Suudi Arabistan’ın önce koalisyon olmadan Suriye’ye giremeyiz demesi, 24 Şubat’ta da Suriye’de Rusya ile birlikte çalışabiliriz demesiyle Suudi Arabistan’la bir kara harekatı olasılığı gündemden düşmüş oldu. Yine de gerek başarısız koalisyon girişimleriyle olsun, gerek sık sık yapılan Suriye açıklamalarıyla olsun Suudi rejiminin Türkiye ile ortak çıkarlar peşinde olduğu da herkes tarafından biliniyor. Biz de Suudi rejiminin yakın zamandaki en 'yakıcı siyasi hamlelerinden' Yemen'e yapılan askeri müdahaleye yakından bakalım dedik.

Suudi Arabistan’ın Yemen’e yaptığı müdahale ile ilgili bilinmesi gereken ilk nokta bunun ‘Yemen hükümeti’ne karşı açılmış bir savaş olmadığı. Geçen haftalarda Erdoğan’ın da ağırladığı Yemen Cumhurbaşkanı Abd Rabbuh Mansur al-Hadi; Suudi Arabistan’ın ve Türkiye’nin dostu konumunda. Ama işler aslında burada karışıyor. Yemen’in şu anki devlet başkanı olarak uluslararası camiada Hadi tanınsa da, ülkede asıl kontrol iç savaş sonrasında başkent  Sana’a’yı ele geçirip devletin kontrolünü ellerine alan Husilerin elinde. Cumhurbaşkanı Hadi, Aden Körfezi’nden Suudi Arabistan’a kaçtıktan sonra koalisyon saldırıları sayesinde geri dönmüş bir ‘lider’.  Suudi Arabistan’ın Yemen’e müdahalesi de kendi destekledikleri Hadi’yi tekrar başa geçirmek için yapılıyor. Suudi Arabistan bu müdahalede tek başına değil; 9 Arap ülkesinin içinde bulunduğu bir koalisyonun liderliğiyle saldırıları düzenliyor. Koalisyondaki Arap ülkelerinin dolaysız desteği yanında ABD’nin hava desteğinin ve İngiltere’nin silah satışının da Suudi Arabistan’ın Yemen’deki savaşına dolaylı destek verdiği görülüyor. Tabiki bu noktada Husilerin tek başlarına olduklarını düşünmek için bir sebep yok; açık bir desteğin kanıtları bulunmasa da bazı kaynaklar İran’ın Husilere askeri eğitim verdiğini ve gizli bir şekilde desteklediğini iddia ediyor.

Suudi Arabistan’ın Yemen’e müdahalesinin ikinci önemli noktası da koalisyon ülkelerinin bombardımanlarının Yemen’de insani krize yol açmış olması. Eylül ayında  Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından yayınlanan rapora göre Mart’ın sonundan Haziran’ın sonuna kadar ölen sivillerin üçte ikisi Suudi liderliğindeki koalisyonun saldırıları sonucu hayatını kaybetmiş. Ayrıca insan hakları örgütlerinin iddialarına göre koalisyonun hava saldırıları sivillerin hayatları için kritik önemde olan hastaneler ve köprüler gibi diğer yapıların hedef alınmasından da sorumlu. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un Şubat 2016’da yaptığı açıklama da şu şekilde: “Koalisyonun hava saldırıları özellikler hastaneleri, camileri, okulları ve sivil yapıları vurmaya devam ediyor”. Ban Ki-moon açıklamasında ayrıca koalisyona silah satışı yapan ülkelerin de insan haklarını ihlal eden aktörler konusunda daha dikkatli olmalarını vurgulamış. Yine Birleşmiş Milletler’in raporuna göre Yemen’in 26 milyonluk nüfusunun 21 milyonunun yiyecek, temiz su gibi temel insani yardımlara ihtiyacı var.

Yemen’de halkın insani ihityaçlarına ulaşımının zorluğu dışında; 2015’in Mart’ından Ekim ayına kadar olan süreçte 2.577 sivilin hayatını kaybettiği, 5.078’inin de yaralandığı bildiriliyor. Hayatını kaybedenlerin 505’i çocuk.

Görüldüğü üzere Suudi rejiminin Yemen'e müdahalesi hiç de beklenen sonuçları vermemiş, aksine bölgede çatışma ortamını arttırmış ve ayrılıkları keskinleştirmiştir. Saldırının Yemen’de bir insanlık krizi oluşturduğu da Birleşmiş Milletler tarafından bile kabul görmektedir. Böyle saldırıların, uygulayan rejimler bir yana bu rejimlerin destekçisi bütün batılı ülkelerde de politik sonuçlarının olması kaçınılmazdır. Bu kanlı saldırıların sadece dış politikada hamleler olmaktan çok, rejimlerin iç  politikalarında da muhalif kesimlere baskı kurmak veya baskıyı yoğunlaştırmak için kullanıldığını da unutmayalım. ABD'nin İsrail, Suudi Arabistan ve Türkiye ile ilgili politikaları ve Birleşmiş Milletler’in bu insani kriz karşısında ‘gösteremediği’ tutum şunu hatırlatmalı; savaş gündemlerinin bütün keskinliğine rağmen, bu saldırıları engelleyecek güçler batılı ülkelerin diplomatik baskıları değil, ülkelerin iç politikalarındaki muhalif odaklardır.