Sinop Anti Nükleer Mitingini bitirdik. Sinoplu hemşehrilerimle çay bahçesinde "Yeşil Yol'a Karşı Samistal'da 50 Gün" kitabımın standında sohbetler ettik.

Konumuz elbette ki nükleer santraller ve Yeşil Yol idi. Çoşkulu bir katılım vardı; ama açık söylemek gerekirse mitinge geçen yıllara göre daha az insan katılmıştı. Sinoplu dostlarım uzun bir zamandan beri mitinge hazırlanıyorlardı. Aylar öncesinden çalışmaya başlamışlardı ve büyük bir katılım bekliyorlardı.

Mitingin yapılacağı günden önce birçok insan ve kuruluş katılacağını bildirmişti. Öte yandan Anti Nükleer Miting, Ankara katliamından sonra düzenlenen ilk kitlesel mitingdi. Ankara katliamı öncesi ve sonrasında patlayan canlı bombalar özellikle kent yaşamını derinden etkilemiş, insanlar sokağa bile çıkamaz olmuşlardı.

İnsanların meydana çıkması için Sinop Mitingi önemli bir fırsattı. Fakat fısıltı gazetesinin yaydığı bomba söylentileri de etkili olmuş katılım azda kalmıştı. Aslında fısıltı gazetesine bile gerek yoktu. Miting alanına sırt çantası alınmayacağının ilan edilmesi bile istenen çekingenliğin yaratılmasına yetmişti.

Mitingin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın termik santral açarken  yaptığı açıklama geldi; "Nükleer santrale karşı çıkanlar teferruatlı". Sayımızın az olmasının zannettirdiği teferruattan sayılan bu durumumuz içine su serpmiş olabilir. Yeni nükleer endüstri sisteminin nükleer taşeronluğunda kendilerini güçlenmiş sayabilirler. Oysa ki durum farklı.

Anti nükleer hareketi Mersin Milletvekili Prof.Dr. Altuğ Atıcı ile ayaküstü sohbet edip, Akkuyuya temel atan Enerji Bakanı ve mahiyetini, santralin kapısını tutup, içeride hapis tuttuğumuzu hatırlayıp güldük. Akkuyu santralinin dış kapısının anahtarını, şaşıran bir eylemcinin neşesini hatırlayıp umutlandık.

1990'lı yılların başında kurduğumuz Nükleer Karşıtı Platform'un ilk Akkuyu eylemlerinde daha az bir teferruattık. Bu teferruat öyle bir etki alanı yarattı ki şimdi etkisini kırmak için korku yaratılıyor, halkın özgürce dolaştığı yaşam alanları terörize ediliyor.

Bütün yaratılan korkular, yıllardır nükleer santral yaptırmayan bir hareketi teferruat saymak içinmiş. Benim hayatım o küçümsenen  teferruatın, Akkuyu'da  Sinop'da estiği rüzgârlarla dalgalanan binlerin bağrında yaşayarak geçti. Şimdi de bu yazıyı yazarken Sinop'dan Yeşil Yol karşıtı hareketin dallarındaki kulübede ayrılıyorum. Üstelik bagajın Yeşil Yol'a karşı direnişin, anti nükleer hareketin kitaplarını taşıyarak.

Şimdi yolumda Hemşin ülkesi var. Yeşil Yol'a karşı mücadeleyi emanet ettiğimiz dağların karına bakacağım. Mayıs'ta da Silifke'de nükleere karşı stantlar açaçacağız.

Cumhurbaşkanı nükleer karşıtlarına "Teferruatsınız" dedi.  Ben de teferruatta tutmak için yaratılan korkuyu ve teferruatın olağanüstü gücünü yazdım.