Endüstri sisteminin kapitalist barbarlığı, nükleer santrallerden Yeşil Yol’a kadar, giderek artan bir hızla ilerliyor.

24 Nisan 2016 Sinop Anti-nükleer Miting’den sonra Hemşin Ülkesine geldim. Miting ertesinde Cumhurbaşkanı’nın nükleer karşıtlarına “teferruat” demesi tepki çekecek sanmıştım. Yanılmışım.
Miting ertesi günü hiç tepki yoktu. Oysa ki, miting kürsüsünden, iktidara ve Cumhurbaşkanı’na çok sıklıkla söz söylenmişti. Köyüm Çinçiva’da kapımı açtım. Büyük evde yengemin yaktığı sobanın dumanı tütüyordu. Kapıya gittim. Yengem beni görünce sarıldı. Masadaki elmayı verdi.
 
***
 
Kulübeme döndüm, odamı temizleyip sobamı yaktım, yengemin vwerdiği elmayı sobanın üstüne koydum. Biraz sonra Emine yengem kapıya geldi
Emine yenge;
-Timur!
-Efendim yenge.
-Azıcık tuz va mı?
-Var yenge.
 
***
 
Emine yenge;
-Timur! Nereye gidersin oğul?
-İdris amcaya.
-Gazete göndersin.
-Ne yapacaksın gazeteyi?
-Sobayı tutuşturacam.
 
***
 
Çinçiva'da, afet ile mücadele etmek için Fırtına'yı kutuluyorlar. Endüstri sisteminin ekskavatörleri derenin bütün yataklarını yerinden oynatıyor. Kısa bir süre sonra Çinçiva lağım yolunu da açarlar.
Daha şimdiden, geçen sene düşe kalka akan su, uyuz bir akıntıya dönüştü bile.
Dere kutulandı. Arazi üretiyorlar. Duvarın arkasında kalan orman, tarla, çayır, çor, ne varsa meta artık.
Balık havuzları, kovan, bungalow koyulan araziler süratle el değiştirmeye aday. Turizm, hayvancılık kredilerine bir telefonla ulaşabiliyorsun. Yeter ki iste. Yeter ki, bir arazinin hissedarı ol. Devlet, bir yandan geleneksel, yayla hayvancılığı bitiriyor, bir yandan da sabit, tesis hayvancılığını teşvik ediyor.
Endüstri sistemi insanı kapitalistleştiriyor. Rezervasyon, kredi, borç, lokasyon. Daha şimdiden herkes meşgul. Borçlar şişmiş. Ödeme tarihleri erteleniyor. Şimdilik sorun yok. Şimdi zaman borçlandırma zamanı. Tahsilata daha zaman var. Varsın Danıştay Turizm Master Planını iptal etsin. Kapitalist barbarlık işlemeye devam ediyor. Şimdilerde Hemşin'de Kaçkar'da SİT'in iptali için kulis var.
"Vatandaş mezar yapacak yer bulamıyormuş"
 
Kaçkar SİT'den çıksın ki Yeşil Yol'un yolu açılsın. Önce Karadeniz Sahil Yolu, şimdi Yeşil Yol, öteden beri de kutulanan dereler. Her şey, altıyla, üstü ile toprağı metalaştırmaya dönük. Yol bağımlıların gözü döndü. Şimdi de Kaçkarlar’ ın efsanevi yaylası Hodaçur’ a yol yapmak isteniyor. Hodaçur bilindiği gibi Türkiye’de tapusu olan beş yayladan biridir. Yaylanın benim için önemi bizim köyün de kullandığı yaylamız olmasıdır. Hodaçur davaları ile de ünlüdür. Hodaçur’ dan, Yeşil Yol’ dan, Fırtına’ya azgın bir barbarlık, bütün mekanik güçleri ile saldırıyor.
Kapitalist barbarlığa karşı ne yapabiliriz? Kapımıza, toprağımıza sahip çıkabiliriz mesela. Yengemin yaptığı gibi, tuz, gazete, odun alıp vererek, bacamızı tüttürerek, kapımıza sahip çıkarak.
 
-Yenge.
-Efendim oğul.
-Kaynatanın baldızının görümcesi, azıcık yer istemiş, fasulye ekecekmiş. Yer verecek misin?
-Vermem. Domuz fasulyeyi sever tarlayı bozar.
 
Evden çıkıyordum ki, ekskavatöre benzeyen küçük bir akrebin yatağıma yaklaştığını farkettim. Metal kaşığı alıp, akrebi içine yuvarlayıp, dışarı bıraktım.
Akrep artık yatağımızın dibinde; mücadele ederken kaybetmemek lazım.