Remziye hanımı yitirdik.

Remziye hanımı Anti Nükleer Hareket içinde tanıdım. Mersin Büyükeceli Beldesi’nde, atom santraline karşı çalışmalarımızı Yeşil Ev ve Atomun Karşısındaki Ev’den yürütüyorduk.
Büyükeceli’nin ilgiç bir yapısı vardır. Büyükeceliler çoğunlukla nükleer santrale karşıdırlar. Akkuyu’da yılda bir kere düzenlediğimiz nükleer karşıtı şenliklerin birinde Büyük Eceli’de ev tutarak çalışmaya, yaşamaya karar  vermiştik. Nükleer karşıtları çeşitli zamanlarda köye giderek yaşamaya, anti nükleer çalışma yapmaya başladılar.
Büyükeceli halkı nükleer santrale karşıydı ama 1994 seçimlerinde seçildiğinde nükleer karşıtı olan belediye başkanı saf değiştirmiş, nükleer yanlısı olmuştu. 1999 yerel seçimlerinde DYP adayı köydeki nükleer karşıtı önderlerle anlaştı ve nükleer santrale karşı olduğunu ilan etti.
Biz de nükleer santrale karşı çıktığı için yeni adayı destekledik. Nükleer karşıtlarının oyunu alarak, seçim kazanan eski belediye başkanına tavır göstermek gerekiyordu. Akkuyu’daki evlerimizi kullanarak, özellikle  Mersin, Silifke ve Doğu Akdeniz’de çalıştık ve nükleer karşıtlarının Akkuyu’ya yerleşmesi için çalışmaya başladık.
Akkuyu’da Nükleer Seçime Hayır diyorduk ve ilk destekçimiz Mersin’den Remziye Eryılmaz oldu. Mersin’den gelerek Büyükeceli’ye yerleşti ve seçmen kartı aldı. Remziye hanım sadece kendisi oy vermekle kalmadı. Özellikle Mersin’de, insanları Akkuyu’da yerleşmeleri için ikna etmeye çalıştı. Remziye hanımın ‘Akkuyu’da oy’ ver kampanyası ilgi gördü ve çok sayıda insan Akkuyu’ya yerleşmeye karar verdi.
Sonuçta, Remziye hanım çok insandan Akkuyu’da oy vermek için söz aldı ama sadece 5 kişi oy vermek için Akkuyu’da yaşamayı kabul etti. Baştaki ilginin kaybolma nedeni, bizim desteklediğimiz nükleer karşıtı adayın Doğru Yol Partili olmasıydı.
Remziye hanım kapı kapı dolaşmış, insanları ikna etmiş fakat parti önyargısını aşamamıştı. Hani, ‘nükleer karşıtı çalışma partiler üstüydü?’
Seçim sonuçları alındığında bizim de beş oyla desteklediğimiz aday seçimi kazandı. Böylelikle Büyükeceli’de nükleer karşıtı olduğunu kanıtladı.  Fakat, nükleer karşıtı hareketin bütünü Remziye hanımı ve beni çok üzdü.
Şimdi, arada bir “Akkuyu’da köylüler neden nükleer santrale karşı çıkmıyorlar” dendiğini duyar, Remziye hanımın çabalarını hatırlarım.
Remziye hanım, şehirli bir nükleer karşıtıydı. Fakat gerektiğinde Akkuyu’da, köyde yaşamayı göze alabilmişti.
 
 
Nükleer karşıtı hareketin parçası olmanın yanında, gıda ve bisiklet hareketinin de içinde, hatta Mersin’de en önündeydi.
Bir keresinde İstanbul’dan Akkuyu’ya araç kiralayarak gitmiştik. Ünlü Bisikletçi Hülya Koç arkadaşımız da bizimleydi. Akkuyu’ya giderken yolumuzu uzatıp, Mersin’e Remziye hanıma uğradık. Remziye hanım Hülya’yı görünce çok mutlu oldu. Meğerki, Hülya’nın seyahatlerini takip eder, Mersin’e davet etmek istermiş.
1990’lı yılların başından itibaren anti-nükleer hareket içinde tanıdığım çok özel yoldaşlarımdan biridi Remziye hanım. Onu son defa Mersin’de Nükleer Güç Santrali Bürosu’nun önünde kurulan insan zincirinde görmüştüm. Nükleeri rengarenklerimizle kuşatıyoruz demiştik ve çağrımıza en anlamlı katkıyı Remziye hanım yapmıştı.
Savaş Emek’i uğurlarken, cami avlusunda hoca, “Savaş Emek’i sonsuzluğa uğurluyoruz” demişti. Kulaklarımdan hiç gitmez. Şimdi de Remziye hanımı sonsuzluğa uğurladık.
 
Tüm ailesine  inançlarının hareketlerine sabır diliyorum.