Yaylana, kapına, evine sahip çık. Uyuma!

“Sen hiç terkedildin mi? Ha da kaç defa! O iskemlilerin üçünü dedem yapmış. Birini ahırdan çıkardım, öbür aradığım kare yuvarlak ayaklıyı bulamadım. Sabah olunca yuvarlak tahta sini ortaya konur, pilita ateşinde kaynatılmış bakır tavanın isi siniye bulaşmasın diye bi parça mukavva kesilir ve altına konurdu. Bayat mısır ekmeği doğranır  ve  çivi gibi kahvaltıya başlamadan sadece  bir tane bulunan küçük işlemeli  kaşık için kapışma olurdu. Suhari ve çay ile devam edilirdi ve binlerce anılar.

Evet  sen evden çok uzak bir yuvaydın.. İlk önce dedem sonra babaannem  sonra halam ve en son amcam…Bu kadar terk edilmeye yine de ayaktasın. Bilmiyor değilim, adama en çok koyanın hayattayken terk edilmenin olduğunu.

Yaylana, kapunga evine sahip çık. Uyuma!!!”

Yukarıdaki satırlar  ve resim Veli Sırt’a ait. Fotografdaki ev Veli’nin dedesinin Polovit yaylasında yaptığı ev. Benim bu yıl Samistal Direnişi sırasında son günlerimi geçirdiğim ev, Veli’nin dedesinden kalan eve çok benziyor. Veli ile samistal’de tanışmış, yeşil Yol’a karşı mücadele etmiştik.

Şimdi, Polovit, Samistal, Yukarı kavron karlar altında. Geçen yaz günler boyu direnmiş, Yeşil Yol ekskavatörüne yol vermemiştik. Sonra kar yağmış ve bütün yaylalar doğanın koruması altında derin uykusuna gömülmüştü.

. Öteden beri yaylaların insanları elinden alınacağı söyleniyordu. Bir çok şekillerde el değiştirmeler de oldu. İktidar yasal alt yapıyı hazırlama da çok ileri adımlar attı. “Ak Parti hükümeti doğa talanına tam gaz devam ediyor. Mera alanına 20 yıllık ot gelirini yatıran bina dikebilecek.”Mera Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’de yapılan değişiklikle, meralar imara açılmış oluyor.

Bu noktaya elbette bir günde gelinmedi.  Fırtına İnisiyatifi sorunu hatırlatıyordu; “2008’de Pokut, Sal, Kavrun, samistal, Hazindağ, Polovit ve diğer yaylalarda  evleri olan kişiler aleyhine , buralar mera, yaylalardaki eviniz, ahırlarınız kaçak yapılardır, yaylaya, meraya tecavüz ediyorsunuz. Bu da ceza kanununa göre işgalcilik suçudur; evleri boşaltın, yaylalardan çıkın, şeklinde özetlenebilecek ceza davaları açıldı. Oysa bu evler en az ıoo yıllık yapılardır.  Yerleşimleri ve mimarileriyle yaylanın  ayrılmaz dokusu, kültür varlıklarıdır. Yayla evleri, ahırlar olmaksızın  Kaçkarlar’da yaylacılık yapılamaz. Yöre halkı, atalarımız, Fırrtına’da, yaylalarda  kadimden beri yaşamaktadırlar.”

Bu girişime karşı elimizde hukuk yoluyla mücadele etme imkanı var. Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen yaylaları imara açacak yönetmeliğin iptali için dava açtı.

Bu yıl mücadele olanaklarından biri de, Veli’nin işaret ettiği gibi sahip çıkma ile ilgili. Yaylamıza, kapımıza sahip çıkacağız.

Belli ki bu mayıs da, insanlar için yeniden yaşam başlayınca,  makinalar da yaylalara doğru tırmanacak. Doğanın, karın bize kazandırdığı zaman da insanın makineye karşı mücadelesi başlayacak. Fırtına’nın bu mücadelede deneyleri var. Geçmiş yıllarda yapılmak istenen HES’in kadavrası şu anda Fırtına’nın kenarında duruyor. Geçen yaz Yukarı kavrun ve Samistal’de müthiş bir mücadele verdik. Geçen yılın deneyleri ve gelecek mücadelenin  çok daha sert geçeceğini bilerek, bekliyoruz.

Veli’nin dediği gibi  evine, yaylana, kapına sahip çık. Uyuma!