'Suriye'de kimyasal silah kullanıldı' iddiası bölgede hareketlenmeye neden oldu. ABD'nin Suriye'ye muhtemel bir saldırısında Rusya'nın karşılık vereceği tartışmaları bugün de devam ediyor. Dün BM’de yapılan oylamada Rusya’nın veto etmesi sonucu Suriye tasarısı reddedilmişti. Suriye’ye yönelik açıklamaları ve Türkiye’nin yapacağı tercihi Gazeteci Musa Özuğurlu ve Moskova Devlet Üniversitesi Öğretim Görevlisi Kerim Has Yarın Haber’e değerlendirdi.

 

“Rusya sadece savunmada kalabilir”

Gazeteci Musa Özuğurlu Suriye konusunda Türkiye’nin nasıl tutum aldığına dair şunları söyledi:

Daha önce başlayan tartışmalarda Rusya, ABD’nin herhangi bir şekilde saldırması durumunda karşılık vereceğini açıklamıştı. Hatta Putin'in kaynakların vurulması yönünde bir emri olmuştu. Bugün de Rusya'nın Lübnan Büyükelçisi aynı ifadeleri tekrar ederek, bir saldırı olması halinde bu emir yerine getirilecek ifadesini kullandı. Rusya gerçekten bunu yapar mı, sadece havada füzeleri indirmekle mi yetinir yoksa füzelerin atıldığı yerlere de mi saldırı yapar, bunu kestirebilmek mümkün değil.

Benim tahminim Rusya'nın daha çok savunmada kalacağı yönünde. Füzelerin gemilerden atılacağını düşünecek olursak Rusya'nın böyle bir hedefi vurması demek doğrudan ABD hedefini vurması demek. Rusya'nın da, kendilerine askeri olarak zarar verilirse cevap verileceği  yönünde bir açıklaması oldu. Rusya olasılıkları açık tutuyor ama her durumda Suriye ile birlikte hareket ettiği için Suriye'ye yapılacak olan bir saldırıya füzeleri indirerek karşılık verebilir. Eğer ABD bu sefer Suriye ordusunun üstlerine veya şehir merkezlerine yönelik bir saldırı yaparsa işin rengi değişebilir.

Sadece Rusya karşılık vermez Suriye'de buna karşılık verir. İran'a bağlı bazı birliklerinde olduğunu düşünecek olursak İran'da işin içine karışabilir. Böyle bir durumda iş kimsenin göremeyeceği bir noktaya doğru gidebilir.

“Türkiye’nin tavrı çelişkili”

Türkiye'nin şu anki tavrını geçtiğimiz günler ile kıyaslayacak olursak daha önce verilen fotoğrafla bir çelişki oluşturduğu ortada.  Türkiye'nin Rusya ile yakınlaştığı yönünde bir ifadesi vardı, anlaşmaları da bu yöndeydi. Şimdi önünde yeni bir ikilem var. Bir taraftan kimyasal silah kullandığı iddia edilen Rusya yönetimi var, buna karşı savaşmayı düşünen ABD var. Diğer taraftan da Suriye yönetimi ile hareket eden Rusya ve İran var. Türkiye'nin bu açıklamalarının pratikte ne anlama geleceğini önümüzdeki günler gösterecek. Lavrov'un Türkiye'nin Afrin’den çekilmesi ve orayı yönetime devretmesi yönündeki ifadelerine, Türkiye'nin gösterdiği tepkiye bakacak olursak, bu ikisi arasında bir problem olarak kalacak. Rusya her ne kadar Afrin’i terk ettiyse de bir şekilde Suriye'de bir dinamik olduğunu, yerlerinin tartışılamayacağını Türkiye'ye kabul ettirmeye çalışıyor. Fakat aynı Türkiye'yi, YPG’yi destekleyen ABD ile işbirliği içinde görüyoruz. Böylesine bir karmaşıklık içinde hem Türkiye ile Fransa ve Almanya problem yaşıyor, hem Türkiye ile Rusya problem yaşıyor. Bu durumda yapılacak olan herhangi bir saldırıda Türkiye'nin yer alacağı nokta çok belirleyici olacak. Afrin'in geleceği de bu şekilde şekillenmiş olacak. Bütün bunları bir kenara bırakacak olursak ben gelecekte Afrin’in yine kendi sahiplerine, halklara teslim edileceğini düşünüyorum bunu Türkiye'nin açıklaması paralel olarak söylemiyorum. Türkiye razı olsa da olmasa da Afrin gerçek sahiplerine iade edilecek gibi görünüyor.

“Lavrov’un açıklamasının zamanlaması önemliydi”

Moskova Devlet Üniversitesi Öğretim Görevlisi Kerim Has, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Afrin’i kime teslim edeceğimizi biz biliriz’ açıklamasının Rusya’da nasıl karşılık bulduğunu yanıtlayarak şunları söyledi:

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklaması Lavrov’a yönelik siyasi bir açıklamaydı. Rusya'da ciddi anlamda karşılık bulan bir açıklama olmadı. Siyaseten yapılması gerekli bir açıklamaydı. Burada asıl önemli olan Lavrov'un böyle bir açıklama yapmış olmasıydı.  Burada da muhtemelen bir kaç boyut öne çıkıyor. Lavrov'un açıklamasının içeriği yeni değildi. Rusya'nın baştan beri pozisyonu, Suriye'nin toprak bütünlüğünün sağlanması yönündeydi. Yeri ve zamanı geldiğinde Türklerin oradan çıkmasını isteyeceği zaten bilinen bir durumdu. Ankara'daki zirvede de asıl vurgu Suriye'nin toprak bütünlüğüydü. Dolayısıyla uzun vadede ne Soçi'deki aktörlerin nede Cenevre'deki uluslararası aktörlerin,  Suriye'de Türkiye'nin egemenliğinin nüfus alanı oluşturmasına sıcak bakmayacağını düşünüyorum. Lavrov'un açıklamasının içeriğinde yeni bir şey yok.

Burada önemli olan zamanlaması. Londra Moskova arasında patlak veren casus krizi iki ülke sınırlarını oldukça açmıştı. Batı- Rusya krizine dönüştürmüştür. Diplomatların sınır dışı edilmesi ile gelinen noktada da Suriye'de bir kimyasal silah saldırısı iddiası var. Buraya yönelik ABD-İngiltere-Fransa gibi ülkelerin bir operasyon seçeneğini masaya yatırdıkları görülüyor. Batının Rusya'yı sıkıştırmaya çalıştığını görüyoruz. Suriye üzerinden Moskova'nın, batının şartlarına yakınlaştırılması hedefleniyor olabilir.  Bu anlamda Rusya Afrin üzerinden belki de Ankara'ya mesaj vererek, Suriye meselesinde tırnak içerisinde ifade edersek kart değiştirmemesini istiyor gibi geliyor bana. Türkiye'de şu aşamada geçen yıl ki kimyasal silah saldırısına göre henüz tarafından seçmiş görünmüyor. Belki seçmesi da gerekmiyor ama geçen yıl ABD'nin yapacağı operasyona doğrudan destek vereceğini ifade etmişti. Şu an böyle bir durum yok. Burada karşılıklı bir mesaj alıp verme söz konusu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasının Rusya'da bir tepki doğurduğunu söyleyemeyiz.