Cizre ve Sur Savaşı “yerli” ve “milli” mi? Ya Suriye ile zorlanan savaş? Suriye topraklarında gözü olmanın neresi “yerli”dir? Ya “milli”si nerede?

Kendi halkına savaş açacaksın, adı “yerli” ve “milli” olacak! Suriye’nin içişlerine el atıp önce besleme terör örgütü ÖSO’yu kurarak, olmayınca, TIR’lar dolusu destekle IŞİD’le, Nusra’yla, Ahrar üş Şam’la iç savaşa sürükleyeceksin.. Sonra “koridor”, “tampon/uçuşa yasak bölge” diye tutturacaksın.. Uçağını düşürdüğün Rusya’yla savaşın eşiğine gelip Esad’ın da ilerleyişiyle Halep yolu kesilince.. Bir de Minniğ hava üssü PYD’nin de içinde olduğu Suriye Demokratik Güçleri tarafından “ılımlı muhalif” diye yutturulmaya çalışılan Kaide Nusra’sının elinden alınınca.. “Fırtına Obüsleri”ni devreye sokacak Suriye’yi topa tutacaksın! Bu da “yerli” ve “milli” olacak? Önce “yerli” değil; Suriye toprakları bombalanıyor! Adı ancak yayılmacılık konabilir! “Milli” hiç denemez. “Misak-ı Milli”yle alakası yok. Eski “Osmanlı bakiyesi topraklar”. Belki bu! Peki, Osmanlı “milli” miydi? Hanedan’ın “milli”si mi olurmuş? Bakın son Osmanlı Padişahı vatan haini Vahdettin’in yaptıklarına, “milli”likle, “millet”le küçük bir ilişkisini kurun, görelim!

İçeride ve dışarıda ayaklandırılmaya çalışılan şoven milliyetçi savaşçı tutum ve bodoslamasına açılan savaş, hayır, milli değildir, milli çıkarlarla ilgisi yoktur, milletin değildir. Ne Türk, ne Kürt milletinin, ne de diğer milliyetlerden Türkiye halkının hiç değildir!

Cizre ve Sur başta olmak üzere, 12 Eylül’ü de, ’90’ların OHAL dönemini de geride bırakan sokağa çıkma yasakları ve kuşatmalar eşliğinde topa tutmalar ve yüzlerce kişinin “etkisiz hale getirilmesi”yle öğünmelerin milletle ve milli çıkarlarla, hele işçi ve emekçiler ve çıkarlarıyla zırnık ilişkisi yoktur! Milletler ve halkların çıkarı zinhar başka milletler ve halkların kana boğulmasında olamaz. Milletler ve halklar, tarih boyunca, ancak kendi çıkarlarının farkında değillerse ve ancak padişah/sultan, kral/derebeyi, şeyh ya da burjuvaları, kendi halk karşıtı sömürgen çıkarlarıyla aldatarak yedekleyip peşlerine takmışlarsa etnik ya da dinsel çatışmalara sürüklenmişlerdir. İşte Yugoslavya.. İşte Kafkaslar.. İşte Suriye!

Şimdi, “müttefikimiz Suudiler”miş!. Etiyopya’dan gelmeler, müthiş “milli”ler! Bir de Katar! Başka? ABD’yi bile müttefik olarak yanlarında bulamıyorlar. Naçar kalınıp elde oynayacak “koz” kalmayınca, blöf olarak, Suriye’deki Esad ve YPG mevzileri bombalanınca, yanında yörende kim kalır? Millet mi? Halk mı? ABD bile “ateşi durdurun” der!

Toprak başkasının toprağı. Esad ve YPG kontrol ettikleri toprakları büyütüyorlar. Sonra: “Suriye’den Türkiye’ye ateş edildi”! “Angajman kuralları”! Kim inanır? Zaten Davut Bey kendi söylüyor ki: “Her türlü tedbiri alacağımızı söyledim”! Yani; Suriye’den ateş açılması falan gerekmiyor. “Halep Koridoru” tehlikeye girdiğinde sorulan soruya Davut Bey, bir gün önce, “Bekleyin göreceksiniz” yanıtı vermişti. Gördük! Suriye’den ateş açıldığı masalıyla, önceden kararlaştırılan yapılmıştır. Davut Beyin ileri sürdüğü koşullardan de bellidir. Biden’e açıklamış: “YPG derhal Azez ve çevresinden uzaklaşacak. Koridoru tekrar kırma çabalarında bulunmayacak. Minniğ havaalanını derhal boşaltacak”!

AB’ydi, AİHM’di, Cizre’de, Sur’da sorulmadı, ama, başka bir ülke konu olduğunda kimse sormaz mı? Sana ne kardeşim! Başkasının memleketi.. Başkasının toprakları.. Sen ne hakla karışıyorsun? Üstelik Esad, hala -önemliymiş gibi- “seçilmiş” meşru yönetimi Suriye’nin. İşbaşından uzaklaştırıp uzaklaştırmamak Suriye halkının bileceği iş? Başkasına ne? Sana ne? Ve hele millete, Türkiye halkına ne? Milletlerin ve halkların çıkarlarıyla ne ilgisi var ve neden bombalıyorsunuz Suriye topraklarını? Rusya’yla kapışmak için mi? Milletin ve Türkiye halkının çıkarı Rusya ile savaşta mı? Haydi canım sen de!