Aylardır tüm sosyal medyadan çaresiz bir şekilde izlemek zorunda kaldığımız “Cizre” de yaşananlar karşısında en çok etkilen yine kadınlar oldu. Bu yüzden barışı sağlamak için ivedilikle harekete geçmemiz gerektiğine inanıyorum. Bize dayatılan medyada orada yaşanan vahşetten hiç bahsedilmiyor.

 
Geçenlerde bir öğretmenin ağzından orada yaşananları anlattığı yazıyı okurken kanım dondu. “İNSANLIĞIMDAN UTANIYORUM” diye haykırıyordu.
 
Bu ayıp hepimizin fakat birçok kişi bu olanlardan habersiz. Öncelikle “Cumartesi Anneleri” oturmasına ilk katıldığımda bir anne olarak bugüne kadar haberdar olmadığım için çok utandım ve üzüldüm. Bir kitapla ; “Barış Empati Öyküleri ile Gelişir “ diyebilen bir gerillanın röportajı onlara ne kadar önyargılı baktığımın farkına varmamı sağladı. Bu açığı kapamak adına Türk¬ Kürt halklarının barış içerisinde yaşamaları için elimden gelen gayreti göstereceğim.
Geçmişte yaşanmış olaylara baktığımda savaşlarda en çok üzülen, yara alanlar yine kadınlardır. Çünkü, hem sevdiklerini kaybetmenin üzüntüsünü yasarlar hem de kendi bedenlerine yapılan zulmün acısını bir ömür boyu kalplerinde taşırlar. Türkler ile Kürtlerin hızla ayrıştıkları ve ayrışırken birbirlerini daha çok kanattıkları bir dönem yaşıyoruz. Artık tarihimizle yüzleşmek ve Kürtlere karşı yapılan tüm haksızlıkları kabullenip barış sürecinin başlamasına katkıda bulunmak hem kendi vicdanımıza hem de çocuklarımıza karşı olan sorumluluğumuzdur. Empati sürecini kadınların başlatacağını ve başarılı olacakları konusunda inancım tamdır.
 
“Halklar düşmanımız değil bizim, devlet düşmanımızdır” diyebilme cesaretini o günlerde göstermiş olan Halide Edip
Adıvar’in söylediği bu sözün maalesef üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen hala geçerliliğini koruyor olması gerçekten utanç verici bir durum. Artık sokaklara dökülüp en yüksek perdeden BARIŞ’ı haykırmalıyız. “Yürümek , devrimci bir eylemdir “ der Breton ve yürümenin sıradan bir eylem olmadığını, yürümek ile düşünmek arasında da orantısal bir ilişki olduğunun vurgusunu yapar. Bu yüzdendir ki, iktidarlara sesimizi duyurmanın en etkili yolu yürümektir. Artık harekete geçme zamanıdır.
 
21.yy Türkiye’sinde Kürtler ve Türkler eşit vatandaşlar olmalıdırlar. Bu bilincin oluşmasında, yine biz kadınlara çok büyük görevler düşmektedir. Çocuklarımızı yetiştirirken şiddetin, savaşın insanlık ayıbı olduğu gerçeğini zihinlerine yerleştirmeliyiz. Daima barışçıl, özgürlükçü, hümanist ve mutlu çocuklar yetiştirebildiğimiz de barışın devamlılığını sağlamış oluruz. Aynı göğün altında tüm farklılıklarımızı birbirimizle harmanlayıp güzel hikayelere imzamızı atma vaktidir.