Poçağan’da kulübemde kitap okuyordum. Penceremin çerçevesine yapışan ormana yağmur yağıyordu. Telefonum çaldı. Arayan liseden arkadaşım Kağan Ç. ‘ydi.

Kağan Ç.: -Oğlum, Validebağ’da  camiye karşı çıktınız. Çıktınız da ne oldu, adamlar camiyi bir senede yapıp bitirdiler, ibadete açtılar.

-Validebağ Koru Camii’ni diyorsun. O mücadele zaten camiye karşı çıkılıyor algısını yenemediği için kaybedildi. Biz aslında Validebağ Korusu’nun talanına karşı çıkıyoruz ve bu mücadele sürüyor. Ayrıca mücadelede yöntem farklılıklarını aşamamamız da bir zafiyet yarattı.

Kağan Ç.-Peki kardeş. Kolay gelsin.

....

Telefonu kapattım.  Arkadaşım Kağan’ın söyledikleri kitaba ilgimi kaybettirmişti. Günü düşündüm;  Çinçiva Kahve’nin karşısında açtığım ÇİNÇİVA REZET stantını toplamış, eve dönüyordum. Samistal Direnişi’nden Çinçivalı gençler, dere kenarındaki ağaçları buduyor, azmanlaşmış dikenleri temizliyorlardı, insanları dereye inişlerini kolaylaştırıyorlardı. Genç bir kadın geldi, budamayı idare eden Tayfun arkadaşımıza direk daldı;

-Siz burada ne yapıyorsunuz.

Tayfun- Çalışıyoruz.

-Ne çalışması. Burada çalışamazsınız. İzniniz var mı?

Tayfun- Size mi soracağım. İşimize engel olmayın.

-Terbiyesiz. Burada ağaçları kesmenize izin vermeyeceğim.

Tayfun-Şikayet edin.

Tayfun biraz boş bulunmuş, misafir kadına ters gitmişti. Ben konuşmayı denedim.

Timur- Hanımefendi. Arkadaşlar ağaç kesmiyorlar.

Kadın- Fidanları kesiyorlar.

Timur- Fidan da kesmiyorlar, sadece budama yapıyorlar. Böylelikle ağaçları da güçlendiriyorlar. Ayrıca ana gövdenin ağaç olmasını engelleyen dalları da, fasulye sırığı olarak kullanıyorlar.

Kadın -  Ben anlamam. Yeşilin bir dalına bile dokunamazsınız. Ayrıca Atatürk bir ağaç kesimesin diye bir evin  bile taşıtacak kadar doğa sevgisi ile doluydu.

Timur – Hanım efendi size benzer bir olaydan örnek vereyim.  1993 Nisan’ında, Kuzguncuk’da ağaçları kesmeye başlayan belediye hızarcılarının önüne durup, kesimi durdurmuştuk ve tartışma başlamıştı. Biz: “Ağaçları kesemezsiniz.” Belediye görevlisi: “Biz budama yapıyoruz.” Olgun arkadaşımız: “Bu mevsimde budama yapılmaz. Budama sonbahar, kış başı yapılır.”  Belediye görevlisi: “!!!!!!!!”

Kadın- Haklıymışsınız beyefendi.

Çinçiva’da ve Kuzguncuk’da budama ile ilgili hayati bilgiler öğrendik. Budamanın gerekli olduğu bitkiler var. Kuzguncuk’da da, Çinçiva’da da budama yapılabilir. Tek farkla, zamanında; yani Kuzguncuk’da olduğu gibi Nisan’da değil, Çinçiva’da yapıldığı gibi, sonbaharda.

.....

Çalan telefonum beni düşüncelerimden ayırdı. Arayan, İstanbul’dan oğlumdu.   Sesi iyi değildi. İsteksiz konuşuyordu.

-Bir sorun var galiba oğlum. Anlatmak ister misin?

Oğlum- Telefonda kolay değil baba.

-Peki geliyorum oğlum. Pazartesi 14.30’da okul çıkışı buluşalım.

Xxx

Telefonu kapattım, kendimi toplamak için doğruluyordum ki, başıma bir su damlası düştü. Kafamı kaldırdım; tavanda su birikmişti. Çatı akmaya başlamıştı. Hemen Fırtına Marangozhanesi’nden Osman Usta’yı aradım. Bir hafta sonra çatıyı değiştirmek üzere sözleştik.

.....

Pazar, İstanbul otobüsünde video seyrediyordum,  Mülüm Gürses dedi ki;  “Yeryüzü, gökyüzüdür meselemiz.”

.....

İstanbul’da otobüsten indim, Harem’den servise bindim. Ardeşenli bir teyze çuvala kabak doldurmuş, İstanbul’a taşıyor. Yanındaki öbür teyze ile kabak muhabbeti yapıyorlar.

Teyze- Kabakları eski tadı yok.

Teyze iki- Kabaklara kelebek dadandı.

Bir amca- Geçen sene böcek dadandıydı, bu sene de kelebek. İsrailliler bırakmış kelebekleri.  Bir şey yapmak lazım. İlaç vurmak lazım.

.....

Yukarı Kavron’da yaşayan Havva’yı aradım.

Timur: Havva merhaba. Yeşil Yolcular’ın Yukarı Kavron’a bir müdahalesi var mı?

Havva- Yok Timur abi. Gelirseler de buradayız.

Timur- Tamam kardeşim. Ben de hafta sonuna doğru ordayım. Kolay gelsin.

 

Timur Danış