Müftülere nikah yetkisi veren Nüfus Hizmetleri Kanun Tasarısı kadın ve LGBTİ+ örgütlerinin tüm itirazlarına rağmen Meclis açılır açılmaz hızla görüşülüp 5 Ekim’de İçişleri Komisyonu’ndan geçirilmişti. Tasarının önümüzdeki Salı günü TBMM Genel Kurulu’na gelmesi bekleniyor.

Yüzü aşkın kadın ve LGBTİ+ örgütünün dahil olduğu “Eşit ve Özgür bir Hayat için Bu Yasalar Böyle Geçmez” kampanya grubu, Genel Kurul’da görüşülmesi beklenen tasarı hakkında Meclis’teki kadın milletvekillerine yönelik bir mektup hazırladı. Mektupta vekillere, “Tüm kadınları baskı altına alacak, kadın-erkek eşitsizliğini doğallaştıracak bu tasarıya dur deyin” ifadeleri kullanılıyor.

Hashtag eylemleri

Gerici yasa tasarısına karşı mücadele eden kadın ve LGBTİ örgütleri bugün (9 Ekim) saat 17.30’da #MüftülükYasasınaKarşıNöbete hashtagiyle sosyal medyada buluşacak.

Kampanya grubu ayrıca yasanın Meclis’te görüşüleceği gün tüm kadınları sabah saatlerinden itibaren kadınları pankart asarak, konuşmalar yaparak, dövizler hazırlayarak, videolar çekerek ve her yerde sokakta, meydanlarda “Kadın Nöbeti” tutarak eyleme geçmeye ve her tür eylem ve tepkiyi  #MüftülükYasasınaİtirazım var etiketi ile paylaşmaya çağırıyor.

Mektubun tam metni

Kadınların vekillere yönelik hazırladığı ve yaygınlaştırılmasını istediği mektubun tam hali şöyle;  

Sayın Milletvekili, 

5 Ekim Perşembe günü kamuoyunda ‘Müftülük Yasası’ olarak bilinen Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı İçişleri Komisyonu’ndan geçti. Önümüzdeki Salı günü veya en yakın zamanda TBMM Genel Kurulu’na gelmesi bekleniyor.

Size o Genel Kurul’un üyesi olan bir kadın vekil olarak sesleniyoruz. Bu yasa tasarısı hangi çevreden olursak olalım biz kadınların tamamının hayatlarını zorlaştıracak, bizi baskı altına alacak ve buna dur demek sizin elinizde. Neredeyse bütünüyle erkeklerden oluşan komisyonun hızla hayatlarımızı etkileyecek bu tasarıyı geçirişine şahit olduk. Genel Kurul’da sizlerin sesimizi, itirazımızı yükseltmesini, yasanın böylesine kolay geçmemesini umuyoruz. Eğer siz kadın-erkek eşitsizliğini iyice doğallaştıracak olan bu yasaya dur demezseniz, etkili bir şekilde muhalefet etmezseniz bir sonraki gün biz kadınlar için çok geç olacak. Her gün kadınların – çoğunlukla da boşanmaya çalışırken – öldürüldüğü bir ülkede, kadınların boşanmaması gerektiğini savunan ve dolayısıyla şiddete mahkûm eden, kadın-erkek eşitliğini temel almayan bir kuruma evlilik alanında resmi yetki verilmiş olacak.

Tasarıya neden mi itiraz ediyoruz? 

Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin tasarıyla il ve ilçe müftülüklerinin de evlendirme memurları arasına eklenmesi öngörülüyor. Müftülerin kıyması tasarlanan bu nikâh medeni bir nikâh; dolayısıyla çocuk yaşta ve çoklu evliliğin yasak olması sürdürülüyor. Yani bu gelişme imam nikâhının resmi nikâh yerine geçmesi anlamına gelmese de müftülerin resmi nikâh kıymakla görevlendirilmeleri dinin (ve tek bir inanç biçiminin: Diyanet’in uyguladığı haliyle Sünni İslam) bu toplumdaki herkesi kapsaması gereken medeni hukukun alanına müdahil olması anlamına geliyor. Ayrıca tasarıda yetki müftülerle sınırlı tutulmuyor; kullanılan “müftülüklere” ifadesinden ötürü yetki devri ile “imamlara” doğru genişletilmesi mümkün ki bu da denetimsizlik riskini artırıyor. Tasarıyı savunurken İçişleri Bakanı Süleyman Soylu “evlendirme işlemlerinde müracaattan tören yerine, düzenlenecek belgeden nikah kıyacak memurun giyeceği cübbeye kadar belediye evlendirme memurunun uyguladığı, Türk Medeni Kanunu ve Evlendirme Yönetmeliği hükümlerini, aynen il ve ilçe müftülüklerinin de uygulayacağını; yapılacak evlenmelerin hiçbir farklılık göstermeyeceğini” iddia etmişti. Ama yetkinin müftülüklere genişletilmesiyle söz konusu yönetmelik de değiştirilmek durumunda kalacak ve ne tür değişikliklerin yapılacağını bilemiyoruz.

İçinde bulunduğumuz koşulları da göz önüne aldığımızda sosyal politika alanında ve ailenin şekillendirilmesinde kadınla erkeğin eşitliğini temel almayan bir yaklaşımla çalışan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın söz hakkının her geçen gün artmakta olduğunu görüyoruz. 2003’te müftülüğe bağlı ilk Aile İrşat ve Rehberlik Bürosu’nun kurulmasından ve 2011’de Diyanet ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı arasında yapılan protokolden bu yana sosyal politika ve hizmetleri belirlemek ve sağlamakla görevli esas kurumlardan biri Diyanet İşleri Başkanlığı olmuş durumda. Bu kurum boşanmayı cinsel istismar suçuyla aynı derecede “sorun” olarak görürken, hatta hizmetlerine bakıldığında boşanmayı önlemeyi kadınların birçok probleminden daha fazla dert edinirken bir yandan da biz kadınlara ‘aile terapisi’ verme görevini üstlenmekte. Tasarının yasalaşması durumunda evlendirme işlemi için müftülüklerin yetkilendirilmesiyle çoğu kadın evlenmek için olsun, ailede sorun yaşayınca olsun kadın-erkek eşitsizliğini doğal sayan, erkeklerin çıkarına olacak şekilde dini referansları temel alan, kadınların boşanmaması gerektiğini savunan bir kuruma başvuruyor olacak. Diyanet İşleri Başkanlığı sosyal politika alanından ve medeni haklarımızla ilgili konulardan çekilmeli, evlendirme işlemi ve psikolojik danışmanlık için yetkili kılınmamalı.

Ayrıca müftülüklere nikâh kıyma yetkisi verilmesi iddia edildiği üzere resmi nikâhsız imam nikâhlarını azaltmayacak, çünkü görüyoruz ki erkekler resmi nikâh kıymayarak aslında kız çocuklarıyla veya birden fazla kadınla evleniyor ya da boşanma durumunda mal paylaşımından kaçabiliyorlar. Zaten Türkiye’de evliliklerin %95’inde hem resmi hem imam nikâhı kıyılıyor; %3’ü ise resmi nikâhsız imam nikâhı. Bu oran 18 yaş altında artıyor, ama 18 yaş altı – yani çocuk evliliği/çocukların cinsel istismarı – imam nikâhlarının çoğunu da resmi imamlar kıyıyor (veriler Hacettepe Nüfus Etütleri Enstitüsü’nün ASPB destekli 2014 seneli araştırmasından). Bu amaçlarla hareket eden erkekler, müftülük vasıtasıyla yapılacak resmi nikâhı da tercih etmeyeceklerdir. Bunun yanı sıra resmi nikâh olmadan imam nikâhı kıydırmak da 2015 senesinde suç olmaktan çıkarıldığını; bu şekilde tam da böylesi çocuk yaşta ve çoklu evliliklerin, kadınların medeni haklardan yoksun bırakılmasının bir bakıma önünün yakın zamanda açılmış olduğunu da unutmamak lazım.

Ama belediyeler ve müftülüklerin nikâh kıymasının oluşturacağı ikilik hali toplumsal kutuplaşmayı (nikâhın kim tarafından kıyılacağı konusunda) pekiştirecek, bizler üzerinde muhafazakâr bir “tek tip hayat” dayatmasını artıracak. Hangi çevreden olursak olalım kararı biz kadınların değil çevremizin almasına yol açacak. Müftülükte evlenen-belediyede evlenen ayrışması bir kimlik ayrışması haline getirileceğinden kadınların bu konuda toplumsal baskı sebebiyle özgür seçim yapması mümkün olmayacak.

Erkeklerin bizlere sormadan yazdığı ve hayatlarımız hakkında kararı yine çevremizdeki erkeklerin eline bırakan bu tasarı yasalaşmamalı, müftülüklere resmi nikah yetkisi verilmemeli.. 

İkinci olarak, Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda yapılmak istenen değişiklikte “sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildirimi nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılır” şeklinde bir ibare bulunuyor. Aslında bu ibare şu anda yürürlükte olan kanunda da mevcut. Ama yapılacak her yeni yasal düzenlemenin bir öncekinden daha iyi ve sağlık hizmetlerinin çok daha sistematik ve yaygın olduğu günümüz koşullarına daha uygun olması gerekir. Tam da bu bağlamda önerilen değişiklikte sözlü doğum beyanının koşulları tanımlanıyor ve “beyanın teyidi amacıyla mülki idare amirinin emriyle, aile hekimlerinin aracılığıyla araştırma yaptırılır” ifadesi eklenerek bir çeşit denetime tabi tutulması öngörülüyor. Fakat mülki amir emir vermediği sürece araştırma gerekmediği gibi araştırma yapılmadığı durumda herhangi bir cezai yaptırım getirilmiyor. Elbette ki çocukların nüfusa kaydedilebilmesi çok önemli. Özellikle savaş ve göç halinde doğum her zaman sağlık personeli takibinde gerçekleşmeyebiliyor – yani sözlü beyanın tamamen kaldırılması mümkün olmayabilir; ama öte yandan şu da bir gerçek: Çocuk yaşta zorla evlendirme yoluyla çocukların istismarı, çoğunlukla hamilelikleri sırasında bir sağlık kurumuna gitmeleriyle ortaya çıkıyor. Dolayısıyla sözlü beyan cinsel istismarın üzerini örtmenin bir yöntemi haline gelebiliyor. Biz kadınlar bundan endişe duyuyoruz. Çocuk yaşta evlendirme bir cinsel istismar biçimidir ve örtbas edilmesi için yasalarda ve uygulamada herhangi bir açık bulunmamalıdır. Sözlü beyanla nüfus kaydında her aşamada bir araştırma gerçekleştirilmeli, mülki amirin emrinin olmadığı durumlar asla buna istisna sayılmamalı ve araştırmanın gereken özenle yapılmaması yaptırıma tabi olmalı. Dolayısıyla çocuk yaşta evlendirmenin suç olarak düzenlenmesi ve sözlü beyanın çocukların cinsel istismarının üzerini örtmeye yönelik olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin anlaşılması bakımından araştırılması şart.

Üçüncü olarak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayanların evlilik yoluyla vatandaşlığa başvurabilmesi için getirilen genel ahlak kriteri nasıl ve kime uygulanacak? Genel ahlakın içeriğini, sınırlarını, kişilerin buna uyup uymadığını belirleyecek olan illerdeki Vatandaşlık Başvuru İnceleme Komisyonlarının kimlerden oluşacağı, nasıl çalışacağı dahi tamamen muğlak durumda. Örnek vermek gerekirse boşanmayı engellemek için bunca çaba gösterilen bir ortamda boşanmış olmak ahlaksızlık mı sayılacak? Ahlak kadınlar ve erkekler için aynı şekilde mi tarif edilecek; yoksa hep karşılaştığımız üzere ahlaksızlık kadınlara mı mahsus görülecek? Anayasa’dan başlayarak pek çok kanunda yer alan sınırları belirsiz “genel ahlak” kriteri hâlihazırda kadın ve LGBTİ+ların hayatlarının her alanında insan haklarına aykırı yaptırımlarla karşılaşmalarına neden oluyor. Zaten evlilik yoluyla vatandaş olmak için “evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama” ve “kamu düzeni bakımından engel teşkil etmeme” şartları hâlihazırda kadınların aleyhine uygulanırken bir de “genel ahlak” gibi iyice muğlak bir şartın eklenmesi kabul edilemez.

Tasarıya kim olarak mı itiraz ediyoruz?

100’den fazla kadın ve LGBTİ+ örgütü olarak…

17+ Alevi Kadınlar

Adalar Vakfı Kadın Çalışma Grubu

Adana Kadın Dayanışma Merkezi ve Sığınma Evi Derneği (AKDAM)

Adana Kadın Platformu

AKA-DER Kadın Faaliyeti

Ankara Kadın Platformu

Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği

Ardıç Dayanışma Derneği

Artvin Kadın Dayanışma Platformu

Avcılar Kadın Dayanışması

Ayvalık Bağımsız Kadın İnisiyatifi

Bakırköy Kadın Dayanışması

Barış için Akademisyenler Girişimi’nden Kadınlar

Bartın Kadın Dayanışma Derneği

Bodrum Kadın Dayanışma Derneği

Bursa Kadın Platformu

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği

Çorlu Emek ve Gül Kadın Grubu

Çorlu Kadın Platformu

Demir Leblebi Kadın Derneği

Demokratik Kadın Hareketi

Didim Kibelle Kadın Derneği

DİSK Emekli-Sen Kadın Sekreterliği

DİSK Genel-iş’ten Kadınlar

EKAME DER Edirne Kadın Dayanışma Merkezi

Ekmek ve Gül

EMEP’li Kadınlar

erktolia

Erzincan Katre Kadın Oluşumu

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği

Eşit Haklar için İzleme Derneği

Eşit Yaşam Derneği

Eşitlik İzleme Kadın Grubu – EŞİTİZ

Ev-eksenli Çalışanlar Sendikası

Evka 1 Kadın Kültür ve Dayanışma Derneği Evi (BEKEV)

EVKAD – Ev Kadınları Derneği

FeminAmfi

Feminist Çukurova

FKF’li Kadınlar

Gaia Dergi

GEN-DER Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Kolektifi

Gülsuyu Gülensu Kadın Dayanışma Evi Derneği

Halkevci Kadınlar

HDK Kadın Meclisleri

İDP’li Kadınlar

İlerici Kadınlar Meclisi

İmece Ev İşçileri Sendikasi

İstanbul İnsan Hakları Derneği Kadın Hakları Komisyonu

İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği

İzmir Amargi

İzmir Kadın Dayanışma Derneği

KADAV – Kadınlarla Dayanışma Vakfı

KADER – Kadın Adayları Destekleme Derneği

KADER Ankara

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu

Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu

Kadın Emeği Kolektifi

Kadın Partisi

Kadın Yazarlar Derneği

Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi

Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği

Kampüs Cadıları

Kaos GL

Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği

Kapadokya Kadın Dayanışma Derneği

KAZETE – Bağımsız Kadın Gazetesi

KESK Kadın Meclisi

Keskesor LGBTİ Oluşumu

Kızkardeşim Dayanışma Derneği

Kocaeli Ekmek ve Gül Kadın Dayanışma Derneği

Kocaeli Kadın Platformu

Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması

Kuir Eskişehir Lgbti Topluluğu

Kuzey Ormanları Savunması Kadınları

Lotus Kadın Dayanışma ve Yaşam Derneği

Menteşe Kent Konseyi Kadın Meclisi

Mersin Bağımsız Kadın Derneği

Mersin Kadın Platformu

Mersin LGBT 7 Renk Derneği

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı

Mor Çetele

Mor Dayanışma

Muğla Emek Benim Kadın Derneği

Muğla Karya Kadın Derneği

Nar Kadın Dayanışması

Özgür Genç Kadın

Özgürlükçü Hukukçular Platformu Kadın Komisyonu

Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği

Pendik Kadın Dayanışma Derneği

SODA – Sosyal Dayanışma Ağı

Sosyal Haklar Derneği’nden Kadınlar

Sosyalist Kadın Meclisleri

Şanlıurfa Yaşamevi Kadın Dayanışma Derneği

Tevgera Jinên Azad (TJA)

TMMOB İstanbul İKK Kadın Komisyonu

Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP) Kadın Komisyonu

Trabzon Demokratik Kadın Platformu

TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu 

Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneği

Türk Kadınlar Birliği

Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği

Üniversiteli Kadın Kolektifi

Yaşam Kadın Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi (YAKA-KOOP)

Yeni Demokrat Kadın

Yeniyol’dan Kadınlar

Yeşil Feministler

Yeşil Sol Kadınlar

Yoğurtçu Kadın Forumu

Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu