hedef alsaydık Afrin çoktan düşmüştü.

Birilerinin son zamanlarda söyledikleri birçok şeyler var. Detaya girmeyeceğim Diyanet'in ilgi alanındadır. Bir şey Akif'in dilinde kendini çok güzel buluyor.

Müslüman olarak bizim hedefimiz, doğrudan doğruya Kuran'dan alarak ihlamı, asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı.

Tüm ilahiyatçılarımızın, hocalarımızın bu konudaki beyanlara büyük hassasiyet göstermelerini bekliyorum.

Birileri bizi FETÖ ve DEAŞ'ın sapık din anlayışına mahkum etmeye çalışıyor. İslam dünyası büyük bir sınav veriyor. İslam'ı anlatırken din ve millet düşmanlarına istismar aracı vermeyeceğiz.

Modern Hasan Sabbahların evlatlarımızı efsunlamasına, neo-haşhaşilere çevirmesine izin vermemeliyiz.

Alimlerimiz, ariflerimiz, hocalarımız için son derece önemli olduğuna inaniyorum. Hem dinimize yönelik saldırıların, hem de Müslümanlara ilginin arttığı bir dönemde hocalarımızın İslam'ı anlatırken çok daha dikkatli olmaları gerekiyor. Alanı boş bırakmayacağız.

Diyanet camiamızın, başta Din İşleri Yüksek Kurulu olmak üzere Türkiye'nin dört bir yanındaki mensupları ile alanı hiçbir zaman boş bırakmayacaklar. Ondan sonra biz vazifemizi yaptık, ne oldu falan diyemezler ki, gelip birileri oraları işgal etmesin.

İnternetin, sosyal medyanın hayatımıza girdiği bir dönemde menfi ifadeler hızla yayılıyor. İlgili ilgisiz birçok kişi bunları maksadı aşacak şekilde, Müslümanları ve İslam'ı karalamak için kullanabiliyor. Tüm ilahiyatçılarımızın bu noktada azami gayret göstermesi gerektiğine inanıyorum. Kimseyi incitmeyelim, daima güler yüzlü irşad vazifesimizi yerine getireceğiz.

Sosyal medyanın ve internetin parıltısına kendimizi kaptırmayacak, dibini görmediğimiz kuyuya asla dalmayacağız. Sözümüzün ağırlığını kuyumcu titizliği ile tartarak, birliğimiz ve sevgimizle insanları İslam'a çağırmaya devam edeceğiz. Müslümanlar olarak birbirimize kentlenmemiz, safları sıklaştırmamız gerekiyor.

Birileri bizi ısrarla, FETÖ, DEAŞ ve Boko Haram'ın sapık din anlayışlarına mahkum etmeye çalışıyorlar. Özünden ve ruhundan kopradıkları, rahatça kullanabildikleri bu yapıları bize adeta dayatıyorlar. Türkiye genelinde 251 şehidimiz var. Bunlar bizde yara. Biz bunları unutmadık, unutmuyoruz, unutmayacağız. Hukuk içerisinde de bunun bedelini ödeyecekler.

DEAŞ ve FETÖ eski Roma'nın sembollerinden Janus'un biri doğuya biri batıya bakan iki yüzü gibidir. İslam ümmeti olarak artık şunu görmemiz gerekiyor. Birileri bizi kendi dinimizin kavramları ile, kendi dinimize mensup görünenlerle vurmaya çalışıyor. Mesele beyaz pirincin içindeki beyaz taşı bulup çıkarmaktır.

Gençlerimizin üç beş şarlatanın elinden mankurtlaşmasına asla müsaadet etmemeliyiz. Modern Hasan Sabbah'ların sapık anlayışları ile Neo Haşhaşilere çevirmesine izin vermemeliyiz. Din eğitimine çok büyük önem vermeliyiz. Muteber kurumlar, vakıflar ve şahıslar tarafından yürütülmesini sağlamak zorundayız. Bizler gerçekten zengin bir kaynağa sahibiz.

(Fotoğraf: DHA)