PYD’nin, Muhaliflerin elindeki Türkiye’ye kuş uçuşu uzaklığı 13,7 kilometre olan Menneğ’i ele geçirmesi; Türkiye ordusunun Suriye’ye kara harekatı düzenleme ihtimalini gündeme getirdi. Aynı zamanda güneyde Esad rejiminin ordusu ise Türkiye’nin muhaliflere ulaşımının tek yolu olan Halep yolunu kapattı. Tablo Ortadoğu’da bir güç olma hedefindeki AKP için zor. Suriye’deki ittifaklarına ulaşım yolu kesilmiş ve PYD stratejik açıdan önemli askeri havaalanı Menneğ’i ele geçirmiş durumda. AKP, ya gelişmeleri izleme kararı alacak ya da Suriye’ye girecek.

Düşmanımın düşmanı dostumdur mantığından çıkıldı

AKP’nin Başika’da aldığı yenilgi Ortadoğu’da at koşturmanın “bir füze atarım savaş çıkartırım” demek kadar kolay olmadığını göstermiş oldu. Güç dengeleri Ortadoğu’da ittifakları belirliyor, ABD ve Rusya esas irade olmaya devam ediyor. AKP’nin belirleyici güç olma çabası boşa çıkmış durumda.

Şu an gelinen aşamada AKP, ABD’nin desteğini alamıyor. Erdoğan’ın üstüne basa basa söylediği “Ya PYD ya biz” koşulu AKP’nin lehine bir cevap almadı. Rusya ile ciddi bir gerilim sürüyor. Ancak ABD “düşmanımın düşmanı dostumdur” mantığını bir süreliğine buz dolabına kaldırmış durumda. Rusya ile gerilimi arttırmamaya çalışıyor.

ABD ve Rusya Dünya savaşı çıkmasını şimdilik istemiyor

Ortadoğu’da güç dengesi hassas. Taraflardan birinin dahi Suriye’ye girmesi bir dünya savaşı çıkması anlamına geliyor. ABD ve Rusya şu anki gidişattan memnun görünüyor. Dünya savaşı çıkmasından yana olmadıkları 18 Aralık 2015’te Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu’nda alınan kararla sabitlendi. 18 Aralık’ta alınan karar Suriye ve muhalifler arasında görüşmelerin başlatılmasını ve “siyasal çözüm”e odaklanılmasını öngörüyordu. Bu karara sadece Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar karşı çıkmıştı.

Görüyoruz ki Suriye’ye askeri müdahaleyi savunan Türkiye-Suudi Arabistan ve Katar üçlüsü ile savaşı daha çok şiddetlendirmeyi şimdilik planlamayan Rusya-ABD-Avrupa’nın saflaşması 18 Aralık’ta nüvesini bu şekilde vermişti.

PYD, Ortadoğu’da güç kazanıyor

AKP, Ortadoğu’da ABD’nin desteğini arkasına alamıyor, öte yandan ise Suriye’de söz hakkına sahip olmasının tek yolu olan muhalifler ise can damarı Halep’i kaybetmek üzere. PYD ise stratejik öneme sahip yerleri kazanıyor, Türkiye sınırına yaklaşıyor. Bu süreç AKP’nin Ortadoğu’daki söz hakkının daha da gerilemesine neden olacak gibi görünüyor.

Tayyip Erdoğan, diğer konularda olduğu gibi bu durumu da bir varlık yokluk mücadelesine çevirmeye kararlı gibi görünüyor. Suriye’de PYD’yi vurması bunun bir göstergesi. Bunun bir adım ötesi olan Suriye’ye kara harekatını ise göze alacak olursa, bunu ABD ve Rusya’ya rağmen yapacak.

Suudi Arabistan ve Katar, ABD’nin onayı doğrultusunda hareket ediyor

Ortadoğu’da daha çok söz sahibi olma hedefindeki diğer iki ülke ise Suudi Arabistan ve Katar. Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman el Sani “"Biz artık Suriye yönetiminin meşru olduğunu düşünmüyoruz ve Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz" diyor.  Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el Cubeyr ise Suriye’ye kara harekatından yana olduklarını belirtti; ancak bunun ABD’nin liderliğinde toplanan IŞİD karşıtı koalisyonun karar vermesi durumunda gerçekleşeceğinin altını çizdi.

Tüm bu tablo AKP’nin Ortadoğu’daki savaş politikasının; güç dengelerinin konumuna göre değil Tayyip Erdoğan’ın hırslarına göre şekillendiğini gösteriyor. Ortadoğu’da IŞİD’e karşı en etkili güç olan PYD’yi karşısına alması onu müttefiksiz bırakmış durumda. Bu nedenle AKP’nin Suriye’ye girmesi ancak ve ancak Erdoğan’ın mantıksız ve sonuçlarını hesap etmeyen bir dış politikası ile mümkün olur.