Geçici hükümet belirlendi, meclis kuruldu. Meclisin ilk işi Erdoğan’ın savaşını onaylamak oldu. Daha geçen hafta 3 yaşında bir çocuk savaştan kaçmak isterken 5 yaşındaki kardeşiyle birlikte botlarının batmasıyla boğularak hayatını kaybetti ve kıyıya vurdu. Mecliste yapılan oylamada hevesle kaldırılan eller bu savaşın, ölen çocukların, gençlerin ve kadınların sorumlusudur.

Halk savaşa kaldırdığınız elleri unutmayacak

Savaş hiçbir coğrafyada halkların çıkarını korumadığı, halkın yararına olmadığı gibi sarayın savaşı da sadece Erdoğan’ın çıkarlarını koruyor. Halklar her yerden barış çağrıları yaparken, ölen askerlerin aileleri Erdoğan hakkında konuştu diye tutuklanırken, asker anneleri ve gerilla anneleri birlikte barışistediklerini söylerken meclis bu kararı halka rağmen, halka karşı almıştır. İşte bu yüzden evet diyen AKP’de olsa CHP’de halk kalkan o elleri unutmayacak.

Mecliste kalkan o eller daha önce defalarca canımıza kast etti. Mecliste kalkan o eller yüzünden kadınlar hala öldürülüyor, işçiler ölüyor, Gezi’de kaybettiğimiz arkadaşlarımızın katilleri serbest bırakılıyor ve biz gençler bizi bekleyen geleceksizliğe doğru gönderiliyoruz. Ancak bu eller bu kez halkların katledilmesi, sarayın kazanması için kalktı. Halk “Barış” derken, halkı temsil ettiğini söyleyenler “Savaş” dedi.

Savaş bizden uzak değil

Savaş bugüne kadar hiçbir diktatöre kazandırmadığı gibi bu savaşın kazananı da Erdoğan olmayacak. Erdoğan erken seçimden önce tekrar “400 vekil verseydiniz bunlar olmazdı” diyor, Davutoğlu hala biz gençleri feda etmek istiyor. Polis tarafından öldüresiye dövülüp, öldü sanılınca bırakılan çocuklar, polisin mahalleyi taramasıyla hayatını kaybeden gencecik fidanlar bizlerden hiç uzak değil. Sarayın savaşına feda edilmek istenen bu halkın çocuklarıyken saraylarda yaşayanların çocuklarından bahsedilmiyor bile. Feda edilmek istenen biz gençlerin ise “Feda olmuyoruz” deme iradesini göstermesi gerekiyor. Erdoğan halkları düşman etmeye çalışırken düşmanı uzaklarda aramayalım. Bizim, barışın ve halkların kardeşliğinin tek düşmanı AKP diktatörlüğüdür. Karşımızdaki düşmana karşı biz gençler de sıkı sıkıya birbirimize tutunmalı ve savaşa karşı omuzdaşlık etmeliyiz.

Savaşa karşı mücadele hayatlarımızı almak için mücadeledir

Savaş hızlanarak devam ediyor genç arkadaşım. Bu savaş biz arkamızı döndüğümüzde yok olmayacak, gözümüzü kapattığımızda durmayacak. Bu savaşı durdurmanın yolu Erdoğan’ı ve savaş planlarını durdurmaktan geçiyor. Seçimlerden sonra değişen siyasi durum savaşla da devam ediyor. 7 Haziran seçimlerinde Erdoğan’ı başkan yapmadığımız gibi Erdoğan’ın diktatörlüğünü  akılcı siyasetle yıkabilir, savaşı öyle durdurabiliriz. Savaşa karşı hayatımızı geri kazanmak içinbarış çağrılarını yükseltmeli ve “Sarayın savaşına feda olmuyoruz” demeliyiz.