CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz, Türkiye, İran ve Rusya arasında Tahran’da düzenlenen Suriye zirvesinde ortaya çıkan sonucun ‘Türkiye’nin İdlib’deki gelişmeler ile ilgili haklı endişelerini gidermek bakımından yetersiz kaldığını’ belirterek, İdlib konusunda bundan sonra atılacak adımlarla ilgili altı maddelik öneride bulundu.

 
Zirvenin sonuç bildirisinde İdlib’de çatışmasızlığın sürdürülmesini garanti edecek bir güvencenin görülmediğini belirten Çeviköz, üçlü zirveye ilişkin yazılı açıklama yaptı.
 
Suriye yönetimiyle temasa geçilmesi ve 1998 Adana Mutabakatı ruhunun iki komşu ülke arasında yeniden canlandırılması için çalışılmasını öneren emekli büyükelçi Çeviköz’ün önerileri şu şekilde:
 
* Bölge halkının ve terörle bağlantısı olmayan grupların Suriye sınırları içinde kalacak şekilde İdlib’ten tahliyesi için Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm ilgili kuruluşlara ve ülkelere çağrıda bulunulmalı ve bu sonuca ulaşmak için yoğun bir şekilde çalışılmalıdır.
 
* Türkiye İdlib’de bulunan bütün muhalif gruplardan silahlarını bırakmalarını istemeli ve bunun sağlanması için yoğun çaba göstermelidir.
 
* İdlib konusu Türkiye için bir ulusal güvenlik sorunudur. Moskova ve Tahran ile yapılan görüşmelerde bu anlayışımızın kuvvetle vurgulanmasının yanı sıra, Suriye yönetimi ile de temasa geçilmesinin ve 1998 Adana Mutabakatı ruhunun iki komşu ülke arasında yeniden canlandırılması için çalışılmasının zamanı gelmiştir.
 
* Suriye konusunda ABD ile yapılan görüşmeler sadece Membiç ve PYD/YPG bağlantılı sorunlarla sınırlanmamalı, ABD ile Astana ve Soçi süreçleriyle ve son Tahran toplantısıyla ilgili de bilgi paylaşımında bulunularak görüşmeler daha geniş bir çerçeveye oturtulmalıdır.
 
* AB ile yapılan görüşmelerde konunun insani boyutu öne çıkmakta ve amacın yeni bir mülteci sorununu engellemek olduğu görülmektedir. Türkiye İdlib sorununun esas itibariyle kendi ulusal güvenliğine tehdit oluşturduğunu AB’ye özenle ve sabırla anlatarak Suriye’de barış ve istikrarın kurulması çalışmalarında AB ile de işbirliğini yoğunlaştırmalıdır.
 
* İdlib’de konuşlanmış bulunan ve gözlem misyonu görevini sürdüren Mehmetçik’in herhangi bir saldırıya maruz kalmaması için Suriye yönetimini böyle bir saldırıya tahrik edebilecek eylemlerde bulunan gruplar üzerinde Türkiye güçlü bir şekilde denetim ve kontrol sağlamalı, askerimizin güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri almalıdır.
 
Ne olmuştu?
 
Esad rejiminin olası askeri operasyonu nedeniyle sivillerin bölgeyi terk etmeye başladığı da bildirildi. SOHR’un iddiasına göre Moskova’nın bölgeye düzenlediği bombardıman sonrasında yüzlerce kişi bölgeden ayrılmaya başladı.
 
SOHR Başkanı Rami Abdülrahman, İdlib’in güneydoğu bölgelerindeki yüzlerce köylünün, kuzeyde komşu Halep vilayetinin batısına ve Türkiye sınırındaki Afrin bölgesine doğru yola çıktığını açıkladı. Abdülrahman “Çarşamba akşam saatlerinden itibaren 180 aile, yani yaklaşık bin kişi yola koyuldu” dedi.
 
Suriye medyası İdlib’e yönelik nihai operasyonun 10 Eylül’de başlayacağını yazıyor. 2.5 milyon kişinin yaşadığı İdlib, cihatçıların son kalesi konumunda.