25 Ekim tarihinde Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynanan Fenerbahçe-Galatasaray futbol müsabakasından önce Fenerbahçe taraftarları, stadyumun önünde Galatasaray bayraklarına sarılı bir şişme kadını ateşe verdiler. Henüz bu haberin ateşi soğumadan, 29 Ekim sabahı, güne gazetelerden okuduğumuz Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun incileri ile başlıyoruz. Bu zat, Trabzonspor Gaziantepspor maçında Trabzonspor’un beklenen penaltısını vermeyen hakem Çağatay Şahan ve yardımcılarını, Avni Aker Stadyumu’nda 4 saat alıkonulmasını sağlıyor ve ancak, “onun için ölmeye hazırım” dediği Cumhurbaşkanı RTE’nin telefonu ile gönderilmelerine müsaade ettikten sonra ekliyor;

‘’ben  49 yaşına kadar adam gibi yaşadım, kadın gibi yaşamadım. Allah bir gün ömür bile verdiyse onu da adam gibi yaşayıp adam gibi öleceğim.. Konuştuklarımın hepsinin suç olduğunu biliyorum. Onların karşılığında yatmasını da biliyorum. Ama benim ailem, onurlu ve köklü bir aile. Bana önce adamlığı, adam gibi yaşamayı ve adam gibi ölmeyi öğrettiler. Ben kadın gibi 100 sene yaşayacak yerde adam gibi bir sene yaşarım. Sonucunda ölüm de varsa bir gün yaşarım, ertesi gün ölürüm."

Çok merak ediyorum onurlu ve köklü ailelerde adam gibi yaşamak hatta ve hatta bir de adam gibi ölmek nasıl öğretiliyor? Mesela bu sevgili “adam gibi adamlar”ımızın neden cinsel saldırıların ve alçakça yapılan kadın cinayetleri karşısında gıkları çıkmıyor? Neden gene hemen yardımcılarını arayıp, koca stadyumdaki tüm taraftarlarını örgütleyip hep bir ağızdan ‘kadına şiddete hayır ‘ diye tezahürat ettirmiyorlar da karşı tarafı kendi küçük beyinleri ile alçaltmak, ya da onurlarını kırmak söz konusu olduğunda o mübarek “adam”lıklarıyla kadın bedeni ya da kadın varlığı üzerinden sözlü saldırılarda bulunuyorlar?

Bugün şişme kadın bedeni yakabilen biri, yarın bir kadını öldürmeye aday olabilecek kadar gözü dönmüş hastalıklı bir düşünce yapısına sahip olabilir.  Neden Fenerbahçe yönetiminden stadyumda yapılan bu alçakça şova dair bir açıklama gelmiyor hala?

Nedir sizin kadınlara karşı olan bu bitmek tükenmek bilmeyen öfkeniz? Lafa gelince kadınlar başınızın tacı. Ama iş kendi rüştünü ispatlamak ve başkalarına gözdağı vermeye geldiğinde, gücün karşıtı zayıflık kavramını en aşağı biçimiyle kadınlara mal etmek, kadın onur ve saygınlığı üzerinden tükürüklerini saçarak şov yapmak.

Biz bunlara gülüyoruz biliyor musunuz ? O kadar zavallısınız ki……….

Hepsini bir kenara koyarsak, zorbalar ülkesi oldu güzel ülkem. Birileri canı sıkılınca hakemleri zorla zapt edebiliyor ve koca ülkenin cumhurbaşkanı çıkıp, güzel kardeşim etme eyleme salıver gitsinler kabilinden, sadece ricacı olabiliyor, aynı lisanı konuşmayan insanların çoğaldığı bir ülke oldu burası. Herkes kendi sesini duyuyor. Birileri öldürülmüş, birileri aşağılanmış, birileri fikirlerinden ötürü saldırıya uğramış, bana ne, bana dokunmaya yılan bin yıl yaşasın...(!)

Bakın arkadaşlar, 6 yaşında çocuğa anlatır gibi anlatıyorum. Adam olmak değil, bir kere insan olmak, çevrende olan bitene duyarsız kalmamak demektir. İnsan olmak, hiç tanımadığınız, sizin için hiçbir önemi olmayan o diğer insanların acıları karşısında yüreklerindeki sızıyı duyabilmek, hiçbir şey yapamasanız bile o acıyı tüm varlığınızla hissedebilmeniz demektir. İnsan olmak, kendi egonuzdan, yıllardır bu toplumda üzerimize giydirilmeye çalışılan cinsiyetçi ve ırkçı fikirlerden sıyrılarak, cinsiyet, inanç ve etnik ayırım yapmaksızın tüm farklılıkları kucaklayarak gökkuşağı gibi olabilmek demektir. Ve ne adam gibi adam, ne de kadın gibi kadın olmaktır önemli olan. Önemli olan Sadece insan olabilmektir.