Yargıtay kararına göre Nijeryalı kadın, eşinin ölmesi üzerine "yaşadığı yerin adetleri gereği" kayınbiraderiyle evlendirilmek istendi.
Ölen kocasının kardeşiyle evlenmeyi reddetmesi üzerine ise kadına aileden baskı ve tehditler gelmeye başladı. Çocuklarını görmesi engellenen, evinden kovulan kadın kayınbiraderinin peşini bırakmaması üzerine ülkesinden kaçtı.
 
Kimlik bilgileri gizli tutulan Nijeryalı kadın, İtalya'ya gelerek sığınma hakkı talep etti. Ancak Bologna'daki mahkemenin bu talebi reddetmesi üzerine dava Yargıtay'a taşındı.
 
İstanbul Sözleşmesine atıf
 
İtalyan hukuk sistemindeki son karar mercii olan Yargıtay ise, kadına yönelik şiddetin önlenmesi amaçlı uluslararası İstanbul Sözleşmesi'ne atıfta bulunarak Nijeryalı kadının korunması gerektiğine hükmetti. Yargıtay, kadının "belli bir sosyal gruba dahil olması, yani kadın olması, nedeniyle zulme maruz kaldığına" karar kıldı.
 
Kararda, yalnızca fiziksel şiddetin değil aynı zamanda psikolojik ve cinsel şiddetin de zulüm kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Nijeryalı kadının kendi ülkesine geri gönderilmesi halinde zulme uğrayacağı korkusunun temelsiz olmadığı tespit edildi ve bu nedenle uluslararası korunmaya alınması için kadına sığınmacı statüsü verilmesine hükmedildi.