Samistal'den Beyoğlu Muaf'a,
Direnişten dayanışmaya...

Geçen hafta sonu Beyoğlu-Muaf’a bir davet aldım. Samistal Direnişi’nden bir arkadaşım “Birlikte Bereket’in haberini veriyordu.

"Es?itlikc?i ve patronsuz toplumun okullarından biri olmaya c?alıs?an ve 2014’ten beri patronsuz kazak, tis?o?rt ve c?anta u?reten O?zgu?r Kazova Tekstil Kooperatifi, göçmenlerin öz hareketlerinin önünün açılması ve eşit bir ilişkinin kurulması için çalışan, yardımseverliği değil dayanışmayı yeğleyen, kendi varlığıyla politik bir oluşum, değiştirici bir güç olan Göçmen Dayanışma Mutfağı, “artık so?mu?ru?lmek istemiyoruz!” diyen bir grup insanın 2013 Sonbaharında olus?turdug?u hiyerars?isiz, fiyat-deg?er ikilig?ini, mu?s?teri kategorisini sorgulayan bir alternatif ekonomi deneyimi olan Koms?u Kafe Kolektifi, bes? yıl o?nce kentsel do?nu?s?u?mle yerle bir edilen tarihi Roman mahallesi Sulukule’de kurulan ve gec?im ic?in ahs?ap-serigrafi baskı, dikis?, nakıs?, o?rgu? gibi el is?leri yapan bir dayanıs?ma grubu olan Kader Kısmet Ato?lyesi, LGBTI?’lere yo?nelik olumsuz bakıs? ac?ıları ve yas?amdaki ayrımcılıklara mu?dahale ederek do?nu?s?u?m yaratmaya c?alıs?an Lambdaistanbul ve son olarak tapusunu geri alan Kamp Armen'in de katılımıyla hepinizi Birlikte Bereket Kermesimize bekliyoruz."

Pazar günü saat 13.00’de Muaf’a gittim ve barın bir köşesine oturdum. Mekan henüz önceki akşam bırakıldığı düzeni sürdürüyordu; Gürsev barın arkasında hoş bir heyecan içindeydi; “Bugün benim tatil günüm aslında, dayanışma için geldim” dedi. Her cami avlısuna bırakıldığında Muaf’ı alıp kaldıran Gürsel, sessiz sakin anın gelmesini bekliyor, arkadaşları ile kahvaltı ediyordu.

Sonra birden Gürsel’in masası hareketlendi ve mekanın masaları stant şeklini aldı. Bavullar, büyük torbalar açıldı, içlerindeki malzeme stantlara dizildi.

Muaf’a gelirken hoş bir şey oldu. Samistal Direniş’ine Karadeniz İsyandadır ile gelen bir katılımcı, direniş evinde çakısını kaybetmişti. Çakı bir arkadaşınındı ve özeldi. Çakıyı bulursam ona ileteceğimi söylemiştim. Gerçekten de onlar gittikten sonra çakıyı buldum ve kullanarak sakladım. İstanbul’a döndüğümden beri de çakıyı yanımda taşıyordum; nasılsa İstanbul’da bir yerde sahibini görüp verecektim; İstaklal Caddesi’nden Muaf’a sapacaktım ki, çakısını kaybeden ziyaretçimizi gördüm, ardından seslendim ve cebimden çıkardığım çakıyı verdim. Mutlu bir şaşkınlıkla “Siz şaka mısınız” dedi: “Evet” dedim “Bir Samistal şakası.”

Sonra Muaf’a gittim ve kısa bir süre sonra çakısını bulduğum arkadaşımızın bir stantda dayanışma için çalıştığını gördüm. Samistal’de, Çinçiva’da hep kullandığım ve sakladığım çakı sonunda  Samistal’den Muaf’a, direnişten, dayanışmaya bir yol bulup geldi.

İnsanlar, özel bir dönemden geçiyor. Bombalarla, şiddetle “Yeni Hayat” dizayn ediliyor. Geçen yıl toprağa tohum atan çocuklar, bugün İstanbul’da, Paris’te, Viyana’da, ya da dünyanın herhangi bir şehrinde mendil satıyorlar. Binlerce kilometre yol yapmaya soyunan endüstri sistemine karşı insanlar direniyor, dayanışmayı yayıyor.

Dayatılan Yeni Hayat’a karşı insan yaşamı savunmayı beceriyor; direniş ve dayanışmaya bir kapı açan Muaf’a, Birlikte Bereket’e teşekkür ederim.

Timur Danış

Dersimliler Horasan’dan gelmiş, Oğuz Türkleridir. Türklük şuurunu yeniden kazandıklarında, cumhuriyete çok faideli işler yapacaklar. Ben buna inanıyorum. Gel bu fırsatı kaçırma” dedi.