Rıfat abiye  telefon ettim. Yanıt alamadım.

KOBANE’NİN YENİDEN İNŞASI

21 Martda, Diyarbakır’da, EKOLOJİK KOBANE – KOBANE’NİN YENİDEN İNŞASI TOPLANTISI’nda Suruç’a çağrı aldım.  Kobane’ye geçmem bile mümkündü. Toplantıda,Kobane’den gelen çağrı hakimdi; Kobane’de, kurtarılmış, özgürleştirilmiş alanda ekolojik, toplumsal bir yaşam kuracaklardı.

Kerpiçten elde edilen Alker malzemesi ile üretilen ev tanıtımı ilginçti. Yerdeniz Kollektifi’nin sunduğu Earthship projesi savruktu. Kobane’nin inşası için çağrı yapan,  Dış İşleri Bakanı İdris Nassan’a,  bir hurma, bir bostan rozeti ve kabak tohumu verip ‘‘Lütfen bu rozeti siz takın, hurmayı Kobane’de gördüğünüz ilk çocuğa verin, tohumları da toprağınıza ekin.’’ Nassan’ın yanıtı umut doluydu; Kobane’ye vardığında tohumları ekeceğini söyledi ve ‘’Kabaklar büyüyünce birlikte yiyelim.’’ dedi.  Nassan’ın davetinin ardından,  Mardin’den gelen bir katılımcı bana domates tohumları verdi. Doğal tohumları Kobane’ye ekmemi istedi. Diyarbakır’dan umutla ayrıldım.

Suruç’da Suriye’den gelen göçmenlerin kamplarını gezdim.  Kobane’ye  geçişin zaman alacağını öğrenince Küllüce’deki çadır kentte,  bostan kurmaya karar verdik. Gönüllülerden  Bedri arkadaş ve Kobane’li çocuklar çabucak toprağı temizleyip, çapalarla kanallar açtılar, domates, biber, soğan, kabak ektiler, halay çektiler.  YOKSULLUK HALKIN ZENGİNLİĞİ olmuştu.

 Rıfat abi tohum istediği. Suruç’a gidip, Kobane’ye Rıfat abiye tohum ulaştırdım. Rıfat abinin çağrısı tüm ekolojik söylemin ifadesiydi. Küllüce’de ve Suruç’da gördüğüm göçmenler de umudumu arttırıyordu, onların geride bıraktıkları hayatları da zaten ekoloji ile uyumluydu. Suruç kamplarında Kobaneliler’in geri dönüşü için olanaklar seferber edilmişti ve dönüş başlamıştı. Rıfat abinin ektiği tohumlar, Kobane’de yeni ekolojik hayatın habercisiydi. Kobaneliler evlerine geri dönecek, biz de onlarla ekolojik bir hayatın kuruluşuna tanık olacaktık.

Öte yandan umut ve endişe içiçeydi. Türkiye’de genel seçim olmuş, demokrasi kazanım sağlamıştı. Yeni Kobane deneyi şiddete, saldırıya açıktı.

25 Haziran’da Işid Kobane’ye saldırdı. 233 kişi öldürüldü.

Rıfat abinin telefonu cevap vermiyordu. Rıfat abinin Kobane’de öldürüldüğü haberini ertesi gün öğrendim.

Şimdi Suruç’da bostan yaptığımız çocukların resimlerine bakıp derin bir endişe duyuyorum.  Şirin, abisi, arkadaşları...Ya Kobane’ye döndülerse!

Rıfat abiyi ne yazık ki, kaybettikten sonra tanıdım. Batıdaki yaşantısını bırakıp, Suruç yakınlarında bir kütüphane kurmuş, savaşa katılmış ve ekolojik toplumu her fırsatta dillendirmişti.Tam da şiirdeki adamdı;  *‘’Nasıl bu kör öfkeyle güzellik cenge girer. Çabasında en fazla bir çiçek gücü varken.’’

Rıfat abiyi katledenler,  ekolojik Kobane’nin yeniden inşası düşünü öldürdüler. Rıfat abiden sonra, Kobane’den ilk tohum  çağrısı gelene kadar, ekoloji mücadelesi dilsiz şimdi.

*W.SHAKESPEARE