T24'ün haberine göre; CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Diyarbakır mitinginde, Kürt sorununun çözümü için üç başlığa işaret etti. Kürtlerin onore olmak istediğini, Türklerin ise kaygıları olduğunu belirten İnce, "Türklerin kaygılarını gidereceğiz, Kürtleri de onore edeceğiz" dedi.

Çözüm konusunda 'samimi' olacaklarının altını çizerek, "Yalan yok, gizli kapaklı görüşmeler yok. Çözüm Millet Meclisi başka bir yer değil" diye konuşan İnce, aynı zamanda TRT'ye bağlı kanallardan birini de Kürt sorununun çözümünün tartışılması için ayıracağını ifade etti.

İnce, "Zaten TRT’nin bir işe yaradığı yok, bari bir işe yarar" diye ekledi. 

Muharrem İnce, Cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyasının en kritik duraklarından biri olan Diyarbakır'da konuştu. T24'e bilgi veren gözlemciler, CHP'nin son yıllarda Diyarbakır'da düzenlediği en yüksek katılımlı mitingin İnce tarafından gerçekleştirildiğini söyledi ve kalabalığın beklentinin üzerinde olduğunu dile getirdi.

Öte yandan, Diyarbakır mitingi, İnce'nin ana akım haber kanalları tarafından baştan sona yayınlanan ilk mitingi oldu. NTV, CNN Türk ve Habertürk, Diyarbakır mitingini baştan sona yayınladı. 

İnce'nin konuşmasının satır başları şu şekilde:

"Kardeş kavgası son bulsun"

"Merhaba Diyarbakır… Cahit Sıtkı Tarancı’nın hemşehrileri,  Ziya Gökalp’in torunları, Ahmet Arif’in kardeşleri… Ne diyordu Cahit Sıtkı Tarancı; ‘Memleket isterim… Gök mavi, dal yeşil, toprak sarı olsun… Olursa bir şikayet ölümden olsun… Kardeş kavgası son bulsun’ diyordu Cahit Sıtkı…

Ne diyordu Ahmet Arif; ‘Haberin var mı taş duvar… Demir kapı kör pencere, yastığım ranzam zincirim… Uğruna ölümlere gidip geldiğim zulamdaki mahsun resim haberin var mı… Görüşmecim yeşil soğan göndermiş… Karanfil kokuyor cigaram… Dağlarına bahar gelmiş memleketimin’ diyordu…

İşte ben 15 yaşında Yalova’da liseye giderken… Diyarbakırlı Ahmet Arif’in ‘Hasretinden Prangalar Eskittim’ şiir kitabını o yaşımda ezberlemiştim. Yani 15 yaşında ezberlediğim şiiri, bir Diyarbakırlı'nın yazdığı şiiri 40 yıl sonra, Diyarbakırlılara cumhurbaşkanı adayı olarak okudum. (‘İnce başkan’ sloganları)

"Sizi aldatmaya gelmedim"

Ben bugün buraya sizi kandırmaya, sizi aldatmaya ya da baldıran şerbeti içmeye gelmedim. Ben bugün buraya ramazan şerbeti, meyan şerbeti içmeye geldim. Türkiye’nin çok ciddi sorunları var. Cari açık 55 milyar dolar, mutfaktaki enflasyon yüzde 30, 250 milyar dolarlık ithalat var, gençlerin yüzde 20’si işsiz ve Türkiye kuşatılmış durumda. Şu anda Türkiye’yi yönetenler Türkiye’yi Ankara’dan yönetmiyor; Brüksel’den, Washington’dan yönetiyor.

Sevgili Diyarbakırlılar bakınız… Bir problemimiz var. Başından beri öneriyorum. 3B… Bir, barışacağız… Hemen barışacağız ama hemen… İki, ekonomik olarak büyüyeceğiz…  Yani üretim ekonomisine geçeceğiz. Fabrikalar açacağız. Kıraathanelerde bedava kekle zaman dolmaz. Çay beleş, gündüz kekle geçiştirdin; akşam evine gittin, yemek ne olacak? 

"Dört adayı da ziyaret ettim"

Tarıma dayalı sanayiyi geliştireceğiz. Meraları atıl olmaktan kurtaracağız. 

Sesi yükseltebilirseniz yükseltin. Çok kalabalık burası, sonunu göremiyorum.

Sanayimizin yüzde 25’i atıl. Onu işlevsel hale getireceğiz, refahımız artacak, zenginleşeceğiz. Büyüyeceğiz. 

Dört adayı da ziyaret ettim, sonra rakiplerimin hesaplarına para da yatırdım. Amacım siyaseti yumuşatmak. Gönüller arasında köprü kurmak, milleti barıştırmak, 81 milyonu bir şemsiye altında toplamak. 4 adayı da ziyaret ettikten sonra Hakkari’ye gittim ve orada dedim ki: Sevgili Hakkarililer, size sayın Akşener, Karamollaoğlu, Demirtaş ve Erdoğan’ın selamları var, dedim. Dördünün de selamını ilettim. 

Erdoğan, bu videoyu alıp Demirtaş bölümünü kesmiş. Sürekli yuhalarsanız ben derdimi anlatamam, televizyonu izleyenler beni yuhalıyorsunuz sanır. Olay şu, ben dört adayın da selamı var diyorum. Erdoğan sadece Demirtaş kısmını alıyor, bak bak Demirtaş'a da gitmiş diyor. Saklı gizlim yok, Erdoğan'dan izin alacak halim de yok. 

"Dokunulmazlık konusu gündeme geldi, hayır dedim"

Dokunulmazlık konusu geldi gündeme. Benim mensubu bulunduğum partinin yönetimi dedi ki, biz kaldırılmasına evet diyeceğiz. Ben dedim ki, yanlış yapıyorsunuz. Televizyonlara çıktım, ben parti yönetiminin tavrını doğru bulmuyorum, 'hayır' oyu vereceğim dedim. Bugün olsa yine aynısını yaparım. Siyaseti ilkeli yapacağız, kimseye yaranmak gibi bir derdim yok. 

"Kürtleri de onore edeceğiz"

Kürtler onore edilmek istiyor, Türklerin de kaygıları var. Türklerin kaygılarını gidereceğiz, Kürtleri de onore edeceğiz. Yalan yok, gizli kapaklı görüşme yok. Çözüm yeri TBMM.

"Ben oy değil, sorunu çözmek istiyorum"

Cumhurbaşkanı olduğumda TRT'nin kanallarından birini bu işe ayıracağım. Zaten bir işe yaradığı yok, bari bir işe yarar. Tartışacak insanlar, ne istiyor. Dil meselesini tartışacaklar. İçinizde muhafazakar var, esnaf var, solcu var; anlaştığınız bir yer dil meselesi, kendi aranızda anlaşamadığınız yerler de var. Anlaştığınız yerlere beni de yazın, anlaşamadıklarınızı da çözeceğiz. Ben oy değil, sorunu çözmek istiyorum. 

"Din dersi seçmeli olacak"

Erdoğan oy istiyor, onun derdi oy; benim derdim çözüm, barış, uzlaşma, huzur. Dil konusunu nasıl çözeceğiz. Dil ve din... Muhazakarlar din kültürü ve ahlak bilgisi yetmez, ben daha fazlasını istiyorum diyor. Hay hay muhafazakar kardeşim, seçmeli olarak kaç saat istiyorsan görüşeceğiz. Bir diğeri de diyor ki, siz bana hakaret ediyorsunuz, ben zorunlu olanı da almak istemiyorum. Hay hay, sen de alma. 40 senedir tartışıyor Türkiye, çözümü bu. İsteyene istediği kadar seçmeli din dersi, istemeyene yok. 

Bu Kürt sorununu çözmek istiyor mu istemiyor mu? Ben istiyorum. Bir ekonomik sorun, bir kültürel sorun, bir demokratik sorun olduğu gibi aynı zamanda siyasi ahlak sorunudur. Siyasetçi Diyarbakır'a gelip farklı, Trabzon'da farklı konuşuyor. "

(Fotoğraf: @vekilince)