Seçimlerde dayanışmaya oy verdim ve sonuçları beklemeden direnişi seçtim. 

Bugün 1 Kasım 2015 Pazar. Saat 16.10 itibariyle seçim sürüyor. İstanbul’da kimi görsem seçimle ilgili. Benim ise aklım fikrim Yeşil Yol’da. İstanbul’da her konuşmanın seçime çıkmasından çok rahatsız olmuştum ki,  Ekolojist dostum Mustafa Cevdet Arslan aradı. Beni Beyoğlu’nda bir mekâna davet ediyordu: ekolojist kaygı taşıyan bir grup insan, özellikle Karadeniz ‘deki gelişmeler ile ilgili söyleşi düzenlemişler.  Mustafa benden Yeşil Yol’a karşı direnişi anlatmamı istedi. 

 Toplantıya oğlum Yunus ile birlikte katıldık. Ben Samistal Direnişi ile ilgili fotoğrafları gösterime hazırlamıştım. Konuşma başlamadan önce, Yeşiller ve Sol Gelecek’den Ender Eren, Erdek’den ekolojistlerin ürettiği şarap ve rakıyı sundu.  Emektar Yeşiller’den Enver dostumuz Ezine’den peynir ikram etti. Yunus da manavdan güzel bir üzüm getirerek, masamızı renklendirdi. 

Gergin seçim beklentisi, el yapımı şarap ve rakı ile bir az olsu gevşemişti. Ben söz aldım ve seçimde sonuç ne olursa olsun, direnmeden hiçbir şeyin kazanılamayacağını söyledim.  Sonra da Yeşil Yol’a karşı Samistal Direnişi’ni anlatmaya başladım. Samistal’den ekskavatörü gönderişimizi, kepçenin içine girip, direnen Süreyya'yı. İneklerine nöbetleşe bakıp, direnişe katılan Ayşe ile Emine’yi, direnişi görünür kılan Gönül hanım ile Rabia Bekâr’ın nasıl Havva Ana olduğunu anlattım. Konuşmamın ortalarına doğru, katılımcılarda gözle görünür bir paylaşım ve meseleye odaklanma hissettim. Ekolojist içeceklerin de etkisi ile seçim gündemini direniş gündemine çevirmiştik. Hatta genellikle olduğu gibi hızımızı alamayıp, eleştirmekten de kendimizi alamadık.  Meslek gruplarının (avukat, gazeteci, mühendis gibi) ekoloji hareketine katkılarını yönlendirmeye açık davranmalarını eleştirdim.  Özellikle bu sözlerim karşı eleştiri aldı. Kendi payıma düşen eleştirileri dinleyip, not aldım ama bir tek söze katlanmadığı söyledim.  Adının bir çeşit Ayşe olduğunu söyleyen kızımıza “Bu Yeşil Yol’u nasılsa yapacaklar” sözünü sarf ettiği için kendisi ile konuşmayacağımı söyledim;  Direnişte anlaşmıyorsak, gerisi teferruattır.  

Konuşma sırasında ekolojist olarak seçim sonrası gündemimin, Yeşil Yol’dan İğneada’ya Direniş olarak açıkladım. Aslında İstanbul’a geldiğim ilk günlerinde aldığım bir duyuru beni çok heyecanlandırmıştı. 

“ İKLİM FORUMU BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ’nde! Yeşil Yol'a karşı canla başla mücadele eden 4 direniş kadınımız iklim forumunda sizlerle buluşuyor.13 Kasım 2015 / 11.00 ve 13.30 saatlerinde iki ayrı oturum olacaktır.” 

13 Kasım Yeşil Yol Karşıtı oturum ve Ekolojist arkadaşların Beyoğlu daveti, Yeşil Yol Karşıtı Direnişi dinlemek istemeleri, Yeşil Yol’a karşı direnişi anlatacağım bir kitap üzerinde çalışmak, seçim öncesi ve sonrası günlerimi doldurdu bile. 

Bu arada unutmadan söyleyeyim, oyumu, 28 Ağustos’da Samistal’den gönderdiğimiz ekskavatörün gidişine çok net katkı koyan partiye, bir teşekkür olarak verdim. 

Ben Direnişi seçtim.