Bir yanda Güneydoğu’da sarayın savaşı devam ederken, başkentte bombalar patlıyor, Suriye’de YPG mevzularına ateş açılıyor, ablukalar sokağa çıkma yasaklarıyla, Kürt halkına yönelik katliamlar devam ediyor. Yakıcı gündemi fırsat olarak gören Cengiz Holding ise polis eşliğinde Cerattepe’ye ilerlemeye çalışıyor. Günlerdir, aylardır Artvin halkı madencilerin gelişine karşı nöbette. 16 Şubat Salı günü ise iş makineleri polis eşliğinde Cerattepeye çıkarılmaya çalışıldı, halk ise polisin saldırılarına rağmen direnmeye devam ediyor.

Maden faaliyetlerine karşı Artvin halkının mücadelesi çok eskilere dayanıyor. Maden projesi sadece Cerattepe’de değil, Hezor’da Borçka’da, Yusufeli’nde, Hod’ta, Şavşat’da, Artvin’in neredeyse her yerinde var. 20 yıla yayılan bu mücadele Türkiye’deki en eski, tecrübeli ve sürekliliği olan maden mücadelelerinden biri. Cerattepede’ki maden karşıtı mücadele büyük bir kararlılıkla hem sokakta hem yargı alanında devam ediyor.

Artvin halkı, 1990’larda Cominco Madencilik, 2000’li yılların başında ise Kanadalı IMNET Mining’e karşı verilen mücadelelerinin her ikisinde de başarılı oldu ve şirketleri geri gönderdi. Mücadele sonucunda, 2008 yılında IMNET Mining’in madencilik ruhsatı Danıştay tarafından bozuldu. Bu kararla Artvin halkı rahat bir nefes alsa da, bu çok uzun sürmedi. 2010 yılında çıkartılan yeni maden yasasıyla bölge yeniden madencilik faaliyetine açıldı. 4361 hektar büyüklüğünde devasa 2 alanda madencilik hakkı 2012’de Özaltın’a ardında da Cengiz Holding’e devredildi.  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ’da bakır madeni için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu raporu verdi. Bu karar sonrası, Yeşil Artvin Derneği’nden Artvin halkını temsilen 283 kişi, ÇED olumlu raporunun yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Rize İdare Mahkemesi'ne dava açtı. Bilirkişi incelemesinin ardından mahkeme 2014 yılında yürütmeyi durdurma kararı verdi. Kararda çevre şartlarının önceki haline döndürülmesinin zorluğu ve ekolojik dengenin ve ekosistemin olumsuz yönde etkilenecek olması hususlarının dikkate alındığında telafisi güç zararlar meydana getirebileceği kanaatine varıldığı ifade edildi.

Mahkeme kararının ardından, şirket kararı temyize götürdü, kararın yürütmesinin durdurulması da talep etti ancak Danıştay bu talebi reddetti.  Dava sonuçlanmadan 11 Haziran’da şirket yeniden ÇED raporu hazırladı. Dosya halen temyiz aşamasındayken, yani mahkeme kararı henüz kesinleşmemişken şirket jandarma eşliğinde iş makinelerini Cerattepe’ye sokmaya çalıştı. Bunun üzerine 21 Haziran’da iş makinelerine halk nöbete başladı. Artvinliler kurdukları barikatlarla devlet görevlileri ve şirket elemanlarını yaylaya sokmadı. Madene verilen izinlerle ilgili 61 avukat ve 756 imzalı katılım dilekçesiyle de bir dava açıldı, bu açılan davanın Bergama’dan sonra Türkiye’deki en katılımlı doğa davası olduğunu da hatırlatmak gerek.   

Burada, Bilirkişi Raporu’nu da ayrıca vurgulamak gerekiyor. Rapor, Artvin’de madencilik faaliyetinin bir seçim olduğunu, bu faaliyetin ancak Artvin şehri bütünüyle gözden çıkartılmak suretiyle gerçekleşebileceğini belirtiyor. Yani anlayacağınız Cerattepe’deki madende direterek, hem Cengiz Holding hem de polisi, jandarmasıyla her zaman şirketin yanında olan AKP hükümeti Artvin’i ve halkını gözden çıkarmış durumda.  Artvin’i yok edecek madeni hayata geçirmek üzere tüm oyunları deneyen Cengiz Holding’i ise hepimiz çok iyi biliyoruz. Holdingin sahibi,  havuz medyasından, milletin anasına küfreden, 3.Havalimanı talan projesi konsorsiyumu üyelerinden Mehmet Cengiz.

Cengiz Holding şu anda mahkeme kararını hiçe sayarak Cerattepe’ye girmekte ısrarcı. Maden ocağı faaliyete geçerse 50 bin 300 ağaç kesilecek, kaynak suları ve yeraltı suları kirlenecek, Artvin yaşam alanı olmaktan çıkacak. Şu an ki şirkete verilen maden ruhsatı neredeyse tamamı şehrin yaşam alanlarına kadar iniyor. Burada maden çıkması, Artvin’in tamamen yok olması, 25 bin insanın tamamıyla göç etmesi demek.  İşte bu nedenle de Artvinliler yaşam alanlarını korumak için yıllardır direniyor. Burada yaşayanların mücadelesi yaşam mücadelesi olmasının yanı sıra, zulme karşı direnişin, kar hırsına ve ortak alanların peşkeş çekilerek birilerine verilmesine karşı.  Devam eden mücadeleler karşısında ise şirket-devlet işbirliği, sermayenin saldırıları yer alıyor. Sermayenin çıkarları her şeyden önde tutularak mahkeme kararları uygulanmıyor, keyfi düzenlemelerle hukukun üstünlüğü yok sayılıyor.

Cerattepe’de 20 yıldır inatla, bilinçle sürdürülen,  bir arada durmayı beceren mücadelenin şantiye kurma çalışmalarıyla, ağaçları keserek sona ereceğini düşünenler yanılıyorlar. Yeşil Artvin Derneği’nin merkezinde yer aldığı mücadelede, ellerinde harita kapı kapı gezerek projenin yaşamlarını ne kadar etkileyeceğinin anlatılmasıyla Artvin halkı madene karşı örgütlendi. İşte bu bilinç ve örgütlenmeyle son günlerde yapılan saldırılara karşı bütün bir kent ayakta. Müdahaleyle esnaf kepenklerini indirdi, Cerrattepe’ye koştu.  Artvin milletvekilleri eylemlere başladı, doktorlar eylem yaptı. Hopalılar Cerattepe için uluslararası yolu trafiğe kapattı. Esnafı, milletvekili, hukukçusu, doktoru ile direnen bir kent var. Bugün Artvin tarihinin en kalabalık eylemlerinden birine sahne oldu.  İktidar şunu unutulmamalı, karşılanmayan talepler, kaybolup gitmez, aksine diğer taleplerle birleşerek daha güçlü bir muhalefet etme imkânı sağlar. O nedenle de, Artvinliler Cerattepe’den maden çıkmamasında kararlı.