Türkiye’de kadınlar yaşam hakları için uzun zamandır mücadele ediyor.Bizler mücadelemizi sokaklara,meclislere taşıyoruz.AKP iktidarının kadın düşmanı bakanlarına,yürüttükleri feda edilmek üzerine kurulu politikalarına,noktalandıktan hemen sonra kadın cinayetlerini arttıran sözlerine karşı mücadele veriyoruz.Bunlar Türkiye’de yaşayan kadınların hayatta kalabilmek,iktidardan ve onun yargı sisteminden güç alan erkekler tarafından öldürülmemek için her gün karşısında durduğu şeyler.

Bizler nasıl ki kadın cinayetlerinin iktidar ve yargı sisteminin kadının yanında yer almayan politikalarından kaynaklandığını biliyorsak bunun çözümünün de  kadın katillerine indirim verilmesinin önünü kesecek Özgecan Yasası’nda olduğunu çok iyi biliyoruz. Özgecan Yasası kadınları yaşatacak çok önemli bir yasadır evet ama kadınları yaşatacak diğer önemli şey ise barıştır,barış.

7 Haziran seçimlerinin ardından geçen 4 aylık sürede ülkede hemen her gün cenaze haberleri alır hale geldik.Bütün bu yaşanan ölümlerin Erdoğan’ın başkan olamamasından sonra gerçekleşmesi tabi ki hayatın olağan akışında yaşanan şeyler değil.Halkların ona 400 milletvekili vermediği ve onun tek adam diktasını istemedikleri için insanlara yaşatılan bilinçli bir zarar verme politikasıdır bu.Bölge halkının üzerlerine bombalar yağdıran,sokaklarda çocukları öldürülen,savaş ortamının zalimliğinde kadınların ölümlerini arttıran kanlı bir iktidar hırsıdır bu.

Erkek egemenliği savaş ve kaostan güç alıyor

Yaşatılan savaş ortamında ölüm en çok dolaylı ve doğrudan kadınlara düşüyor.Bu kaos ortamından güç alan erkekler ülkenin bir ucunda Güneş Kanak kardeşimizin bedeni parçalara ayırarak öldürürken diğer bir ucunda Kevser Eltürk’ün işkence görmüş bedenini teşhir etmekte hiçbir sakınca görmüyor.Mecliste bir kadın milletvekilline bir devlet erkinin kadın olduğu için susması gerektiğini söylemesi zaten maalesef durmayan kadın cinayetlerinin hızını artırmaktan başka hiçbir işe yaramayan bir davranıştan ötesi değil.

Seçim sonuçlarını hiçe sayarak ülkeyi savaşa sürükleyen Erdoğan ve AKP’nin insanları feda etmeye ne kadar hevesli olduğunu biliyoruz. Bunun kadar iyi bildiğimiz diğer bir şey ise Erdoğan’ın en çok korktuğu şeydir yani barıştır.Biz kadınlar Erdoğan başkan olamadı diye çıkarttığı savaşa karşı barış istiyoruz.Halklar barış istiyor.Bunu haykırabileceğimiz her ortamda haykırabilmenin,’’biz barış istiyoruz’’ diyebilmenin hayati bir önem taşıdığı noktadayız.Bu sebepledir ki sesimizin en gür çıkacağı barış mitinglerinde yer almalıyız.10 Ekim’de Ankara’daki  Barış Mitingi sarayın savaşında ölmek istemediğimizi haykırmak için en güzel fırsattır.Barışı,demokrasiyi ve yaşam hakkımızı talep etmek için 10 Ekim’de Barış Mitingi’nde buluşalım ve sarayın savaşına feda olmayacağımızı haykıralım.

SILA PEKDURU