Uzun yıllar sosyal ekoloji üzerine çalışmış Şili’li bir biyolog. Agustin, geçen hafta Yeşil ve Sol Gurubunun davetlisi olarak,  Yarın Gazetesi’nde bir toplantı yaptı. Perma Kültür Kollektifi’nin tanıtımına göre, Agustin Murray Bookchin ile çalışmış. 
 
Murray Bookchin ile çalışan Agustin ile Bookchin ile ilgili konuşma fırsatı bulmak çok önemli. 1990 yılların başında, Ayrıntı Yayınları aracılığı ile tanıdığım Bookcin’in kitabı, biz de sosyal ekolojist, eko sosyalist grupları derinden etkiledi. Son yıllarda da Bookchin Abdullah Öcalan ile birlikte anılıyor.
 
Savaş Emek 1996 yılında Ağaçkakan’ın 29 sayısında, Bookchin’den genişçe bir alıntı yapmıştı. Savaşın alıntısında Bookchin şöyle demiş;
 
BAŞKA TÜRLÜSÜ MÜMKÜN!
 “.. çevrecilik doğayı yalnızca edilgen bir yaşam ortamı, insanın
kullanımına, bu kullanımın ne olduğuna bakılmaksızın, ‘hizmet
edebilecek’ bir dışsal nesneler ve güçler yığını olarak gören ‘araççı’
ya da teknik eğilimi yansıtmaktadır. Çevrecilik aslında çevre
mühendisliğinden başka bir şey değildir. Mevcut toplumun temel
kavramlarını, özellikle de insanın doğaya hükmetmesi düşüncesini
sorgulamaz. Aksine, tahakkümün yol açtığı hasarı azaltacak
teknikler geliştirerek bu tahakkümü kolaylaştırmayı amaçlar. (…)
Nathan Glazer’in ‘ekolojik’ 24 mil kare güneş uydusu, O’Neil’in
‘ekolojik’ uzay gemileri, ve DOE’nin dev ‘ekolojik’ yeldeğirmenleri;
böylesi bir çevreci zihniyetin ilk akla gelen denekleri bunlar, ve aslında
nükleer santrallerden daha ‘ekolojik’ değiller. Bilakis, bunların
ekolojik kılığa girmeleri daha tehlikeli, çünkü kamuoyunu
daha fazla aldatıyor ve yanıltıyorlar. Yeni bir ‘Dünya Günü’ ya da
gelecekteki ‘Güneş Günleri’ ya da ‘Ay Günleri’ hakkında koparılan
yaygara tıpkı ağzı kalabalık güneş enerjisi santrali müteahhitleri
ve patent peşinde koşan ‘ekolojik’ mucitlerin boş lafları gibi,
en önemli olguyu gözlerden saklıyor: Güneş enerjisi, rüzgar gücü,
organik tarım, holistik sağlık ve ‘gönüllü sadelik’in, pederşahi
aile, çokuluslu şirket, bürokratik ve merkezi politik yapı, mülkiyet
sistemi ve mevcut teknolojik rasyonalite sürdükçe pek fazla bir
şeyi değiştiremeyecekleri gerçeğini. (…) Tamam, nükleer ve fosil
yakıtlardan elde edilen enerjiye nazaran insan sağlığı açısından
daha az zararlı olabilirler, ama yalnızca birer teknik olarak görüldükleri,
insanlarla doğa arasında ve bizzat toplumun içinde yeni
ilişkilere bağlantılı olmadıkları sürece insanlığın ahlaki, tinsel ve
toplumsal sağlığı için tehlikelidirler. (Ekolojik Bir Topluma Doğru,
Murray Bookchin, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, Haziran 1996, sayfa:
78-79) (koyulaştırmalar bana ait. Y.S.E.) (1)
 
 
Savaş’ın Bookchin’den yaptığı alıntı ile “Güneş enerjisi, rüzgar gücü,organik tarım”a gözle görünür bir eleştiri getirmiş. O yıllarda bu eleştirinin muhatablarından biri ile Savaş emek’in girdiği polomikten bir alıntı yaparak devam edeyim; Savaş 1993 yılında Sosyalistlerle, Bilim ve Ütopya Dergisi sayfalarında uzun soluklu bir tartışma yapmıştı. Bu tartışmaya, o yıllarda ekoloji-sosyalizm ilişkisine hayli kafa yoran  Emet Değirmenci şu sözlerle katılmış; “Bugünkü problemi doğru tanımlamadan, alternatif yaratmadan, bilim ve teknolojiye karşı çıkan ‘köktenci’ düşünceler, acaba nasıl bir toplumun yöneticileri olacaklar?
 
O Yıllarda “Enerjide çare üretmek”le pek meşgul olan Emet Değirmenci keşke alternatif yaratma beklerken Bookchin’e bir daha baksydı.
 
Öte yandan ABdullah Öcalan-Bookchin etkileşimini çok sıklıkla  dile getiren Kürt Ekolojist arkadaşların Bookchin’den Savaş’ın yaptığı alıntıyı okumalarını dileyelim.